Kelimeler arşivinde; içinde "dalda" olan, toplam 14 tane kelime bulunuyor. İçerisinde dalda bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu dalda ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında dalda olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DALDALANMAK
DALDALAMAK, DALDALANMA
DALDAŞŞAH, DALDAŞŞAK
DALDABAN, DALDALIH, DALDALIK, DALDANAK, DALDAŞAK
DALDALA
DALDAK, DALDAL
DALDA
DALDA
Yörüklerin, çalı çırpı ile çadırlarının önünde daire şeklinde çevirdikleri yer. Damla. Yağmur, güneş ve rüzgârın etki yapamadığı gizli, kuytu yer, kenar, saklanılacak yer, ağaç, bina gölgesi, gölge. Koruma, esirgeme, himaye. Dalda, dulda, himaye, saye. Issız, sakin taraf (Erzincan Merkez). Gölge. Siper; gölgelik yer. Gölge, saye. Kuytu yer, barınak. Bitlis şehri, Tatvan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
DALDALIK
Yağmur, güneş ve rüzgârın etki yapamadığı gizli, kuytu yer, kenar, saklanılacak yer, ağaç, bina gölgesi, gölge. Ağrı şehrinde, Tutak ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
DALDAŞAK
Çırılçıplak.
DALDAŞŞAH
Çırılçıplak.
DALDALAMAK
Birisini himaye etmek. Örtmek: Çocuğun yüzünü daldala güneş vurmasın. Kapıyı yarı kapamak. Güneş, rüzgâr ve yağmurdan korumak, gözden saklamak. Fırsat bekleyerek bir şey çalmak. Fırsat bekleyip birisine vurmak.
DALDALANMA
Daldalanmak işi.
DALDALANMAK
Gölgeli yere saklanmak. Gölgeli yere ya da bir adamın himayesine sığınmak. Sinmek. Bir şeyle fazla meşgul olmak, dalmak: Oyuna daldalanıp vakti unutmuş. Sığınmak, barınmak. Duldalanmak.
DALDABAN
Yalınayak. Serseri, patavatsız. Gümrük kolcusu.
DALDALA
Arka arkaya.
DALDAL
Yana kıvrık (boynuz için). Boynuzu yana kıvrık hayvan. Kahraman, yiğit.
DALDAŞŞAK
Çırılçıplak.
DALDALIH
Yağmur, güneş ve rüzgârın etki yapamadığı gizli, kuytu yer, kenar, saklanılacak yer, ağaç, bina gölgesi, gölge.
DALDAK
Uzun boylu kimse.
DALDANAK
Üstü başı yırtık, perişan.
Bu bölümde tanımı içerisinde DALDA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇUKLU
Meyvelerin dalda toplu olması.
YANARDÖNER
Kıpırdadıkça çeşitli renklerde parlayan (kumaş, deri vb.), janjan. Çabuk fikir ve yön değiştiren (kimse). Daldan dala atlanan, konudan konuya geçilen.
KENTBİLİMCİ
Kentbilim öğretimi yapan, bu dalda yapıtları ve yayınları olan kimse.
ÇATANAK
Daldaki meyve kümesi. Ağaç dalı. İki dal arası: Kuş çatanağa yuva yapmış. Bacakların gövdeye birleştiği yer. Birbirine bağlanmış iki bohça. Çatallı, pürüzlü.
ÇITINAH
Bir dalda dört beş meyvenin yanyana bulunması.
ARDILI
Asılı: Rüzgâr çamaşırları uçurmuş ama, bereket versin direkte ardılı kalmışlar. Daldaki meyvenin çokluğu için: Almalâ ardılı, budakları, dalları gırılıyô. Asılmış durumdaki nesneler.
ARMAĞAN
Birini sevindirmek, mutlu etmek, onurlandırmak, kutlamak için veya anı olarak verilen şey, hediye, dürü. Bağış, ihsan. Bir bilim adamının emek verdiği dalda onu anmak için hazırlanan bilimsel eser. Ödül.
ÇITANAK
Bir dalda dört beş meyvenin yanyana bulunması. Küçük dal. Bir dalda birkaç meyvenin bulunması.
GUMUŞ
Daldaki fındık salkımı: Bu gumuşta sekiz tane fındık var.
ÇATAMAK
Daldaki meyve kümesi.
ÇITIRIM
Çok güçlü, sert: Bu yıl çıtırım kış oldu. Çok, bol: Şu dalda çıtırım elma var.
KENTBİLİM
Geniş anlamda, kentlerin değişmesine, büyümesine, gelişmesine, bayındırılmasına ve düzenlenmesine yön veren, kentsel çevreyi, yaşamın toplumsal, ekonomik, ekinsel yönetkil ve güzelduyusal gereklerini gözönünde tutarak düzenleyen uğraşı, bilim ve sanat dalı. Dar anlamda, yerleşim yerleri için düzentasarlar hazırlamanın yöntemlerini öğreten bilim dalı ve bu dalda yetişmiş kimselerin uğraşısı. Kent bilimlerinden biri.
KATALOG
Kitaplıktaki kitapları veya belli bir daldaki gereçleri, nitelikleri bakımından tanıtmak, arandıklarında bulunmalarını sağlamak amacıyla, yer numaraları belirtilerek hazırlanmış kitap, defter veya fişten oluşan bütün, fihrist. Kitabevi, yayınevi, kurum vb. kuruluşların yayınlarını, ürettikleri malları, eşyaları tanıtan, gösteren liste veya kitap, fihrist.
CULLAP
Berrak, duru. Piliç. Sırsıklam. Meyvenin dalda sık ve olgun oluşu. Ekmek veya yufkadan yapılmış tirit.
KÜM
Ağıl, davar ahırı. Bir dalda meyve kümesi, salkım. Yeni doğan kuzuları soğuktan korumak için yapılan çukur. Kadınların başlarına sardıkları beyaz peştemal.
FITFITA
Civelek, bir dalda durmayan.
ÇITINAK
Bir dalda dört beş meyvenin yanyana bulunması.
EVCÜK
Küçük çocukların taş ve kiremit parçaları ile evcilik oynamak için yaptıkları ev. Keklik avlağı. Taş ya da daldan yapılmış avlanma kulübesi.
KOPARMAK
Kopmasını sağlamak, kopmasına yol açmak. Daldan, ağaçtan alıp toplamak. Güçlükle elde etmek. Zor kullanarak almak. Birlikte koşan yarışçıyı üstün bir çaba ile hızlanıp geçmek. Birden ve güçlü bir biçimde başlamak veya başlatmak.
KATALOGLAMAK
Kitaplıktaki veya belli bir daldaki gereçleri yer numarası, bibliyografik kimlik vb. bakımından tespit etmek.