Kelimeler arşivinde; içinde "adaş" olan, toplam 37 tane kelime bulunuyor. İçerisinde adaş bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu adaş ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında adaş olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BADAŞIKLAMA, DANADAŞYAĞI
SIRADAŞLIK, ARKADAŞLIK, KAFADAŞLIK, ARHADAŞLOH
DADAŞKENT, ARKADAŞÇA, DANADAŞAK
BADAŞMAK, DADAŞKÖY, DADAŞMAK, AĞADADAŞ, GUSSADAŞ, KAFADAŞI, DADAŞLIK, MANKADAŞ
GIRADAŞ, MADAŞTA, SABADAŞ, TAYADAŞ, BADAŞMA, BADAŞIK, ARHADAŞ, ARGADAŞ, ADAŞMAK, KAFADAŞ, ARKADAŞ, ADAŞLIK
AKADAŞ, AGADAŞ
BADAŞ, GADAŞ, KADAŞ, DADAŞ, SADAŞ
ADAŞ
ADAŞ
Adları aynı olanlardan her biri.
ARKADAŞÇA
Arkadaş olarak. İçtenlikle, dostça.
AĞADADAŞ
Ağabey, büyük erkek kardeş.
ARHADAŞLOH
Arkadaşlık.
ARKADAŞLIK
Arkadaş olma durumu, arkadaşa yakışır davranış, omuzdaşlık, ünsiyet.
GUSSADAŞ
Dert ortağı.
DANADAŞAK
Tohumu tespih taneleri gibi olan bir çeşit bitki.
DADAŞMAK
Ölçüşmek.
SIRADAŞLIK
Biri ötekine bağımlı olmaksızın aynı sıraya alınan kelime veya sözlerin hali Coordonné) bk. Uyrum.
DANADAŞYAĞI
Su içinde yaşayan, yeni doğmuş kurbağa yavrusu.
BADAŞIKLAMA
Ödünç, nöbetleşe, yardım ederek, sıra ile, ortaklaşa.
KAFADAŞI
Kaldırım taşlarının önüne dizilen iri taşlar: Bizim mahallenin kaldırımını yapmağa başladılar, bu gün kafadaşları dizildi.
DADAŞKÖY
Erzurum ilinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
KAFADAŞLIK
Kafadarlık.
BADAŞMAK
Bir iş veya oyun için anlaşmak, uzlaşmak, eş tutmak, ortaklaşmak, arkadaş olmak. Alışmak, geçinmek. Bağdaşmak.
DADAŞKENT
Erzurum kenti, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde ADAŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KOŞMAK
Adım atışlarını artırarak ileri doğru hızla gitmek. Bir işle çok ilgilenmek, koşuşturmak. Kovalamak, üstüne düşmek, izlemek. Koşuya çıkmak. Birlikte iş görmesi için bir şeyi başka birinin yanına katmak, arkadaş olarak vermek. Bir yere ivedilikle gitmek. Birini, bir işte görevlendirmek. Hayvanı çekeceği arabaya, sabana vb.ne bağlamak.
BACANAK
Eşleri kardeş olan erkeklerin birbirine göre durumu. Dost, arkadaş.
DADAŞLIK
Dadaş olma durumu.
CİLVELEŞMEK
Karşılıklı cilve yapmak. Birbirine çok yakın arkadaşmış gibi takılmak.
ELEBAŞI
Kötü, olumsuz iş veya hareketlerde önder olan kimse, sergerde. Oyunda arkadaşlarına baş olan çocuk.
GÖRMEK
Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek. Çok değer vermek. Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak. Karşılaşmak, rastlaşmak. Bir işleme uğramak. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak. Yanına gidip konuşmak. Gezmek. Almak. Anlamak, kavramak, sezmek. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek. Ziyaret etmek. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek. Vermek. Bir şeye erişmek. Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. Sahne olmak, geçirmek. Yapmak, etmek. Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak.
KAVALYE
Kadına, dansta eş olan veya bir yerde, toplantıda arkadaşlık eden erkek. Kibar erkek.
DUBLAJ
Seslendirme. Voleybolda blok yapan arkadaşının arkasında bıraktığı boşluğu doldurma. Yabancı dildeki filmlerin başka bir dile çevrilmesi işi.
CENTİLMEN
İyi arkadaşlık eden, saygılı, görgülü, kibar (erkek).
ADAŞLIK
Adaş olma, aynı adı taşıma durumu.
DOST
Sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, gönüldaş, iyi anlaşılan kimse, düşman karşıtı. Sahibine sevgi gösteren hayvan. İyi geçinen, aralarında iyi ilişki bulunan. Erkek veya kadının evlilik dışı ilişki kurduğu kimse, zamazingo. Bir şeye aşırı ilgi duyan, koruyan kimse.
BİRADER
Erkek kardeş. "Ey dost, arkadaş" anlamında kullanılan bir seslenme sözü. Masonların birbirlerine verdikleri ad.
GÖTÜRMEK
Taşımak, ulaştırmak ya da koymak. Öldürmek. Herhangi bir yiyeceği tek başına ve hızlı bir biçimde yemek. Dayanmak, katlanmak, tahammül etmek. Kaybolmasına, yok olmasına yol açmak. Tümüyle sahip olmak. Yerinden ayırıp uzağa atmak veya yok etmek. Haksız kazanç sağlamak, mal veya para sahibi olmak. Bir sonuca vardırmak. Birinin yanında yürüyüp ona bir yere kadar arkadaşlık etmek. Bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütmek.
KOLDAŞ
İş arkadaşı.
BAĞDAŞMAK
Anlaşmak, uzlaşmak, uymak, imtizaç etmek. Bağdaş kurup oturmak. Çocuk oyunlarında arkadaş olmak.
KONUKÇU
Yabancı konukların yanına verilen, onları gezdiren, onlarla ilgilenen kılavuz veya arkadaş, mihmandar.
İHVAN
Yakın dostlar, arkadaşlar. Aynı okul veya tarikattan olan kimseler.
KOLDAŞLIK
İş arkadaşlığı.
KAFADAR
Görüş ve anlayışları birbirine uyan kimselerden her biri, kafadaş, kafa dengi, büzüktaş.
ALIŞKANLIK
Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.