Kelimeler arşivi içinde; başında "dere" olan, toplam 129 adet kelime bulunmaktadır. dere ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu dere ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde dere olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DERECELENDİRİLMEK
DERECELENDİRİLME
DERECELENDİRMEK
DERECELENDİRME, DERELİTÜTÜNCÜK
DEREÇETİNÖREN, DEREŞEMSETTİN
DEREBAYINDIR, DEREBEYSİBEY, DERECELENMEK, DEREGÜNDÜZLÜ, DEREKAPLANCI, DEREKARAAĞAÇ, DEREMETLEMEK, DEREYÜZÜDERE
DEREBAŞALAN, DERECELEMEK, DERECELENİŞ, DERECELENME, DERECİKÖREN, DEREÇİFTLİK, DEREKARABAĞ, DEREKÖSELER, DEREKUŞÇULU, DEREKUTUĞUN, DERELİTEKKE, DEREUZUNYER
DEREBERÇİN, DEREBEYLİK, DEREBİLMEK, DEREBOĞAZI, DEREBOYMUL, DEREBUCAĞI, DEREBULACA, DERECELEME, DERECEÖREN, DEREFAKILI, DEREKARGIN, DEREKAYASI, DEREPAZARI, DERESAKARI, DERESEMAİL, DERESOPLAN, DEREYAZICI
DEREBİLME, DEREBOĞAZ, DEREBOYNU, DEREBUCAK, DERECESİZ, DEREÇAYLI, DEREÇEPNİ, DEREDABAN, DEREDOĞAN, DEREGEZEN, DEREGÜLLÜ, DEREKEMAL, DEREKIŞLA, DEREKIZIK, DEREMAHAL, DEREMETLİ, DEREMUMLU, DEREOBASI, DERESİNEK, DEREŞİMLİ, DEREYALAK, DEREYAMAÇ, DEREYÜCEK, DEREYÜRÜK
DEREAĞZI, DEREALAN, DEREBAĞI, DEREBAŞI, DEREBEYİ, DEREBOYU, DERECELİ, DEREÇATI, DEREÇİNE, DEREDİBİ, DEREDOLU, DEREDÜZÜ, DEREGÖZÜ, DEREGÜMÜ, DEREKADI, DEREKAPI, DEREKENT, DEREKUYU, DERENECİ, DEREÖREN, DERESEKİ, DERESÖKÜ, DEREŞMEK, DERETEPE, DEREÜSTÜ, DEREYAKA, DEREYANI, DEREYOLU, DEREYURT, DEREYÜZÜ
DEREBAĞ, DEREBEY, DEREBÜK, DERECEN, DERECİK, DEREDAM, DEREĞEP, DEREİÇİ, DEREKÖY, DERELER, DERELİK, DEREMEN, DEREMET, DERENDE, DERENEL, DERENTİ, DEREOBA, DEREOTU, DEREOVA, DEREÖZÜ
DEREBE, DERECE, DEREKE, DERELİ, DERENE, DERENİ
DEREÇ, DEREK, DEREM, DEREN
DERE
DERE
Genellikle yazın kuruyan küçük akarsu. Damlarda yağmur sularını toplayarak oluğa veren çinko veya kiremit yol. İki dağ arasındaki uzun çukur.
DEREBAYINDIR
Çankırı kenti, Orta ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
DEREKAPLANCI
Yozgat şehrinde, Hasbek bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
DEREGÜNDÜZLÜ
Tekirdağ şehri, Çorlu ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
DEREKARAAĞAÇ
Kastamonu ilinde, Taşköprü ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
DEREÇETİNÖREN
Bolu şehri, Mudurnu ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
DEREYÜZÜDERE
Kütahya ili, Dağardı nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
DEREMETLEMEK
Hazırlamak, sağlamak, toplamak. Onarmak, düzeltmek.
DERECELENDİRME
Derecelendirmek işi. Şirketlerin, taşınır değerlerinin ticari riskine, ülkelerin de siyasi risklerine göre güvenilirliğinin derecelendirme kuruluşları tarafından belirlenip sıralanması.
DERECELENDİRİLMEK
Derecelendirme işi yapılmak.
DERECELENMEK
Dereceli bir biçim almak.
DERELİTÜTÜNCÜK
Düzce ili, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
DERECELENDİRMEK
Dereceleme işini yaptırmak.
DEREŞEMSETTİN
Bilecik şehrinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
DERECELENDİRİLME
Derecelendirilmek işi.
DEREBEYSİBEY
Kastamonu şehri, Taşköprü belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Bu bölümde tanımı içerisinde DERE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATFEN
Mal ederek, yükleyerek.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.
ALT
Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.
AKLAN
Sularını bir denize veya göle gönderen bölge, maile. Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri.
ALABİLDİĞİNE
Sınırsız, uçsuz bucaksız bir biçimde. Olanca hızı ile. Aşırı derecede, gereğinden çok, gırla, sıvırya.
AVAL
Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).
AKAK
Yatak. Eğimi, inişi fazla olan yer. Suyun ivinti yeri. Irmak, dere, çay, küçük akarsu.
ANA
Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.
AMENTÜ
Bir oluş, düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargıları. Arapça "inandım" anlamına gelen ve İslamiyetin temel inançları olan "Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanma"yı dile getiren söz.
AŞIRI
Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın. Gereğinden fazla, çok. Gereğinden fazla olarak, çokça. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem. Ötede, ötesinde.
ALERJİ
Birtakım yiyecek, ilaç, toz, koku vb.ne hastalık derecesinde gösterilen aşırı tepki. Bir kimseye veya bir şeye karşı olumsuz yönde duyulan aşırı duyarlılık.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
ANDROPOZ
Erkeklerde, er bezlerinin salgıladıkları hormon miktarının giderek eksilmesi sonucu cinsel gücün azalması, yaş dönümü.
ANBEAN
Her an. Giderek. Dakika dakika. Ara sıra.
ASİTÖLÇER
Bir asidin özelliğini, konsantrasyon derecesini ölçmeye yarayan cihaz, asidimetre.
APAZLAMA
Apazlamak işi, avuçlama. Pupa ile orsa arasında geminin omurgasına 45 derece açı ile esen (rüzgâr). (a'pazlama) Böyle esen bir rüzgârla.
ALKOLİZM
Alkollü içkilere hastalık derecesinde düşkün olma durumu.
ALKOLİK
Alkollü içkilere hastalık derecesinde düşkün olan (kimse).
ASILMAK
Asma işi yapılmak veya asma işine konu olmak. Bir şey isterken karşısındakini tedirgin edecek derecede üstelemek, ısrar etmek, ileri gitmek. Bir yere tutunup sarkmak. Sonuna kadar mücadele etmek. Karşı cinsin ilgisini çekmek için rahatsız edici davranışlarda bulunmak. Hızla eline almak. Tutup çekmek. Boynuna ip geçirip sallandırılarak öldürülmek, idam edilmek.
ASALETEN
Bir görevde temelli olarak, asıl olarak, vekâleten karşıtı. Kendi adına hareket ederek.