Kelimeler arşivi içinde; başında "buluş" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. buluş ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu buluş ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde buluş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BULUŞULABİLMEK
BULUŞULABİLME
BULUŞUVERMEK
BULUŞTURMAK, BULUŞUVERME
BULUŞULMAK
BULUŞULMA
BULUŞMAK
BULUŞMA
BULUŞ
BULUŞ
Bulma işi. İlk defa yeni bir şey yaratma, icat. Konu, duygu, düşünce ve hayalde başkalarının etkisinden sıyrılarak bunların işlenişinde yeni bir yol tutma. Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaşma veya yöntem geliştirme, icat.
BULUŞULMAK
Buluşma işi yapılmak.
BULUŞUVERME
Buluşuvermek işi.
BULUŞMAK
Bir araya gelmek. Kavuşmak. Önceden belirlenmiş bir yer ve zamanda bir araya gelmek. Karşılaşmak.
BULUŞTURMAK
Bir araya gelmelerini sağlamak, bir araya getirmek.
BULUŞULMA
Buluşulmak işi.
BULUŞMA
Buluşmak işi.
BULUŞULABİLMEK
Buluşulma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BULUŞULABİLME
Buluşulabilmek işi.
BULUŞUVERMEK
Çabucak veya ansızın buluşmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BULUŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ORDUEVİ
Kara, deniz ve hava subay ve astsubaylarının buluştukları, sosyal gereksinimlerini karşılayabilecek biçimde yapılmış lokal veya yapı.
PATENT
Buluş belgesi. Gemilere ayrıldıkları limanın sağlık durumu için verilen belge. Uyruğunu belirten belge. Bir durum veya bir işi yalnızca kendi yetkisi altında görme.
İCAT
Buluş. Gerçekmiş gibi gösterme çabası.
TELAKİ
Buluşma, kavuşma.
ÇAKINTI
Şimşek çakması, parlaması. Ani buluş, düşünce, beklenmeyen söz veya davranış.
MÜLAKAT
Buluşma, görüşme. Röportaj. Bir işe alınacak kişiler arasından seçim yapabilmek amacıyla kendileriyle karşılıklı konuşma, görüşme.
MUCİT
Yeni bir buluş ortaya koyan, icat eden kimse. Yaratıcı, yaratan.
TEKKE
Tarikattan olanların barındıkları, ibadet ve tören yaptıkları yer, dergâh. Hapishane. Esrar içilen üstü kapalı yer. İşsiz güçsüz kimselerin buluşup sığındıkları yer.
BİRLEŞİLMEK
Birleşme işi yapılmak, bir araya gelinmek, buluşulmak.
TEMAS
Değme, dokunma, dokunuş, değinti. Dokunma. Buluşup görüşme, ilişki kurma, münasebet. Gidip gelme, ulaşım, bağlantı. Değinme, sözünü etme, bahsetme.
ÖZGÜN
Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan, orijinal, ibdai. Çeviri olmayan, asıl olan (metin), orijinal. Bir buluş sonucu olan, nitelikleri bakımından benzerlerinden ayrı ve üstün olan.
SÖZLEŞMEK
Herhangi bir iş konusunda birbirine karşılıklı söz vermek. Belli bir yerde, belli bir saatte buluşmayı kararlaştırmak.
GÖRÜŞMEK
Buluşup konuşmak, konuşup sohbet etmek. Dostluk, ahbaplık etmek. Bir iş, bir konu üzerinde karşılıklı görüş ileri sürmek, müzakere etmek.
MÜLAKİ
Buluşan, kavuşan, görüşen.
RANDEVU
Belli bir saatte, belli bir yerde iki veya daha çok kişi arasında kararlaştırılan buluşma.
BİRLEŞMEK
Ayrıyken tek bir bütün durumuna gelmek. Kaynaşmak. Uyuşmak, aynı görüşte olmak. Buluşmak, bir araya gelmek. Cinsel ilişkide bulunmak. Aynı amaç çevresinde toplanmak.
RANDEVULAŞMAK
İki veya daha çok kişi belli bir yerde veya zamanda buluşmak için sözleşmek.
BERAT
Bir buluştan, bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge, patent. Osmanlı Devleti'nde bir göreve atanan, aylık bağlanan, san, nişan veya ayrıcalık verilen kimseler için çıkarılan padişah buyruğu.
HIDIRELLEZ
Hızır ve İlyas peygamberlerin her yıl buluştuklarına inanılan 6 Mayıs günü. Her yılın 6 Mayıs gününde kutlanan geleneksel bayram.
KAVUŞMA
Kavuşmak işi, buluşma, telaki. Mantar ve yosun sınıfından bazı aşağı bitkilerde, yeni bir birey oluşturmak için iki ayrı hücrenin birleşmesi.