Kelimeler arşivi içinde; sonunda "bakal" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. Sonu bakal ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında bakal olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde bakal olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
CURUKBAKAL
KARABAKAL
COZBAKAL
AKBAKAL
BAKAL
BAKAL
Karatavuk. Manav, sebzeci.
COZBAKAL
Karatavuk.
CURUKBAKAL
Eti yenen bir cins sıcak memleket kuşu.
KARABAKAL
Karatavukgillerden, kara renkli ardıç kuşu (Tutrdus pilaris).
AKBAKAL
Karatavuk soyundan kahverengi tüylü bir kuş.
Bu bölümde tanımı içerisinde BAKAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANDAN
Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Mademki, sonra, bakalım. Ondan. Tuzsuz pirinç lâpası. Ona. Sonra, ondan sonra. Ondan Ötürü. Oradan. Onunla.
ABIŞ
Bacağın diz kapağından yukarısı. Adım: Şurayı abışla bakalım. Ahmak, budala, sersem, aptal.
ARAKATMAN
Kayaç tabakalarının arasında bulunan başka çeşit kayaç katmanı.
BAKALİTLİ
Bakalit kaplamalı.
PLATFORM
Yüksekçe yer. Bir siyaset programında, dayanılan düşünce veya düşüncelerin tümü. Büyük çaplı tabakaların çarpılması ve bunun sonucunda oluşan hafif eğimlerle nitelenen jeolojik yapı tipi.
APONÖROZ
Bazı kasların giriş yerinde kollagen tel demetleri ve fibroblastların tabakalar hâlinde düzenli bir şekilde dizildikleri yassılaşmış kirişler ya da bazı kasların içine giren zar. Kasları birbirinden ayıran, mikroskobik ve makroskobik olarak tendoya benzer yapılı ince zar.
DEVONİYEN
Birinci Çağın dördüncü dönemi ve bu dönemde oluşmuş yer tabakaları.
KATMANLI
Katmanları olan, katmanlardan oluşan, tabakalı.
TABAKALANMAK
Tabakalar durumuna gelmek.
ÜSTYAPI
Altyapı üzerine kurulan, oturmaya veya üretime yarayan yapıların tümü. Altyapı üzerinde oluşan kültür, din, sanat, felsefe, bilim, ülkü, siyasal kurumlar gibi toplumsal değerleri içeren genel kavram, altyapı karşıtı. Demir yolculukta toprak düzleme hattının ve köprü, kemer vb. sanat eserlerinin üstünde yapılmış olan ve demir yolu hattının döşenmesini amaçlayan etkinliklerin tümü. Bir alaşımın mikroskop kullanmadan çıplak gözle incelenen yüzeysel tabakalarından anlaşılabilen genel yapısı.
TABAKALAMA
Tabakalamak işi.
KATMANLAŞMAK
Ayrı ayrı tabakalar veya sınıflar oluşturmak. Üst üste gelmiş katmanlar durumunda yerleşmek.
TABAKALANMA
Tabakaların birbiri üstüne veya birbiri ardınca sıralanışı.
ANDALLAMAK
Dikişi seyrek seyrek dikmek: Bize gel de şu yorganı andallayıver. Deve yürüyüşü gibi geniş ve büyük adımlarla yürümek. Bir işi baştan savma yapıp bırakmak. Kollamak, gözlemek, takip etmek: Şu adamı andalla, nereye gidecek bakalım. Bir tarafa sarkmak, eğilmek: Evin duvarı andalladı. Tarlayı andallara, evleklere ayırmak.
SİS
Atmosferin alt tabakalarındaki küçük su taneleri veya buhardan oluşan bulutların çok alçalarak yeryüzüne kadar inmesiyle oluşan duman.
SONDA
Suyun herhangi bir noktadaki derinliğini ölçmek, dip tabakaların yapısını incelemek için kullanılan araç. Bir boşluğun içini yoklamaya yarayan uzunca ve ucu küt demir araç. Vücudun içinde birikip dışarı atılamayan sıvıyı çekmek veya vücuda sıvı vermek için kullanılan araç.
MİNERALLİ
İçinde mineral bulunan. İçinde mineralleşmiş tabakalar ve cevherler bulunan (kaya veya arazi parçası).
KAMBİYUM
Çift çenekli bitkilerin gövde ve kökünde yer alan, yeni odun ve soymuk tabakaları oluşturarak bitkinin kalınlaşmasını sağlayan ve meristem hücrelerinden meydana gelen tabaka.
AVRAMAK
Kollamak, korumak, zaptetmek: Ali ağanın kızını aldın ama bakalım avrayabilecek misin?. Kavramak, alışmak.
FOTOLİTOGRAFİ
Taş, maden üzerindeki örneklerin, ışığa duyarlı tabakalar üzerinde fotoğraf veya kopya yoluyla çıkarılmasında kullanılan baskı tekniği.