Kelimeler arşivi içinde; sonunda "andal" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. Sonu andal ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında andal olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde andal olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SARUSANDAL, SARISANDAL, BATISANDAL, DOĞUSANDAL
GIRMANDAL, KIRMANDAL, HARMANDAL
İSKANDAL
SKANDAL
DANDAL, MANDAL, HANDAL, KANDAL, VANDAL, PANDAL, SANDAL
ANDAL
ANDAL
Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Evlek sınırı. Bahçe ve bostanlarda evlekler arasındaki su yolu, ark. Sulanan tarla veya bostanda evleklerin suyla dolması, göllenmesi hali: Bahçe andallanıncaya kadar suyu kesme. Pirinç ekmeye elverişli akıntısız, sulak yer, bataklık. Fındığın dövülme zamanı yapılan 40-50 cm. yüksekliğinde ve 80-100 cm. enindeki kabuklu fındık yığını. Tırpan veya makine ile biçilen ekin sapı yığını: Tarlada üç andal ziyan olmuş. Orman içindeki ince uzun mera. Sersem, budala: Ahmet bu sıralarda andallaştı. Filan, falan: Sofraya ekmek, kaşık, andal geldi mi?. Seyrek, aralıklı yapılan iş veya dikiş: Ahmet tarlasını andal sürmüş. Bağ, bahçe sulamak için yapılan hendek, ark. Üzüm bağlarında evlek sırası. Derin su kanalı (Çayağzı). Tütün fidelerinin yetiştirildiği evlek. (Çakallı, Konak, Samsun).
VANDAL
Miladın başlangıç yıllarında yaşayan ve Roma İmparatorluğu ile yaptığı savaşlarda acımasızlığı ile ün salan bir Doğu Germen halkı. Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkan, bunların değerini bilmeyen kimse veya topluluk.
GIRMANDAL
Tütün sırıklarının konduğu karşılıklı gerilen iki tel.
DOĞUSANDAL
İçel kenti, Elvanlı nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
BATISANDAL
İçel ilinde, Erdemli ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
PANDAL
Şişmanlığı nedeniyle ağır davranışlı, hantal.
KIRMANDAL
Yaş tütün dizilerini kurutmak için serilen yer, ıskara. Tütün yapraklarını sererek kurutmak için kazıklara gerilmiş paralel teller.
HARMANDAL
At, eşek ve benzerleri hayvan kervanlarına bakan uşak. Yaba.
SARISANDAL
İncir kuşu. İncirkuşu.
SARUSANDAL
Arı kuşu cinsinden eti yenir bir kuş.
HANDAL
İki ark arasındaki ekilmiş toprak. Babası belli olmayan, piç.
MANDAL
Kapı vb. şeyleri kapalı tutmaya yarayan, döner tahta veya metal parça. Ut, kanun, keman vb. çalgıların tellerini geren düğme. Evlek. İpe serilen çamaşırı tutturmak için kullanılan yaylı kıskaç.
KANDAL
Uçurum, yar. Hendek, çukur. Budala. Dikenli, yaprakları zeytin yaprağına benzer, kırmızı, tatlı meyveleri olan bir çalı. Kemikleşmiş kıkırdak. Orman içinde açılan küçük tarla.
İSKANDAL
Büyük çuval.
SKANDAL
Büyük yankı uyandıran, utanç verici veya küçük düşürücü olay.
DANDAL
Erik, kaysı gibi meyvelerin kurutulması için yapılan yüksek yer: Açmaları dandala koy, mallar yemesin.
Bu bölümde tanımı içerisinde ANDAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇİFTE
İkisi bir arada bulunan veya ikili. İki namlulu av tüfeği. Çift kürekli (sandal, kayık). At, eşek ve katırın arka ayaklarıyla vuruşu, tekme.
FİTİL
Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılmış olan genellikle yağ çekici madde. 0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi. Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş. Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi. Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu. Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde. Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılmış olan kabartma yol. Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç. Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit.
İSKEMLE
Arkalıksız sandalye. Üstüne sigara tablası, çiçek vazosu vb. konulan küçük masa.
ISKARMOZ
Gemilerin kaburgalarını oluşturan eğri ağaçların adı. Kürek takmak için kayık ve sandalın yan kenarına dikine yerleştirilmiş ağaç çubuk. Vücudu yuvarlak, uzunca, pullu, burnu sivri, küçük palamut boyunda bir balık (Sphyraena sphyraena).
KÜREKÇİ
Kürek yapan ya da satan kimse. Fırın, tren, vapur vb. yerlerde ocağa kürekle kömür atan kimse. Sandal vb.nde kürek çeken kimse.
KALEMBEK
Bir cins kokulu sandal ağacı, yalancı öd ağacı. Bir cins mısır.
HOROZ
Tavukgillerden, tavuğun erkeği olan kümes hayvanı. Ateşli silahlarda çakmak taşına veya merminin kapsülüne vurmaya yarayan metal parça. Kapı zembereğinin mandalı. Kabadayı erkek.
BOT
Küçük gemi. Ağaç, plastik veya kauçuktan yapılmış küçük sandal. Uzun konçlu, kapalı ayakkabı.
BARKA
Büyük sandal.
BURGU
Delik açmaya yarayan delgiye takılı sarma, yivli, keskin, çelik alet. Telli sazlarda, telleri germeye yarayan mandal. Yerin orta ve derin katmanlarına inebilmeyi sağlayan delici alet. Tıpa çekmeye yarayan, ucu sivri ve helis biçiminde demir alet, tirbuşon.
HAMLACI
Büyük sandal ve kayıklarda kıçtan birinci oturakta kürek çeken kimse.
AVARA
Üzerinde döndüğü ve kendisini taşıyan milden bağımsız olarak çalışan mekanizma. Bir geminin başka bir gemiden veya kıyıdan açılması. Kıyıya dayanılarak sandalın açılması için kürekçilere verilen komut.
KURTAĞZI
Gemi ve sandallarda halatın geçmesi için teknenin kenarına tutturulmuş, açık ağız biçiminde metal parça. Doğramanın birbirine geçen dişleri. Çatıdaki dışa açılan küçük pencere.
FİLİKA
Cankurtaran sandalı.
BOYNA
Sandalı kıçtan yürüten kısa kürek, boyana.
KÜREKÇİLİK
Kürek yapma ya da satma işi. Sandal vb.nde kürek çekme işi. Fırın, tren, vapur vb. yerlerde kürekle ocağa kömür atma işi.
KOLTUK
Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer. Yapıcılıkta yan destek. Koltuklama ya da koltuklanma. Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler. Yüksek mevki, makam. Kenar, tenha yer. Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip. Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye. Kayırma, destek. Genelev. Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni.
DONAM
Bir evin kapı, pencere, tavan, döşeme vb. bölümleri. Gemi ve sandalların donanımları.
KARGABURNU
Uçları karga gagası gibi kıvrık olan araçların ortak adı. Tel bükmekte kullanılan ve uçları sivri koni biçiminde olan metalden bir kıskaç türü. Sanayide küçük ve yuva içine yerleştirilmiş vidaları sökmeye yarayan ince, uzun ağızlı alet. Kapı mandalı.
HAMLA
Küreklerin bir kez suya daldırılıp çıkarılması. Kıçtan birinci oturak. Sandalın bu biçimde aldığı yol.