Kelimeler arşivi içinde; başında "bulama" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. bulama ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu bulama ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde bulama olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BULAMA
Bulamak işi. Genellikle üzüm şırasının kaynatılması ile yapılmış olan koyu pekmez.
BULAMAK
Bir nesnenin her yanını bir şeye değdirerek üstünü onunla kaplamak, bir nesneyi başka bir maddeye batırmak.
BULAMAŞ
Bulamaç.
BULAMAÇ
Sulu, cıvık hamur. Karışık, oradan buradan toplanmış. Bu koyulukta yapılmış olan çeşitli hamur yemekleri.
BULAMAMAK
Bulamamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BULAMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SÜLFATLAMA
Mantar hastalıklarına karşı bitkilere bakır sülfat, demir sülfat püskürtme veya bitkileri bu maddelere bulama işlemi.
BENZİNLEMEK
Benzin dökerek yakmak. Bir nesneyi benzine bulamak.
BULANMAK
Bulama işine konu olmak, her yanı bir şeyle kaplanmak. Parlaklığını ve açıklığını yitirmek. Karışmak. Duruluğunu yitirmek. Mide bulantısı olmak.
AYER
Tembel, hımbıl, haylaz, kaygısız: Şu adam ayerliğinden iş bulamadı. Eski bir zeytinyağı ölçeği. Tarlayı seyrek seyrek sürme.
BAĞKAL
Yazma, kayıt: öğrencinin bağ-kalını bulamadım.
ABALAMAK
Çocuk emeklemek, emekliyerek yürümeğe başlamak. Yerde sürünmek, sürünerek yürümek, yere eğilip emekler gibi yürümek: Avcı abalıyarak ayının inine girdi. Çabalamak: Şapkam kayboldu abaladım abaladım bulamadım. Sendelemek. Korkmak. Yeni elbise ile giydirip kuşatmak: Bizim oğlanı abaladım. Baskı yaparak canından bezdirmek: Âbalamayın beni, ben size ne yaptım!.
KOLA
Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta. Kolalama. Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılmış olan içecek. Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı. Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Cola acuminata).
KANLAMAK
Kana bulamak.
BELEMEK
Çocuğu kundaklamak. Beşiğe yatırıp bağlamak. Bulamak, bulaştırmak.
LAPA
Nişastalı tanelerin, su ile kaynatılarak bulamaç kıvamına getirilmiş durumu. Keten tohumu vb. bitkilerin kaynatılmasıyla elde edilen, sıcak olarak tülbent içinde vücuda dıştan uygulanan ilaç.
ÇARESİZ
Çaresi bulunmayan, onulmaz. İster istemez. Çıkar yol bulamayan bir biçimde. Çare bulamayan, zavallı (kimse), biçare.
AUZ
Katı bulama.
UTANGAÇ
Bir topluluk içinde gereken güven ve cesareti kendinde bulamayan, rahat konuşamayan ve rahat davranamayan, sıkılgan, mahcup.
İNKİSARIHAYAL
Beklediğini, umduğunu bulamamaktan doğan düş kırıklığı, hayal kırıklığı.
EŞSİZ
Eşi benzeri olmayan veya eşi benzeri görülmemiş olan. Eş bulamamış, eşinden ayrılmış veya yanında eşi olmayan.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
ALDANCA
Avutacak, kandıracak, gönül alacak şey, söz: Üzüntülü günlerimde bir aldanca bulamadım.
KÜFLENMEK
Küf oluşmak. Çalışma fırsatı bulamayarak özelliklerini veya yeteneğini yitirmek. Zamanı geçmek, köhneleşmek.
BASDIK
Pestil. Üzüm şırasını kaynatıp içine nişasta bulamakla yapılan pelte.
UNLAMAK
Una bulamak, üzerine un serpmek. Un bulaştırmak.