Kelimeler arşivi içinde; sonunda "dare" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. Sonu dare ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında dare olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde dare olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
GADDARE, GÜRDARE, SIKDARE
KADARE
İDARE
DARE
DARE
Ağaç. Tef. Daire, darbuka. Sap arabası kanatlarını meydana getiren çubuk bağlar. (Oklubalı, Esnemez, Dereyalak, Kuzfındık, İnönü Eskişehir).
SIKDARE
Kağnı iskeletini oluşturan yan ağaçların arasında bulunan ağaçlar. (Aşağıdinek Şarkikaraağaç Isparta).
GADDARE
Ağır ve her iki yanı keskin bir tür kılıç.
GÜRDARE
Kurdele.
İDARE
Yönetme, yönetim, çekip çevirme. Hoş görme, göz yumma. Yetinme. Tutum. Bir kurum ya da kuruluşun yönetildiği yer veya makam. İdare kandili veya lambası. Ülke işlerinin yürütülmesi, kamuya ilişkin hizmetlerin bütünü. Bir kurumun işlerini yürüten kurul.
KADARE
Ölme, bitme.
Bu bölümde tanımı içerisinde DARE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MÜDÜR
İdare eden, yöneten. Başöğretmen. Yönetmen.
ÇEVİRMEK
Bir şeyin yönünü değiştirmek. İşlemek, yapmak. Geri göndermek. Çeviri yapmak. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek. Kâğıt oyunu oynamak. Yönetmek, idare etmek. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek. Döndürerek hareket ettirmek. Bir durumdan başka duruma geçmek. Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek. Durdurmak. Çevrilemek, tevil etmek. Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak.
İDARECİ
Yönetici. İdare eden, hoşgörülü. Becerikli, tutumlu.
İDARESİZ
İdare etmesini bilmeyen, gevşek, beceriksiz (kimse). Tutumsuz.
BABIALİ
Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükûmeti. İstanbul'da bu çevredeki basın.
PENCİK
Asker yetiştirilmek için savaş tutsaklarından beşte bir oranında ayrılan acemi oğlanı adayı. Asker yetiştirilmek üzere verilen beşte bir askerden sonra esir sahibinde kalan beşte dört oranındaki esir için alınan vergi. Gümrük idaresi tarafından belirli bir vergi karşılığında köle sahibine verilen sahiplik hakkını gösteren senet.
DÜMEN
Hava ve deniz taşıtlarında, taşıta istenilen yönü vermeye ve belirli bir doğrultuda götürmeye yarayan hareketli parça. Yönetim, idare. Dalavere, hile.
İDARECİLİK
İdareci olma durumu. İdarecinin yaptığı iş, yöneticilik.
İDARECE
İdare yönünden, idare tarafından.
PRATİKA
Kıyı sağlık idaresi tarafından gemilere verilen giriş çıkış izni.
ORGANİZASYON
Düzenleme. Düzenli bir grubun üyelerinin tamamı. Kuruluş, kurum, teşkilat. Devlet, idare, toplum vb.nin düzenleniş biçimi.
GÜDÜM
Yönetme işi, idare. Bilişimde, bir olaylar dizisini, bir süreci veya bir aracı yöneltme ve düzenlemeyle ilgili işlevlerin bütünü.
MEKTUPÇU
Osmanlılarda, bir resmî dairenin yazı işlerini yönetmekle yükümlü yüksek görevli kişi. Bir il idaresinin yazı işlerini yöneten görevli.
GÜTMEK
Hayvan veya hayvan sürüsünü önüne katıp otlatarak sürmek. Bir düşünceyi veya bir ilkeyi gerçekleştirmeye çalışmak. Bir kimseyi, bir topluluğu kendi düşünce ve amacı doğrultusunda yönetmek, sevk ve idare etmek.
ARTIRIM
Bir şeyi idareli harcayarak onun bir bölümünü artırma işi, tasarruf. Müzayedede artırma.
ÇEVRİMLİ
İşi iyi yöneten, becerikli, idareli.
İDARELİ
İdare etmesini bilen, iyi yöneten. Tutumlu bir biçimde, ekonomik olarak. Tutumlu.
POSTACI
Mektup, gazete, havale, paket vb.ni gönderilen yere ulaştıran posta idaresi görevlisi.
MANİFESTO
Bir gemideki malları göstermek için kaptan tarafından boşaltma işlemlerinin yapılacağı gümrük idaresine verilen liste. Bildiri. Toplumsal bir hareketin siyasal inanç ve amaçlarının açık ifadesi.
KUT
Devlet idaresinde güç, yaratıcılık ve yetki bakımından sahip olunan üstün güç. Mutluluk. İlahi bir kaynaktan gelen rahmet, bereket.