DALGA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "dalga" olan, toplam 21 adet kelime bulunmaktadır. dalga ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu dalga ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde dalga olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

DALGALANDIRABİLME

16 harfli kelimeler

DALGALANDIRILMAK

15 harfli kelimeler

DALGALANABİLMEK, DALGALANDIRILMA

14 harfli kelimeler

DALGALANDIRMAK, DALGALANABİLME

13 harfli kelimeler

DALGALANDIRIŞ

11 harfli kelimeler

DALGALANMAK, DALGACIKLAR, DALGAÇLAMAK

10 harfli kelimeler

DALGALANMA, DALGALANIŞ, DALGAKIRAN, DALGACILIK, DALGAÖLÇER

9 harfli kelimeler

DALGALAMA

8 harfli kelimeler

DALGASIZ, DALGACIK

7 harfli kelimeler

DALGALI, DALGACI

5 harfli kelimeler

DALGA

Bazı kelimelerin anlamları

DALGA

Deniz veya göl gibi geniş su yüzeylerinde genel olarak rüzgâr, deprem vb.nin etkisiyle oluşan kıvrımlı hareket. Bir yüzeydeki kıvrım. Geçici sevgili. Arka arkaya gelen kriz vb. olayların her biri. Sıcak, soğuk, moda için belli bir süre etkili olan dönem. Gizli iş, dalavere. Titreşimin bir ortam içinde yayılma hareketi. Geçici aşk ilişkisi. Saçların kıvrım genişliği. Dalgınlık. Esrar, eroin vb. uyuşturucu maddelerin verdiği keyif durumu.

DALGALANMAK

Üzerinde dalga oluşmak. Tutarlı olamamak, tutarlı davranışlarda bulunamamak. Hareketli olmak, kıpırdamak. Renk, ton değiştirmek.

DALGACIKLAR

Bir kayacın katman yüzeyinde, su akıntıları ya da yel etkisiyle oluşmuş oldukça düzenli küçük kıvrımcıklar.

DALGACILIK

Dalgacı olma durumu.

DALGALANDIRILMA

Dalgalandırılmak işi.

DALGALANDIRILMAK

Dalgalanması sağlanmak.

DALGAÇLAMAK

Giyecek ve yiyecekleri yıkayıp temizledikten sonra, son defa çalkalamak. Dalmak: Suyun içine dalgaçlayınca ne hoş olur.

DALGALANDIRIŞ

Dalgalandırma işi.

DALGALANDIRABİLME

Dalgalandırabilmek işi.

DALGALANMA

Dalgalanmak işi. Pek çok kimsede bir anda yaratılan güçlü heyecan, sansasyon. Bir toplumda uyumsuzluktan doğan karışıklık. Mal fiyatlarının türlü sebeplerle inişi veya çıkışı. Koşu duruşunda, dizlerin hafif bükülmesinden ve kolların gevşek olarak öne yukarı doğru kaldırılmasından sonra, dizlerin gerilerek gövdenin doğrulmasıyla vücudun diz, kalça, bel, sırt, baş ve kollarda geliştirdiği bir dalga hareketi.

DALGALANDIRMAK

Dalgalı duruma getirmek, dalgalanmasını sağlamak.

DALGALANIŞ

Dalgalanma işi.

DALGALANABİLME

Dalgalanabilmek işi.

DALGAKIRAN

Kıyıdaki yapıları, tekneleri, dalgaların yıpratıcı etkisinden korumak veya gemilerin yük alıp boşaltmasını sağlamak amacıyla liman ve iskele önlerine yapılmış olan uzun set.

DALGAÖLÇER

Oluşan dalgaların yüksekliğini ve derinliğini ölçen alet.

DALGALANABİLMEK

Dalgalanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

  -   -   -  

Anlamında DALGA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DALGA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DEDEKTÖR

Gaz, mayın, radyoaktif mineral, manyetik dalga vb.ni bulmaya, tanımaya yarayan cihaz, algılayıcı.

DALGALI

Dalgası olan. Kıvrımlı (saç). Belli dalga boylarını alabilen, alternatif. Açıklı koyulu (renk). Dalga dalga görünen.

ÇALKANMAK

Çalkama işine konu olmak. Haber, söylenti herkesin ağzında dolaşmak. Deniz, göl dalgalanmak. Coşkunluk, hareketlilik içinde bulunmak.

ALTERNATÖR

Dalgalı akım üreteci.

ÇALKALANMAK

Çalkama işine konu olmak. Dalgalanmak.

ÇALKANTI

Deniz ve gölde dalgalanma. Coşku. Kalbur yardımıyla ayrılan çer çöp. Çalkanmış şey. Kargaşa ve bunalımın yol açtığı düzensiz, karışık, sıkıntılı durum.

ALTERNATİF

Seçenek. Karşı. Dalgalı. Değişik, farklı. Almaşık.

DAMAR

Canlı varlıklarda kanın veya besleyici sıvıların dolaştığı kanal. Mermerde, bazı taşlarda ve tahta kesitlerinde renk ayrılığı gösteren dalgalı çizgi. İçinde ongun besi suyunun dolaştığı odunsu dokudan boru. Başka türden katmanların arasında bulunan sıvı, maden veya mineral katmanı. Böceklerde kanat zarını dik tutmaya yarayan organ. Huy. Soy, yaradılış.

ÇIRPINMAK

Acı ile debelenmek. Ses çıkararak hafifçe dalgalanmak. Kaslar birdenbire kendiliğinden ve düzensiz bir biçimde kımıldamak, ihtilaç etmek. Çok istenilen bir şeyi gerçekleştirebilmek için aşırı derecede çaba harcamak. Ne yapacağını şaşırmış bir durumda üzülmek ve telaşlanmak.

ANGSTRÖM

Metrenin on milyarda biri değerine eşit olan ışık dalgalarını ölçme birimi.

ÇEKMEK

Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.

AÇIKÇI

Borsada fiyat dalgalanmalarından yararlanarak açıktan para kazanan kimse.

ÇIRPINTILI

Ufak ve oynak dalgalı (deniz). Çırpıntısı olan.

DALGACIK

Küçük dalga.

ANTEN

Boşlukta yayılan elektromanyetik dalgaları toplayarak bu dalgaların transmisyon hatları içerisinde yayılmasını sağlayan cihaz. Olta şamandırasının alt ve üst kısmında bulunan ince uçlar. Duyarga.

BALKIMAK

Parlamak, parıldamak. Şimşek çakmak. Organ, kesik kesik ağrımak, sancımak. Su halkalanmak, dalgalanmak.

ÇULLAMAK

Hayvana çul örtmek. Fırtınalı denizde dalgalar güverteye su atmak.

ÇATLAMA

Çatlamak işi. Uygun olmayan kuruma sonucu ağacın boyu yönündeki lif ayrılması. Tohumların dağılması için meyve kabuğunun yarılması, açılma. Dalgaların sığ kıyıya geldikleri zaman dökülüp köpürmesi, çatlak.

DALGASIZ

Dalgası olmayan.

ÇIRPINTI

Çırpınma. Aşırı uykusuzluk, huzursuzluk, titreme, silkinme durumu. Suların ufak ve oynak dalgalarla kaynaşması. Ruhsal gerginliğin dışa vurulması, ajitasyon.