DALDA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "dalda" olan, toplam 14 adet kelime bulunmaktadır. dalda ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu dalda ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde dalda olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

DALDALANMAK

10 harfli kelimeler

DALDALAMAK, DALDALANMA

9 harfli kelimeler

DALDAŞŞAH, DALDAŞŞAK

8 harfli kelimeler

DALDABAN, DALDALIH, DALDALIK, DALDANAK, DALDAŞAK

7 harfli kelimeler

DALDALA

6 harfli kelimeler

DALDAK, DALDAL

5 harfli kelimeler

DALDA

Bazı kelimelerin anlamları

DALDA

Yörüklerin, çalı çırpı ile çadırlarının önünde daire şeklinde çevirdikleri yer. Damla. Yağmur, güneş ve rüzgârın etki yapamadığı gizli, kuytu yer, kenar, saklanılacak yer, ağaç, bina gölgesi, gölge. Koruma, esirgeme, himaye. Dalda, dulda, himaye, saye. Issız, sakin taraf (Erzincan Merkez). Gölge. Siper; gölgelik yer. Gölge, saye. Kuytu yer, barınak. Bitlis şehri, Tatvan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

DALDANAK

Üstü başı yırtık, perişan.

DALDAŞŞAK

Çırılçıplak.

DALDALIK

Yağmur, güneş ve rüzgârın etki yapamadığı gizli, kuytu yer, kenar, saklanılacak yer, ağaç, bina gölgesi, gölge. Ağrı şehrinde, Tutak ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

DALDAŞAK

Çırılçıplak.

DALDAŞŞAH

Çırılçıplak.

DALDAL

Yana kıvrık (boynuz için). Boynuzu yana kıvrık hayvan. Kahraman, yiğit.

DALDALA

Arka arkaya.

DALDABAN

Yalınayak. Serseri, patavatsız. Gümrük kolcusu.

DALDALANMAK

Gölgeli yere saklanmak. Gölgeli yere ya da bir adamın himayesine sığınmak. Sinmek. Bir şeyle fazla meşgul olmak, dalmak: Oyuna daldalanıp vakti unutmuş. Sığınmak, barınmak. Duldalanmak.

DALDALANMA

Daldalanmak işi.

DALDAK

Uzun boylu kimse.

DALDALIH

Yağmur, güneş ve rüzgârın etki yapamadığı gizli, kuytu yer, kenar, saklanılacak yer, ağaç, bina gölgesi, gölge.

DALDALAMAK

Birisini himaye etmek. Örtmek: Çocuğun yüzünü daldala güneş vurmasın. Kapıyı yarı kapamak. Güneş, rüzgâr ve yağmurdan korumak, gözden saklamak. Fırsat bekleyerek bir şey çalmak. Fırsat bekleyip birisine vurmak.

  -   -   -  

Anlamında DALDA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DALDA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KATALOGLAMAK

Kitaplıktaki veya belli bir daldaki gereçleri yer numarası, bibliyografik kimlik vb. bakımından tespit etmek.

KOPARMAK

Kopmasını sağlamak, kopmasına yol açmak. Daldan, ağaçtan alıp toplamak. Güçlükle elde etmek. Zor kullanarak almak. Birlikte koşan yarışçıyı üstün bir çaba ile hızlanıp geçmek. Birden ve güçlü bir biçimde başlamak veya başlatmak.

ÇATANAK

Daldaki meyve kümesi. Ağaç dalı. İki dal arası: Kuş çatanağa yuva yapmış. Bacakların gövdeye birleştiği yer. Birbirine bağlanmış iki bohça. Çatallı, pürüzlü.

KENTBİLİMCİ

Kentbilim öğretimi yapan, bu dalda yapıtları ve yayınları olan kimse.

ÇATAMAK

Daldaki meyve kümesi.

ÇUKLU

Meyvelerin dalda toplu olması.

ÇITINAK

Bir dalda dört beş meyvenin yanyana bulunması.

KATALOG

Kitaplıktaki kitapları veya belli bir daldaki gereçleri, nitelikleri bakımından tanıtmak, arandıklarında bulunmalarını sağlamak amacıyla, yer numaraları belirtilerek hazırlanmış kitap, defter veya fişten oluşan bütün, fihrist. Kitabevi, yayınevi, kurum vb. kuruluşların yayınlarını, ürettikleri malları, eşyaları tanıtan, gösteren liste veya kitap, fihrist.

ÇITINAH

Bir dalda dört beş meyvenin yanyana bulunması.

YANARDÖNER

Kıpırdadıkça çeşitli renklerde parlayan (kumaş, deri vb.), janjan. Çabuk fikir ve yön değiştiren (kimse). Daldan dala atlanan, konudan konuya geçilen.

FITFITA

Civelek, bir dalda durmayan.

GUMUŞ

Daldaki fındık salkımı: Bu gumuşta sekiz tane fındık var.

CULLAP

Berrak, duru. Piliç. Sırsıklam. Meyvenin dalda sık ve olgun oluşu. Ekmek veya yufkadan yapılmış tirit.

ARDILI

Asılı: Rüzgâr çamaşırları uçurmuş ama, bereket versin direkte ardılı kalmışlar. Daldaki meyvenin çokluğu için: Almalâ ardılı, budakları, dalları gırılıyô. Asılmış durumdaki nesneler.

ÇITANAK

Bir dalda dört beş meyvenin yanyana bulunması. Küçük dal. Bir dalda birkaç meyvenin bulunması.

ARMAĞAN

Birini sevindirmek, mutlu etmek, onurlandırmak, kutlamak için veya anı olarak verilen şey, hediye, dürü. Bağış, ihsan. Bir bilim adamının emek verdiği dalda onu anmak için hazırlanan bilimsel eser. Ödül.

ÇITIRIM

Çok güçlü, sert: Bu yıl çıtırım kış oldu. Çok, bol: Şu dalda çıtırım elma var.

KENTBİLİM

Geniş anlamda, kentlerin değişmesine, büyümesine, gelişmesine, bayındırılmasına ve düzenlenmesine yön veren, kentsel çevreyi, yaşamın toplumsal, ekonomik, ekinsel yönetkil ve güzelduyusal gereklerini gözönünde tutarak düzenleyen uğraşı, bilim ve sanat dalı. Dar anlamda, yerleşim yerleri için düzentasarlar hazırlamanın yöntemlerini öğreten bilim dalı ve bu dalda yetişmiş kimselerin uğraşısı. Kent bilimlerinden biri.

EVCÜK

Küçük çocukların taş ve kiremit parçaları ile evcilik oynamak için yaptıkları ev. Keklik avlağı. Taş ya da daldan yapılmış avlanma kulübesi.

KÜM

Ağıl, davar ahırı. Bir dalda meyve kümesi, salkım. Yeni doğan kuzuları soğuktan korumak için yapılan çukur. Kadınların başlarına sardıkları beyaz peştemal.