Kelimeler arşivinde; içinde "bulut" olan, toplam 33 tane kelime bulunuyor. İçerisinde bulut bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu bulut ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında bulut olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BULUTLANIVERMEK, BULUTLANABİLMEK
BULUTLANIVERME, BULUTLANABİLME
YELKENBULUTU
BULUTSUZLUK, BULUTLANMAK
BULUTLULUK, PAMUKBULUT, GAZBULUTSU, BULUTTEKİN, BULUTPINAR, BULUTLANMA, BULUTÇEŞME, BULUTÇEKER, BULUTLAMAK
YELBULUTU, KÜMEBULUT, KARABULUT, BULUTOĞLU, GARABULUT
BOZBULUT, TÜYBULUT, GÖKBULUT, BULUTSUZ, BULUTÇUK
AKBULUT, BULUTAY, BULUTLU, BULUTSU
BULUT
Atmosferdeki su damlacıkları ve buz taneciklerinin görülebilir yoğunluk kazanmasıyla oluşan, biçimleri, yükseklikleri ve yol açtıkları hava olaylarıyla birbirinden ayrılan yığın. Keder, endişe. Herhangi bir şeyden oluşan yoğun yığın.
YELKENBULUTU
Hava açıkken görünen ve yel çıkacağının belirtisi sayılan bulutçuk.
BULUTLANMA
Bulutlanmak işi.
BULUTLANABİLMEK
Bulutlanma olasılığı bulunmak.
BULUTTEKİN
Bulut gibi her yeri kaplayan bey.
PAMUKBULUT
Durgun havalarda dağ üstlerinde görülen kat kat beyaz bulut topluluğu.
BULUTPINAR
Ağrı ili, Tutak ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
BULUTLANABİLME
Bulutlanabilmek işi.
BULUTLANMAK
Bulutlarla kaplanmak. Kederlenmek, hüzünlenmek.
BULUTÇEKER
Diyarbakır şehri, Çınar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
BULUTLULUK
Herhangi bir zamanda, gökyüzünün ne ölçüde bulutlarla örtülü olduğunu belirleyen ve 0-8 arasında değişen değer.
BULUTLANIVERME
Bulutlanıvermek işi.
BULUTÇEŞME
Balıkesir şehri, Altınova bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
GAZBULUTSU
Işınım yapan, bulutumsu görünüşlü gökcismi. Görünüşleri aynı olup da Samanyolu dışında bulunanlara gökada denir.
BULUTSUZLUK
Bulutsuz olma durumu.
BULUTLANIVERMEK
Ansızın veya çabucak bulutlanmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BULUT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BULANIK
Bulanmış olan, duru olmayan. Açık seçik görünmeyen, net olmayan. Muş iline bağlı ilçelerden biri. Donuk, anlamsız, fersiz (bakış). Niteliği tam anlaşılmayan. Bulutlu, kapalı (hava). Bulanmış, duru olmayan bir biçimde.
PÜSKÜLCÜK
Güneş kursunun bazı tek renkli resimlerinde görülen parlak bulut.
BULUTSUZ
Bulutu bulunmayan, açık, berrak.
HORTUM
Filde ve bazı böceklerde boru biçiminde uzamış ağız veya burun bölümü. Hava veya suyun kendi etrafında hızla dönüp buluttan yeryüzüne uzanan sütun biçiminde oluşan, alanı dar bir fırtına türü. Genellikle plastikten uzun ve esnek boru.
KAPANMAK
Kapalı duruma gelmek. Yara iyileşmek. Son verilmek, kesilmek. Hava bulutlanmak. Çalışamaz, etkinliğini sürdüremez duruma getirilmek. Göz kör olmak. Tatile girmek. Dışarı ile ilişiğini kesmek. Yüzü, gövdesi bir yere gelecek biçimde eğilmek.
NİMBUS
Kara bulut.
GİREN
Hafif bulutlu, sisli hava.
KAPALI
Kapanmış olan, açılmamış, açık karşıtı. Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem. İçe dönük yaradılışta olan. Dış çevreyle ilişki içerisinde olmayan. Geçilmez durumda olan. Açık olmayan (giyecek). Bulutlu, karanlık (hava). Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri). Başı örtülü (kadın). Gizli, saklı.
KAPANIK
Kapanmış. Sisli, bulutlu. Kaçınık. İç karartıcı, ruh sıkıcı.
NEBÜLÖZ
Bulutsu.
BULUTSU
Uzayda gaz ve toz bulutu, nebülöz.
BULUTLU
Bulutlarla kaplanmış, bulutlanmış. Bulanık. Karışık, net olmayan (bellek).
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
GİRENLEMEK
Hava bulutlanmak, serinlemek.
KAPAMAK
Bir açıklığı örtmek için bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek. Tıkamak, içini doldurmak. Ortalıktan alıp saklamak. Bir yere sokup dışarı çıkmasına engel olmak, hapsetmek. Su, elektrik gelişini kesmek. Karşılamak, denk gelmek. Hava bulutlarla kaplanmak, sıkıntılı bir hâl almak. Üzerinde durmamak, bir şey üzerinde konuşmayı bırakmak. Geçişi engellemek. Bir şeyin görünmesine engel olmak. Çalışamaz, görev ve iş yapamaz duruma getirmek.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
MAVİ
Yeşil ile menekşe rengi arasında bir renk, bulutsuz gökyüzünün rengi. Bu renkte olan.
GÜNEŞSİZ
Güneş ışınlarıyla aydınlanmayan, güneş ışınlarını almayan. Kapalı, bulutlu (hava).
BULUTÇUK
Küçük bulut.
KÜMÜLÜS
Küme bulut.