Kelimeler arşivinde; içinde "bulama" olan, toplam 9 tane kelime bulunuyor. İçerisinde bulama bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu bulama ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında bulama olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BOZBULAMAÇ, HOBBULAMAK, HOPBULAMAK
BULAMAMAK, KUBULAMAK
BULAMAÇ, BULAMAK, BULAMAŞ
BULAMA
BULAMA
Bulamak işi. Genellikle üzüm şırasının kaynatılması ile yapılmış olan koyu pekmez.
BULAMAÇ
Sulu, cıvık hamur. Karışık, oradan buradan toplanmış. Bu koyulukta yapılmış olan çeşitli hamur yemekleri.
HOPBULAMAK
Hoplamak, atlamak, sıçramak. Sıçramak, fırlamak.
HOBBULAMAK
Hoplamak; sıçramak; atlamak.
BOZBULAMAÇ
Un çorbası.
KUBULAMAK
Fısıldamak.
BULAMAŞ
Bulamaç.
BULAMAK
Bir nesnenin her yanını bir şeye değdirerek üstünü onunla kaplamak, bir nesneyi başka bir maddeye batırmak.
BULAMAMAK
Bulamamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BULAMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
LAPA
Nişastalı tanelerin, su ile kaynatılarak bulamaç kıvamına getirilmiş durumu. Keten tohumu vb. bitkilerin kaynatılmasıyla elde edilen, sıcak olarak tülbent içinde vücuda dıştan uygulanan ilaç.
UTANGAÇ
Bir topluluk içinde gereken güven ve cesareti kendinde bulamayan, rahat konuşamayan ve rahat davranamayan, sıkılgan, mahcup.
AUZ
Katı bulama.
KANLAMAK
Kana bulamak.
BAĞKAL
Yazma, kayıt: öğrencinin bağ-kalını bulamadım.
EŞSİZ
Eşi benzeri olmayan veya eşi benzeri görülmemiş olan. Eş bulamamış, eşinden ayrılmış veya yanında eşi olmayan.
AYER
Tembel, hımbıl, haylaz, kaygısız: Şu adam ayerliğinden iş bulamadı. Eski bir zeytinyağı ölçeği. Tarlayı seyrek seyrek sürme.
BELEMEK
Çocuğu kundaklamak. Beşiğe yatırıp bağlamak. Bulamak, bulaştırmak.
ÇARESİZ
Çaresi bulunmayan, onulmaz. İster istemez. Çıkar yol bulamayan bir biçimde. Çare bulamayan, zavallı (kimse), biçare.
UNLAMAK
Una bulamak, üzerine un serpmek. Un bulaştırmak.
ALDANCA
Avutacak, kandıracak, gönül alacak şey, söz: Üzüntülü günlerimde bir aldanca bulamadım.
KÜFLENMEK
Küf oluşmak. Çalışma fırsatı bulamayarak özelliklerini veya yeteneğini yitirmek. Zamanı geçmek, köhneleşmek.
BULANMAK
Bulama işine konu olmak, her yanı bir şeyle kaplanmak. Parlaklığını ve açıklığını yitirmek. Karışmak. Duruluğunu yitirmek. Mide bulantısı olmak.
BENZİNLEMEK
Benzin dökerek yakmak. Bir nesneyi benzine bulamak.
ABALAMAK
Çocuk emeklemek, emekliyerek yürümeğe başlamak. Yerde sürünmek, sürünerek yürümek, yere eğilip emekler gibi yürümek: Avcı abalıyarak ayının inine girdi. Çabalamak: Şapkam kayboldu abaladım abaladım bulamadım. Sendelemek. Korkmak. Yeni elbise ile giydirip kuşatmak: Bizim oğlanı abaladım. Baskı yaparak canından bezdirmek: Âbalamayın beni, ben size ne yaptım!.
SÜLFATLAMA
Mantar hastalıklarına karşı bitkilere bakır sülfat, demir sülfat püskürtme veya bitkileri bu maddelere bulama işlemi.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
İNKİSARIHAYAL
Beklediğini, umduğunu bulamamaktan doğan düş kırıklığı, hayal kırıklığı.
BASDIK
Pestil. Üzüm şırasını kaynatıp içine nişasta bulamakla yapılan pelte.
KOLA
Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta. Kolalama. Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılmış olan içecek. Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı. Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Cola acuminata).