Kelimeler arşivinde; içinde "adar" olan, toplam 63 tane kelime bulunuyor. İçerisinde adar bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu adar ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında adar olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
MADARALAŞMAK
ALAKADARLIK, TAKKADARTAN, MADARALAŞMA
KAFADARLIK, ÇUHADARLIK, BAŞÇUHADAR, BAŞBADARAK, RADARCILIK, BADARLAMAK
ÇUHADARLI, HURMADARI, GİLAVADAR, ALADARBIZ, TELERADAR
GOCADARI, ALAKADAR, DADARMAK, NADARSIZ, MADADARU, YADARLIK, YADARMAK
GOMADAR, ÇUHADAR, KASADAR, ZİYADAR, GADARCA, GADARAK, NADARLI, KAFADAR, KADARAK, KADARCA, CAMADAR, BİLADAR, HAVADAR, RADARCI, BADARNA, SADARET, BADARIZ, ADARSIZ, ADARKAN, YAĞADAR
OĞADAR, GADARI, ONADAR, ŞADARA, NADARA, KADARE, HADARA, GADARA, MADARA, CADARA, BADARA
KADAR, NADAR, HADAR, GADAR, ÇADAR, PADAR, SADAR, RADAR, BADAR
ADAR
ADAR
Olgunluk, erginlik. Müddet, mühlet, zaman: Bizim paranın adarı doldu. Taraftar, omuzdaş: Adarlarını al, karşıma çık. Mart ayı. Erginlik, olgunluk. Süre, zaman. Arkadaş, taraftar, omuzdaş, yandaş.
TELERADAR
Televizyon aracılığıyla radar görüntüsü alma işi.
BAŞBADARAK
Baş, idare eden: Baş yok badarak yok. Üstbaş.
MADARALAŞMA
Madaralaşmak işi.
TAKKADARTAN
Uzun boynuzlu, kabuklu, büyük, kara böcek.
GİLAVADAR
Üzüm çubuklarını yüksekte tutmak için yapılan ağaç iskele.
BAŞÇUHADAR
Osmanlı sarayında padişahın hizmetinde bulunan çuhadarların başı olan ve padişahın at gezilerinde atın sağında yürüyen görevli.
HURMADARI
Açık kestane at rengi. Koyu al, hurma gibi at rengi. Siyaha yakın at rengi.
ALADARBIZ
Yarı-ıslak, yarı kuru, az tavlı toprak: Bizim tarla daha aladarbız. Tava gelmemiş, kuru toprak.
KAFADARLIK
Kafadar olma durumu, kafadaşlık.
MADARALAŞMAK
Madara durumunda olmak.
ÇUHADARLIK
Çuhadarın işi.
ÇUHADARLI
Kahramanmaraş kenti, Andırın ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
RADARCILIK
Radarcının görevi.
BADARLAMAK
Bozmak, yıpratmak, şeklini değiştirmek. Terslemek, çıkışmak, gülünç duruma sokmak. Yemeğin üzerinden kimse görmeden yemek.
ALAKADARLIK
İlgililik.
Bu bölümde tanımı içerisinde ADAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARIŞ
Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü. Çözgü.
AÇIMLAMAK
Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek.
AN
Zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası, lahza, dakika. Zihin. İki tarla arasındaki sınır.
ANCA
O kadar. Ancak. Böylece, bu biçimde.
ASILMAK
Asma işi yapılmak veya asma işine konu olmak. Bir şey isterken karşısındakini tedirgin edecek derecede üstelemek, ısrar etmek, ileri gitmek. Bir yere tutunup sarkmak. Sonuna kadar mücadele etmek. Karşı cinsin ilgisini çekmek için rahatsız edici davranışlarda bulunmak. Hızla eline almak. Tutup çekmek. Boynuna ip geçirip sallandırılarak öldürülmek, idam edilmek.
ARŞINLIK
Arşın ölçüsünde, arşın kadar.
AYDIN
Işık alan, ışıklı, aydınlık. Kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli (kimse), münevver, entelektüel. Kolayca anlaşılacak kadar açık, vazıh (söz veya yazı). Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
ATARAKSİYA
Hiçbir heyecan veya zihin etkisiyle uyarılmayan ruh dinginliği, acıya olduğu kadar kıvanca karşı da ilgisizlik.
AMORTİ
Birden ödenerek faizinin işlemesine son verilen tahvil. Piyangoda bilet değeri kadar kazanılan ikramiye.
ASINTI
Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma, tehir, tavik. Sırnaşan, tebelleş olan kimse. Birini tedirgin edecek kadar üzerine düşme.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
ASKER
Orduda görev yapan erden generale kadar herkes. Askerlik görevi ya da ödevi. Er. Topluluk düzenine saygısı olan, disiplinli. Yurdunu iyi koruyan, kahraman özelliği taşıyan.
ANALIK
Anne olma durumu. Üvey ana. Anne yerini tutan veya anne kadar yakınlık gösteren kadın. Anaca davranış. Anne olma duygusu.
AKKOR
Işık saçacak beyazlığa varıncaya kadar ısıtılmış olan.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
AY
Birdenbire duyulan acı, ağrı, şaşırma, ürkme veya sevinç anlatan bir söz. Dünya'nın uydusu olan gök cismi, kamer, mah, meh. Yılın on iki bölümünden her biri. Art arda gelen iki yeni ay arasında geçen süre. Bir ayın herhangi bir gününden ertesi ayın aynı gününe kadar geçen veya yaklaşık otuz gün olarak kabul edilen süre.
ASTSUBAY
Silahlı Kuvvetler Yasası'na göre astsubay meslek yüksekokullarında yetişerek Silahlı Kuvvetlere katılan astsubay çavuştan astsubay kıdemli başçavuşa kadar rütbesi olan asker, gedikli.
AYDINLANMA
Aydınlanmak işi ya da durumu. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinme, tenevvür. Bir yüzeyin, karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile orantılı olarak aydınlık görünmesi.
ARAPSAÇI
Küçük, yuvarlak ve çok sık yeşil yaprakları olan, uzadıkça aşağı doğru sarkan bir tür süs bitkisi. Çözümlenemeyecek kadar karışık durum. Bir yerleşim planında genel olarak yeşil alanları belirtmek üzere girişik, eğri çizgilerle yapılmış olan bir tür tarama biçimi.
ATIK
Hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde. Atılmış, atılan. Üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan maddelerin tamamı.