Kelimeler arşivinde; içinde "buluş" olan, toplam 13 tane kelime bulunuyor. İçerisinde buluş bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu buluş ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında buluş olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BULUŞULABİLMEK
BULUŞULABİLME
BULUŞUVERMEK
BULUŞTURMAK, BULUŞUVERME
BULUŞULMAK
BULUŞULMA, TARABULUŞ
BULUŞMAK, DOMBULUŞ, TOMBULUŞ
BULUŞMA
BULUŞ
BULUŞ
Bulma işi. İlk defa yeni bir şey yaratma, icat. Konu, duygu, düşünce ve hayalde başkalarının etkisinden sıyrılarak bunların işlenişinde yeni bir yol tutma. Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaşma veya yöntem geliştirme, icat.
TARABULUŞ
İpek giysi.
TOMBULUŞ
Ense kökü ile sırtın birleştiği yer.
BULUŞUVERME
Buluşuvermek işi.
BULUŞTURMAK
Bir araya gelmelerini sağlamak, bir araya getirmek.
DOMBULUŞ
Altı aylığa kadar deve yavrusuna verilen ad.
BULUŞMA
Buluşmak işi.
BULUŞULABİLMEK
Buluşulma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BULUŞULABİLME
Buluşulabilmek işi.
BULUŞMAK
Bir araya gelmek. Kavuşmak. Önceden belirlenmiş bir yer ve zamanda bir araya gelmek. Karşılaşmak.
BULUŞULMA
Buluşulmak işi.
BULUŞUVERMEK
Çabucak veya ansızın buluşmak.
BULUŞULMAK
Buluşma işi yapılmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BULUŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HIDIRELLEZ
Hızır ve İlyas peygamberlerin her yıl buluştuklarına inanılan 6 Mayıs günü. Her yılın 6 Mayıs gününde kutlanan geleneksel bayram.
PATENT
Buluş belgesi. Gemilere ayrıldıkları limanın sağlık durumu için verilen belge. Uyruğunu belirten belge. Bir durum veya bir işi yalnızca kendi yetkisi altında görme.
İCAT
Buluş. Gerçekmiş gibi gösterme çabası.
BİRLEŞİLMEK
Birleşme işi yapılmak, bir araya gelinmek, buluşulmak.
TELAKİ
Buluşma, kavuşma.
GÖRÜŞMEK
Buluşup konuşmak, konuşup sohbet etmek. Dostluk, ahbaplık etmek. Bir iş, bir konu üzerinde karşılıklı görüş ileri sürmek, müzakere etmek.
ORDUEVİ
Kara, deniz ve hava subay ve astsubaylarının buluştukları, sosyal gereksinimlerini karşılayabilecek biçimde yapılmış lokal veya yapı.
RANDEVULAŞMAK
İki veya daha çok kişi belli bir yerde veya zamanda buluşmak için sözleşmek.
BİRLEŞMEK
Ayrıyken tek bir bütün durumuna gelmek. Kaynaşmak. Uyuşmak, aynı görüşte olmak. Buluşmak, bir araya gelmek. Cinsel ilişkide bulunmak. Aynı amaç çevresinde toplanmak.
ÇAKINTI
Şimşek çakması, parlaması. Ani buluş, düşünce, beklenmeyen söz veya davranış.
BERAT
Bir buluştan, bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge, patent. Osmanlı Devleti'nde bir göreve atanan, aylık bağlanan, san, nişan veya ayrıcalık verilen kimseler için çıkarılan padişah buyruğu.
SÖZLEŞMEK
Herhangi bir iş konusunda birbirine karşılıklı söz vermek. Belli bir yerde, belli bir saatte buluşmayı kararlaştırmak.
ÖZGÜN
Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan, orijinal, ibdai. Çeviri olmayan, asıl olan (metin), orijinal. Bir buluş sonucu olan, nitelikleri bakımından benzerlerinden ayrı ve üstün olan.
MUCİT
Yeni bir buluş ortaya koyan, icat eden kimse. Yaratıcı, yaratan.
MÜLAKİ
Buluşan, kavuşan, görüşen.
MÜLAKAT
Buluşma, görüşme. Röportaj. Bir işe alınacak kişiler arasından seçim yapabilmek amacıyla kendileriyle karşılıklı konuşma, görüşme.
RANDEVU
Belli bir saatte, belli bir yerde iki veya daha çok kişi arasında kararlaştırılan buluşma.
TEKKE
Tarikattan olanların barındıkları, ibadet ve tören yaptıkları yer, dergâh. Hapishane. Esrar içilen üstü kapalı yer. İşsiz güçsüz kimselerin buluşup sığındıkları yer.
KAVUŞMA
Kavuşmak işi, buluşma, telaki. Mantar ve yosun sınıfından bazı aşağı bitkilerde, yeni bir birey oluşturmak için iki ayrı hücrenin birleşmesi.
TEMAS
Değme, dokunma, dokunuş, değinti. Dokunma. Buluşup görüşme, ilişki kurma, münasebet. Gidip gelme, ulaşım, bağlantı. Değinme, sözünü etme, bahsetme.