Kelimeler arşivinde; içinde "andal" olan, toplam 76 tane kelime bulunuyor. İçerisinde andal bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu andal ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında andal olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
PAYANDALAYABİLMEK
PAYANDALAYABİLME
YENİHARMANDALI
SANDALYECİLİK
SANDALGİLLER, MANDALLANMAK, PAYANDALAMAK
TURFANDALIK, SANDALYESİZ, SANDALYELİK, ANDALLANMAK, SANDALCILIK, ÇANDALLAMAK, KAPIMANDALI, PAYANDALAMA, MANDALLANMA, MANDALLAMAK, SANDALAĞACI
KANDALAYAN, DOĞUSANDAL, HOLLANDALI, BATISANDAL, SANDALKUŞU, ANDALLAMAK, SARISANDAL, SARUSANDAL, HARMANDALI, ÇANDALLAMA, PAYANDALIK, MAGANDALIK, SANDALYELİ, SANDALYECİ, MANDALLAMA
KANDALALU, İRLANDALI, KANDALIĞI, PAYANDALI, KIRMANDAL, KUMANDALI, MANDALLIK, ORMANDALI, MANDALSIZ, SANDALCIK, MANDALİNA, SANDALLAR, TAVANDALI, VANDALLIK, HARMANDAL, GIRMANDAL, VANDALİZM, DANDALÇAK
UGANDALI, ANDALMAK, SANDALYE, MANDALLI, SANDALET, İSKANDAL, SANDALCI, ŞANDALAZ, MANDALAK, GANDALAH, KANDALAY, KANDALAR
MANDALA, PANDALA, SANDALE, ANDALLI, SKANDAL
VANDAL, PANDAL, MANDAL, DANDAL, SANDAL, HANDAL, KANDAL
ANDAL
ANDAL
Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Evlek sınırı. Bahçe ve bostanlarda evlekler arasındaki su yolu, ark. Sulanan tarla veya bostanda evleklerin suyla dolması, göllenmesi hali: Bahçe andallanıncaya kadar suyu kesme. Pirinç ekmeye elverişli akıntısız, sulak yer, bataklık. Fındığın dövülme zamanı yapılan 40-50 cm. yüksekliğinde ve 80-100 cm. enindeki kabuklu fındık yığını. Tırpan veya makine ile biçilen ekin sapı yığını: Tarlada üç andal ziyan olmuş. Orman içindeki ince uzun mera. Sersem, budala: Ahmet bu sıralarda andallaştı. Filan, falan: Sofraya ekmek, kaşık, andal geldi mi?. Seyrek, aralıklı yapılan iş veya dikiş: Ahmet tarlasını andal sürmüş. Bağ, bahçe sulamak için yapılan hendek, ark. Üzüm bağlarında evlek sırası. Derin su kanalı (Çayağzı). Tütün fidelerinin yetiştirildiği evlek. (Çakallı, Konak, Samsun).
SANDALYESİZ
Sandalyesi olmayan. Koltuktan inmiş, koltuğunu kaybetmiş.
KAPIMANDALI
İşe karıştırılmayan, kendisine önem verilmeyen kimse.
ANDALLANMAK
Su bir çukuru veya bir evleği doldurmak, göllenmek.
PAYANDALAMAK
Çökmek, yıkılmak, devrilmek üzere olan bir yeri veya şeyi payandalarla sağlamlaştırmak.
SANDALGİLLER
Tropikal ve ılıman bölgelerde yaşayan, iki yüzden çok türü olan, taçsız iki çenekli bitkiler familyası.
PAYANDALAMA
Payandalamak işi.
ÇANDALLAMAK
Seyrek ve kaba dikmek.
TURFANDALIK
Turfanda meyve veya sebze yetiştirilen tarla.
PAYANDALAYABİLMEK
Payandalama olasılığı bulunmak.
SANDALYELİK
Sandalyeden zedelenmemesi için duvara çakılan ince uzun tahta kaplama. Sandalye yapmaya elverişli olan (ağaç).
SANDALYECİLİK
Sandalyecinin yaptığı iş.
MANDALLANMAK
Mandallama işi yapılmak, mandalla tutturulmak.
SANDALCILIK
Sandalcının yaptığı iş.
YENİHARMANDALI
Manisa ili, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
PAYANDALAYABİLME
Payandalayabilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ANDAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KALEMBEK
Bir cins kokulu sandal ağacı, yalancı öd ağacı. Bir cins mısır.
HAMLA
Küreklerin bir kez suya daldırılıp çıkarılması. Kıçtan birinci oturak. Sandalın bu biçimde aldığı yol.
BOT
Küçük gemi. Ağaç, plastik veya kauçuktan yapılmış küçük sandal. Uzun konçlu, kapalı ayakkabı.
BURGU
Delik açmaya yarayan delgiye takılı sarma, yivli, keskin, çelik alet. Telli sazlarda, telleri germeye yarayan mandal. Yerin orta ve derin katmanlarına inebilmeyi sağlayan delici alet. Tıpa çekmeye yarayan, ucu sivri ve helis biçiminde demir alet, tirbuşon.
KARGABURNU
Uçları karga gagası gibi kıvrık olan araçların ortak adı. Tel bükmekte kullanılan ve uçları sivri koni biçiminde olan metalden bir kıskaç türü. Sanayide küçük ve yuva içine yerleştirilmiş vidaları sökmeye yarayan ince, uzun ağızlı alet. Kapı mandalı.
FİTİL
Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılmış olan genellikle yağ çekici madde. 0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi. Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş. Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi. Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu. Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde. Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılmış olan kabartma yol. Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç. Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit.
KÜREKÇİLİK
Kürek yapma ya da satma işi. Sandal vb.nde kürek çekme işi. Fırın, tren, vapur vb. yerlerde kürekle ocağa kömür atma işi.
DONAM
Bir evin kapı, pencere, tavan, döşeme vb. bölümleri. Gemi ve sandalların donanımları.
KOLTUK
Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer. Yapıcılıkta yan destek. Koltuklama ya da koltuklanma. Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler. Yüksek mevki, makam. Kenar, tenha yer. Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip. Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye. Kayırma, destek. Genelev. Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni.
KÜREKÇİ
Kürek yapan ya da satan kimse. Fırın, tren, vapur vb. yerlerde ocağa kürekle kömür atan kimse. Sandal vb.nde kürek çeken kimse.
ÇİFTE
İkisi bir arada bulunan veya ikili. İki namlulu av tüfeği. Çift kürekli (sandal, kayık). At, eşek ve katırın arka ayaklarıyla vuruşu, tekme.
FİLİKA
Cankurtaran sandalı.
BARKA
Büyük sandal.
AVARA
Üzerinde döndüğü ve kendisini taşıyan milden bağımsız olarak çalışan mekanizma. Bir geminin başka bir gemiden veya kıyıdan açılması. Kıyıya dayanılarak sandalın açılması için kürekçilere verilen komut.
İSKEMLE
Arkalıksız sandalye. Üstüne sigara tablası, çiçek vazosu vb. konulan küçük masa.
HAMLACI
Büyük sandal ve kayıklarda kıçtan birinci oturakta kürek çeken kimse.
HOROZ
Tavukgillerden, tavuğun erkeği olan kümes hayvanı. Ateşli silahlarda çakmak taşına veya merminin kapsülüne vurmaya yarayan metal parça. Kapı zembereğinin mandalı. Kabadayı erkek.
KURTAĞZI
Gemi ve sandallarda halatın geçmesi için teknenin kenarına tutturulmuş, açık ağız biçiminde metal parça. Doğramanın birbirine geçen dişleri. Çatıdaki dışa açılan küçük pencere.
BOYNA
Sandalı kıçtan yürüten kısa kürek, boyana.
ISKARMOZ
Gemilerin kaburgalarını oluşturan eğri ağaçların adı. Kürek takmak için kayık ve sandalın yan kenarına dikine yerleştirilmiş ağaç çubuk. Vücudu yuvarlak, uzunca, pullu, burnu sivri, küçük palamut boyunda bir balık (Sphyraena sphyraena).