İçinde BAKAL geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "bakal" olan, toplam 17 tane kelime bulunuyor. İçerisinde bakal bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu bakal ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında bakal olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

TABAKALANMAK

11 harfli kelimeler

TABAKALAMAK, TABAKALANMA

10 harfli kelimeler

CURUKBAKAL, TABAKALAMA

9 harfli kelimeler

BAKALİTLİ, BAKALARYO, KARABAKAL, BAKALORYA

8 harfli kelimeler

TABAKALI, BABAKALE, COZBAKAL

7 harfli kelimeler

AKBAKAL, BAKALAK, BAKALİT

6 harfli kelimeler

BAKALE

5 harfli kelimeler

BAKAL

Bazı kelimelerin anlamları

BAKAL

Karatavuk. Manav, sebzeci.

BAKALORYA

Üniversitelere girebilmek için lise öğreniminden sonra verilen olgunluk sınavı.

CURUKBAKAL

Eti yenen bir cins sıcak memleket kuşu.

BAKALAK

Bekleyici, gözleyici: Çocuğa bakalak ol. Bakalak ol da bahçeye sığır girmesin. Bakarak, gözetleyerek: Geldiğim yerlere bakalak geldim; inek filan görmedim. Boz renkli, tepeli bir çeşit tarla kuşu.

COZBAKAL

Karatavuk.

AKBAKAL

Karatavuk soyundan kahverengi tüylü bir kuş.

TABAKALANMA

Tabakaların birbiri üstüne veya birbiri ardınca sıralanışı.

BAKALARYO

Barlam balığı.

TABAKALANMAK

Tabakalar durumuna gelmek.

BAKALİT

Formaldehit ile bir fenolün yoğunlaşması sonucu elde edilen yapay reçine.

TABAKALI

Tabakası olan.

BABAKALE

Çanakkale kenti, Gülpınar bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

KARABAKAL

Karatavukgillerden, kara renkli ardıç kuşu (Tutrdus pilaris).

TABAKALAMAK

Tabaka durumuna getirmek.

TABAKALAMA

Tabakalamak işi.

BAKALİTLİ

Bakalit kaplamalı.

  -   -   -  

Anlamında BAKAL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BAKAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DEVONİYEN

Birinci Çağın dördüncü dönemi ve bu dönemde oluşmuş yer tabakaları.

SONDA

Suyun herhangi bir noktadaki derinliğini ölçmek, dip tabakaların yapısını incelemek için kullanılan araç. Bir boşluğun içini yoklamaya yarayan uzunca ve ucu küt demir araç. Vücudun içinde birikip dışarı atılamayan sıvıyı çekmek veya vücuda sıvı vermek için kullanılan araç.

KATMANLAŞMAK

Ayrı ayrı tabakalar veya sınıflar oluşturmak. Üst üste gelmiş katmanlar durumunda yerleşmek.

AVRAMAK

Kollamak, korumak, zaptetmek: Ali ağanın kızını aldın ama bakalım avrayabilecek misin?. Kavramak, alışmak.

BAALIM

Bakalım.

ANDAN

Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Mademki, sonra, bakalım. Ondan. Tuzsuz pirinç lâpası. Ona. Sonra, ondan sonra. Ondan Ötürü. Oradan. Onunla.

ÜSTYAPI

Altyapı üzerine kurulan, oturmaya veya üretime yarayan yapıların tümü. Altyapı üzerinde oluşan kültür, din, sanat, felsefe, bilim, ülkü, siyasal kurumlar gibi toplumsal değerleri içeren genel kavram, altyapı karşıtı. Demir yolculukta toprak düzleme hattının ve köprü, kemer vb. sanat eserlerinin üstünde yapılmış olan ve demir yolu hattının döşenmesini amaçlayan etkinliklerin tümü. Bir alaşımın mikroskop kullanmadan çıplak gözle incelenen yüzeysel tabakalarından anlaşılabilen genel yapısı.

BAĞRA

Toprağın alt tabakalarında bulunan kazma, saban geçmeyen, bitki yetişmeyen sert ve mor renkli toprak.

APONÖROZ

Bazı kasların giriş yerinde kollagen tel demetleri ve fibroblastların tabakalar hâlinde düzenli bir şekilde dizildikleri yassılaşmış kirişler ya da bazı kasların içine giren zar. Kasları birbirinden ayıran, mikroskobik ve makroskobik olarak tendoya benzer yapılı ince zar.

ARAKATMAN

Kayaç tabakalarının arasında bulunan başka çeşit kayaç katmanı.

FOTOLİTOGRAFİ

Taş, maden üzerindeki örneklerin, ışığa duyarlı tabakalar üzerinde fotoğraf veya kopya yoluyla çıkarılmasında kullanılan baskı tekniği.

DELAMİNASYO

Embriyolojik gelişmede tabakalara ayrılma, tabakalara bölünme olayı.

KAMBİYUM

Çift çenekli bitkilerin gövde ve kökünde yer alan, yeni odun ve soymuk tabakaları oluşturarak bitkinin kalınlaşmasını sağlayan ve meristem hücrelerinden meydana gelen tabaka.

ÇİLLE

Kışın en soğuk, yazın en sıcak günleri: Hele çilleyi çıka bakalım. Çile.

MİNERALLİ

İçinde mineral bulunan. İçinde mineralleşmiş tabakalar ve cevherler bulunan (kaya veya arazi parçası).

ABIŞ

Bacağın diz kapağından yukarısı. Adım: Şurayı abışla bakalım. Ahmak, budala, sersem, aptal.

PLATFORM

Yüksekçe yer. Bir siyaset programında, dayanılan düşünce veya düşüncelerin tümü. Büyük çaplı tabakaların çarpılması ve bunun sonucunda oluşan hafif eğimlerle nitelenen jeolojik yapı tipi.

ANDALLAMAK

Dikişi seyrek seyrek dikmek: Bize gel de şu yorganı andallayıver. Deve yürüyüşü gibi geniş ve büyük adımlarla yürümek. Bir işi baştan savma yapıp bırakmak. Kollamak, gözlemek, takip etmek: Şu adamı andalla, nereye gidecek bakalım. Bir tarafa sarkmak, eğilmek: Evin duvarı andalladı. Tarlayı andallara, evleklere ayırmak.

SİS

Atmosferin alt tabakalarındaki küçük su taneleri veya buhardan oluşan bulutların çok alçalarak yeryüzüne kadar inmesiyle oluşan duman.

KATMANLI

Katmanları olan, katmanlardan oluşan, tabakalı.