İçinde EBE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ebe" olan, toplam 513 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ebe bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ebe ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ebe olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

TAVUSKELEBEKLERİ

15 harfli kelimeler

EBEGÜMECİGİLLER, MÜNASEBETSİZLİK, KRALİÇEKELEBEĞİ, SEREBELLOSPİNAL, YUVARLAKTEBERRİ

14 harfli kelimeler

KÖSTEBEKGİLLER, EBEDİLEŞTİRMEK, GEBERCİKLENMEK, MÜNASEBETSİZCE, NEBELUNGKEDİSİ, SEBEPLENDİRMEK

13 harfli kelimeler

MUHASEBECİLİK, MÜNASEBETİYLE, BAŞMUHASEBECİ, DERİKÖSTEBEĞİ, EBEDİLEŞTİRME, EBEMSECCADESİ, GEBERTEBİLMEK, KÖSTEBEKTİLER, LİTTREBEZLERİ, MUHAREBECİLİK, SAVCILIEBEYİT, SEBEPLENDİRME, TEBEŞİRLENMEK, USLUEBEKÖMECİ, ÜNLEMKELEBEĞİ, YILANKELEBEĞİ

12 harfli kelimeler

GÖÇEBELEŞMEK, MÜNASEBETSİZ, TEBEŞİRLEŞME, ALTINKELEBEK, BELLİNEBEBEK, DEREBEYSİBEY, EBEMGİRGULAÇ, EBERDİVERMEK, GEBELİKATRAN, GEBERTEBİLME, GÖREBEŞLEMEK, KARAİNEBEYLİ, KELEBEKDELGİ, PARMAKBEBEĞİ, SEREBELLARİS, TEBERZİLEMEK, TEBEŞİRLEMEK, TEBEŞİRLENME

11 harfli kelimeler

BEBEKLEŞMEK, BİLMÜNASEBE, CEBELLEŞMEK, GEBERTİLMEK, GÖÇEBELEŞME, İNCİTMEBENİ, KALEBENTLİK, MÜNASEBETLİ, SEBEPLENMEK, SÜMBÜLTEBER, TEBESSÜMSÜZ, BAŞMUHASEBE, BEBEKDERESİ, BELLİMBEBEK, BELLÜMBEBEK, BÜLLÜMBEBEK, EBEDİLEŞMEK, EBEĞİMSAĞMA, EBEMBULGURU, EBEMKURŞAĞI, EBERİVERMEK, HEBERSİZDEN, SEBEPSİZLİK, ŞEBEKLEŞMEK, TEBELLEŞMEK, TEBEŞİRBOYA, TEBEŞİRLEME, TESTEBETSİZ, YASSITEBERİ

10 harfli kelimeler

CEBELLEŞME, DEBDEBESİZ, DEBELENMEK, DEREBEYLİK, EBEBULGURU, KELEBEKLER, MUHASEBECİ, MÜNAVEBELİ, MÜTEBEDDİL, MÜTEBESSİM, SEBEPLENME, SEBEPSİZCE, TEBERRÜKEN, TEBESSÜMLÜ, TEBEŞİRSİZ, TEREBENTİN, VEÇHİŞEBEH, EBEMKUŞAĞI, BEBEKLEŞME, BEBEKSİLİK, BEBELENMEK, BÖLMEBELEN, DENİZEBESİ, DEREBERÇİN, EBEDİLEŞME, EBEMEKŞİSİ, EBEMEŞKİSİ, EBEMGÖMECİ, EBEMGUŞAĞI, EBEMKÖMECİ, Devamını Oku »»

9 harfli kelimeler

AKKELEBEK, BİLASEBEP, CEBELLEZİ, DEBDEBELİ, DEBELENİŞ, DEBELENME, EBEGÜMECİ, EBEKUŞAĞI, ENGEBELİK, ENGEBESİZ, GEBERTMEK, GÖÇEBELİK, HEBENNEKA, MÜNASEBET, SEBEBİYET, TALEBELİK, TEBEŞİRLİ, CEBELEMEK, CEBERHANE, DULCANEBE, EBEBULGUR, EBEÇÖREĞİ, EBEGÖMECİ, EBEGULAĞI, EBEHÖRLÜM, EBEKÖMECİ, EBEKULAĞI, EBELEŞMEK, EBEMBÜKME, EBEMBÜLÜK, Devamını Oku »»

8 harfli kelimeler

BEBEKLİK, BEBERUHİ, DEREBEYİ, EBEDİYEN, EBEDİYET, EBELEMEK, EBELEYİŞ, ENGEBELİ, GEBERMEK, GEBERTME, GEBEŞLİK, GÖKÇEBEY, İLELEBET, KALEBENT, KÖSTEBEK, KÖŞEBENT, MUDAREBE, MUHAREBE, MUHASEBE, MUKTEBES, MÜNAVEBE, PORTBEBE, SEBEPSİZ, ŞEBEKLER, ŞEBEKLİK, TEBEDDÜL, TEBELLEŞ, TEBELLÜĞ, TEBELLÜR, TEBERRÜK, Devamını Oku »»

7 harfli kelimeler

BEBECİK, BEBEKÇE, CEBERUT, DEBDEBE, EBELEME, EBEVEYN, GEBELİK, GEBERİK, GEBERME, KELEBEK, MERTEBE, MUTEBER, ÖTEBERİ, SEBEPLİ, ŞEBEKÇİ, TEBERLİ, TEBERRU, TEBEŞİR, ZEBELLA, ABAKEBE, BEBECÜK, BEBEKLİ, BEREBER, CEBCEBE, CEBEALP, CEBEDAK, CEBELEK, CEBELER, CEBESOY, CENGEBE, Devamını Oku »»

6 harfli kelimeler

CEBECİ, CEBELİ, EBELİK, EBESİZ, ENGEBE, GALEBE, GÖÇEBE, KEBERE, KÖREBE, NEBEVİ, ŞEBEKE, TALEBE, ACEBEK, AKCEBE, BEBELİ, CEBELE, CEBELÜ, CEBERE, DEREBE, DILEBE, DİLEBE, EBEBİN, EBECEN, EBECİK, EBECÜK, EBEKAÇ, EBEKÖY, EBELOH, EBESÜT, ECEBEY, Devamını Oku »»

5 harfli kelimeler

BEBEK, CEBEL, EBELİ, GEBEŞ, SEBEN, SEBEP, ŞEBEK, TEBER, ACEBE, AKEBE, BEBER, BEBEY, CEBEK, CEBEN, CEBER, EBEBE, EBECE, EBEÇE, EBEDE, EBEDİ, EBENK, EBERE, EBERU, ECEBE, EKEBE, ETEBE, GEBEÇ, GEBEN, GEBER, GEBES, Devamını Oku »»

4 harfli kelimeler

BEBE, CEBE, EBET, GEBE, KEBE, EBEÇ, EBEE, EBEH, EBEK, EBEM, EBEN, EBER, EBES, EBEŞ, EBEY, HEBE, LEBE, SEBE, ŞEBE, TEBE

3 harfli kelimeler

EBE

Bazı kelimelerin anlamları

EBE

Doğum işini yaptıran kadın. Genellikle çocuk oyunlarında baş olan, diğer çocuklara veya gruba karşı cezasını çekmek ve bundan kurtulmak için tek başına bütün sorumluluğu üzerine alan çocuk, oyun ebesi. Büyükanne, nine.

SEREBELLOSPİNAL

Beyincik ve omurilikle ilgili olan.

YUVARLAKTEBERRİ

Yuvarlak başlı tenekeci örsü. (Yalvaç Isparta).

EBEGÜMECİGİLLER

Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, örnek bitkisi ebegümeci olan bir bitki familyası.

MÜNASEBETSİZLİK

Münasebetsiz olma durumu. Münasebetsizce davranış.

GEBERCİKLENMEK

İlkbaharda ağaçlar tomurcuklanmak.

KÖSTEBEKGİLLER

Omurgalı hayvanlardan, memeliler sınıfının böcekçiller takımına giren bir familya.

MÜNASEBETİYLE

Dolayısıyla, sebebiyle, itibarıyla, ilgisinden dolayı.

MUHASEBECİLİK

Saymanın görevi, saymanlık.

MÜNASEBETSİZCE

Münasebetsiz bir biçimde.

EBEDİLEŞTİRMEK

Ebedi duruma getirmek, sonsuzlaştırmak, ölümsüzleştirmek.

TAVUSKELEBEKLERİ

En büyük, en güzel kelebek türlerini içine alan ve tırtıl çağında yaprakla beslenen pulkanatlılar familyası.

SEBEPLENDİRMEK

Sebeplenme işini yaptırmak.

NEBELUNGKEDİSİ

Amerika'dan köken alan, en belirgin özellikleri geniş boyutlu yassı ve düz baş yapısı ve dolgun tüyleri olan, tüyleri çift kat olmasından dolayı vücut hatları pek belli olmayan, tüyleri orta uzunlukta, parlak ve tek renk tonlarında olup Amerika'da grinin açık tonları, İngiltere'de maviye dönen renklerde, atılan objeleri yakalayıp getirmekten çok hoşlanan, sevecen, hareketli ve oldukça zeki yapıda, yarı uzun tüylü kedi ırkı.

BAŞMUHASEBECİ

Başmuhasebe dairesinin başkanı.

KRALİÇEKELEBEĞİ

Tırtıl çağında özellikle kayısılara zarar veren ve yurdumuzda rastlanan, ön kanatları sarı, arka kanatları beyaz kelebek.

  -   -   -  

Anlamında EBE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EBE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKSIRTMAK

Birinin aksırmasına sebep olmak, hapşırtmak.

İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.

ALAYLI

Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.

AKINTI

Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.

AGLÜTİNİN

Serumda meydana gelen ve pıhtılaşmaya sebep olan antikor.

ALDIRMAK

Alma işini yaptırmak. Sığdırmak. Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak. Önem vermek, değer vermek. Başkasına kaptırmak. Getirtmek.

AGULAMAK

Bebek "agu" diye ses çıkarmak.

ALÇAKLAŞTIRMAK

Alçaklaşmasına sebep olmak.

AĞDIRMAK

Ağmasına sebep olmak. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.

ALDANMAK

Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.

AKKELEBEK

Hemen bütün meyve ağaçları için tomurcuk düşmanı sayılan, iri ak kanatları kalın, kara damarlı bir kelebek (Aporia crataegi).

ACIKTIRMAK

Açlık duymasına sebep olmak. Aç bırakmak.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

AKSIRIK

Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.

ACITMAK

Acılık vermek. Ağrı, sızı duyulmasına sebep olmak.

AĞIZOTU

Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde.

AKLIEVVEL

Akıllı geçinen. Densiz, münasebetsiz, sağduyu sahibi olmayan.

AFET

Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.

AĞIRLAŞMAK

Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.

AĞIRCANLI

Çok yavaş iş yapan, çevik olmayan. Varlığı sıkıntı veren, sevimsiz. Tembel. Gebe (kadın).