Kelimeler arşivi içinde; sonunda "bulama" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu bulama ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında bulama olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde bulama olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BULAMA
BULAMA
Bulamak işi. Genellikle üzüm şırasının kaynatılması ile yapılmış olan koyu pekmez.
Bu bölümde tanımı içerisinde BULAMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BELEMEK
Çocuğu kundaklamak. Beşiğe yatırıp bağlamak. Bulamak, bulaştırmak.
KOLA
Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta. Kolalama. Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılmış olan içecek. Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı. Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Cola acuminata).
UNLAMAK
Una bulamak, üzerine un serpmek. Un bulaştırmak.
LAPA
Nişastalı tanelerin, su ile kaynatılarak bulamaç kıvamına getirilmiş durumu. Keten tohumu vb. bitkilerin kaynatılmasıyla elde edilen, sıcak olarak tülbent içinde vücuda dıştan uygulanan ilaç.
ÇARESİZ
Çaresi bulunmayan, onulmaz. İster istemez. Çıkar yol bulamayan bir biçimde. Çare bulamayan, zavallı (kimse), biçare.
KÜFLENMEK
Küf oluşmak. Çalışma fırsatı bulamayarak özelliklerini veya yeteneğini yitirmek. Zamanı geçmek, köhneleşmek.
AYER
Tembel, hımbıl, haylaz, kaygısız: Şu adam ayerliğinden iş bulamadı. Eski bir zeytinyağı ölçeği. Tarlayı seyrek seyrek sürme.
KANLAMAK
Kana bulamak.
EŞSİZ
Eşi benzeri olmayan veya eşi benzeri görülmemiş olan. Eş bulamamış, eşinden ayrılmış veya yanında eşi olmayan.
BULANMAK
Bulama işine konu olmak, her yanı bir şeyle kaplanmak. Parlaklığını ve açıklığını yitirmek. Karışmak. Duruluğunu yitirmek. Mide bulantısı olmak.
SÜLFATLAMA
Mantar hastalıklarına karşı bitkilere bakır sülfat, demir sülfat püskürtme veya bitkileri bu maddelere bulama işlemi.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
ALDANCA
Avutacak, kandıracak, gönül alacak şey, söz: Üzüntülü günlerimde bir aldanca bulamadım.
BENZİNLEMEK
Benzin dökerek yakmak. Bir nesneyi benzine bulamak.
ABALAMAK
Çocuk emeklemek, emekliyerek yürümeğe başlamak. Yerde sürünmek, sürünerek yürümek, yere eğilip emekler gibi yürümek: Avcı abalıyarak ayının inine girdi. Çabalamak: Şapkam kayboldu abaladım abaladım bulamadım. Sendelemek. Korkmak. Yeni elbise ile giydirip kuşatmak: Bizim oğlanı abaladım. Baskı yaparak canından bezdirmek: Âbalamayın beni, ben size ne yaptım!.
BAĞKAL
Yazma, kayıt: öğrencinin bağ-kalını bulamadım.
BASDIK
Pestil. Üzüm şırasını kaynatıp içine nişasta bulamakla yapılan pelte.
İNKİSARIHAYAL
Beklediğini, umduğunu bulamamaktan doğan düş kırıklığı, hayal kırıklığı.
UTANGAÇ
Bir topluluk içinde gereken güven ve cesareti kendinde bulamayan, rahat konuşamayan ve rahat davranamayan, sıkılgan, mahcup.
AUZ
Katı bulama.