İçinde DERD geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "derd" olan, toplam 18 tane kelime bulunuyor. İçerisinde derd bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu derd ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında derd olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

KALENDERDERE

9 harfli kelimeler

DERDİKMEK

8 harfli kelimeler

ŞENDERDE, DERDEMEZ, DERDERİÇ, HENDERDE, DERDESDE, DERDEŞİK, DERDİMEK

7 harfli kelimeler

DERDALA, DERDEST, ENDERDE

6 harfli kelimeler

DERDİK, DERDÜK, DERDİN, DERDES, DERDEK

4 harfli kelimeler

DERD

Bazı kelimelerin anlamları

DERD

Dert.

DERDERİÇ

Çabuk ve çok konuşan.

ENDERDE

İşte,orada.

ŞENDERDE

O, orda.

DERDİN

Düzce ili, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

DERDESDE

Sımsıkı tutma, yakalama.

DERDİKMEK

Dertlenmek, ağlamaklı olmak, derdini anlatmak: Boşuna derdikip durma, senin derdine kim yanacak. İçlenmek, dert edinmek.

KALENDERDERE

Ardahan ilinde, Damal ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

DERDİK

Bir çeşit şalgam.

HENDERDE

Şurada.

DERDÜK

Ederdik, yapardık.

DERDEST

Yakalama, tutma, ele geçirme. Görülmekte olan.

DERDEŞİK

Darmadağın, didik didik: Tavuklar bahçeyi derdeşik etmişler.

DERDALA

Başı boş, başına buyruk, hoppa.

DERDİMEK

Derdi tazelenmek, içlenmek.

DERDEMEZ

Elbette. Derken, hemen sonra.

  -   -   -  

Anlamında DERD bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DERD geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BOŞALMA

Boşalmak işi. Elektrik yükünün başka bir iletkene geçişi veya sıfıra düşmesi, deşarj. Derdini birine açarak ferahlama, rahatlama, deşarj.

PAKETLEMEK

Bir veya birkaç şeyi kâğıda sararak, kutuya koyarak bağlamak. Birini baştan savmak, atlatmak. Yakalamak, ele geçirmek, derdest etmek.

DERTLİ

Derdi olan.

SİPARİŞ

Bir şeyin yapılmasını, gönderilmesini, getirilmesini isteme, ısmarlama. Yapılması ısmarlanan şey. Birinin kendi maaşından kesilerek başkasına gönderdiği, ödediği aylık para.

TASASIZ

Tasası, derdi olmayan, kaygısız. Hiçbir şeyi kendine dert edinmeden. Hiçbir şeyi kendine dert edinmeyen.

YAKALAMAK

Bir kimseyi veya bir şeyi elle tutmak. Aynı düzeye gelmek. Arayarak veya rastlantı sonucu bulup bağlantı kurmak. Bir kimseyi hoşa gitmeyecek bir durumda bulmak, bir kimsenin suçu ortaya çıkmak. Avlamak, tuzakla ele geçirmek. Kaçan kimseyi ele geçirmek, derdest etmek. Birdenbire etkisi altına almak. Tutturmak. Söz, bakış veya işareti fark etmek. Bir kimsenin gitmesini engellemek, durdurmak.

DÖNDERME

İnce söğüt dalından örülen, kulpsuz, ağzı geniş, yemeklerin üstüne örtülen bir çeşit sepet. Mayasız hamurdan yapılan ve yağda kızartılan pide. Kuru yufkadan yapılmış börek. Birinin gönderdiğine ısmarladığına karşılık gönderme: Bu ne kahvesi ? Siz ona kahve ısmarladınızsa o da dönderme yaptı. Bar denilen halay oyununda oyunculardan ilk üç kişinin söylediği türküyü biraz sonra başka üç kişinin tekrarlaması. Doğu Anadolu saz ozanları arasında kullanılan dörtlük sonlarındaki kavuştak.

SÜRRE

Osmanlı padişahlarının her yıl Mekke ve Medine'ye gönderdikleri para ve armağanlar.

KATKI

Bir işin yapılmasına, gerçekleşmesine emek, bilgi, para vb. ile katılma, yardım. Düğün günü davetlilerin öğleye kadar gönderdikleri armağan. Bir şeye katılan başka bir madde. Metal ve alaşımların hazırlanması sırasında içlerine katılan değişik nitelikteki maddeler.

AMİR

Bir işte emir verme yetkisi bulunan kimse, mir. Buyuran, buyurucu. Satıcı veya ihracatçının gönderdiği malların bedelini almak üzere gerekli belgeleri göstererek bankaya başvuran kimse.

MESAJ

Bir devlet büyüğünün, bir sorumlunun belirli bir olay veya durum dolayısıyla ilgililere gönderdiği bildiri. Yazı veya sözle anlatılması amaçlanan duygu, düşünce. İleti.

GEREMET

Yoksulluktan meydana gelen dert, sıkıntı: Sanki o işin derdini geremetini o çeyhmiş.

BOHÇALIK

Kız evinin, oğlan ve akrabalarına gönderdiği çamaşır takımı.

BOŞALMAK

Boş duruma gelmek, içinde bir şey kalmamak, inhilal etmek. Doyuma ulaşmak. Derdini, sıkıntısını birine anlatarak ferahlamak, deşarj olmak. Gevşemek, açılmak. Hayvan, bağından kurtulmak. Dışarıya akmak, dökülmek.

ENNE

Babanın kız kardeşi, hala. Kız tarafının gönderdiği çehiz. Kütahya ili, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

BUYRUMCU

Davet eden, karşılayan: Gapıya iki tane buyrumcu ister. Möhtü 'müftü' efendiye buyrumcu gitti mi?. Çağırıcı: Buyurumcu gönderdik.

ÇIRPMAK

Halı, kilim vb. şeyleri hızla ve kesik kesik silkelemek. Bir şeyin ucundan bir parça kesmek. Sulu yiyecekleri hızla ve sürekli olarak çatal, kaşık vb. ile karıştırmak. Güreşte rakibinin kollarını beli hizasında sımsıkı kavrayarak minderde kendi üzerinden sağa ve sola sırtüstü savurmak. İki şeyi birbirine çarpmak. Çalmak, hırsızlık etmek.

DERTSİZ

Derdi olmayan.

BOYDAN

Göçmen kadınların kışın giydikleri uzun etekli giysi. (Yeniköy, İnönü Eskişehir). Yalnız kolları takma olan giysi. (Yalvaç Isparta). Oğlan evinin geline gönderdiği giysi. (Afşar Gelendost Isparta).

BİLEŞTİRİCİ

Ses bileştirme işini yöneten kimse. Düzlükteki çeşitli sestoplarların ve öbür ses kaynaklarının gönderdiği sesleri bileştiren, sesin düzey ve niteliğini denetleyen kimse; ses yönetim odasındaki ses yönetim masasında çalışır.