Kelimeler arşivi içinde; başında "derd" olan, toplam 14 adet kelime bulunmaktadır. derd ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu derd ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde derd olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DERDİKMEK
DERDEMEZ, DERDERİÇ, DERDESDE, DERDEŞİK, DERDİMEK
DERDALA, DERDEST
DERDEK, DERDES, DERDİK, DERDİN, DERDÜK
DERD
DERD
Dert.
DERDEMEZ
Elbette. Derken, hemen sonra.
DERDESDE
Sımsıkı tutma, yakalama.
DERDEŞİK
Darmadağın, didik didik: Tavuklar bahçeyi derdeşik etmişler.
DERDERİÇ
Çabuk ve çok konuşan.
DERDİK
Bir çeşit şalgam.
DERDİMEK
Derdi tazelenmek, içlenmek.
DERDİN
Düzce ili, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
DERDALA
Başı boş, başına buyruk, hoppa.
DERDEK
Dokuma tezgâhında masuranın sarıldığı kamış.
DERDÜK
Ederdik, yapardık.
DERDEST
Yakalama, tutma, ele geçirme. Görülmekte olan.
DERDİKMEK
Dertlenmek, ağlamaklı olmak, derdini anlatmak: Boşuna derdikip durma, senin derdine kim yanacak. İçlenmek, dert edinmek.
DERDES
Çarçabuk.
Bu bölümde tanımı içerisinde DERD geçen kelimeler listesi verilmiştir.
YAKALAMAK
Bir kimseyi veya bir şeyi elle tutmak. Aynı düzeye gelmek. Arayarak veya rastlantı sonucu bulup bağlantı kurmak. Bir kimseyi hoşa gitmeyecek bir durumda bulmak, bir kimsenin suçu ortaya çıkmak. Avlamak, tuzakla ele geçirmek. Kaçan kimseyi ele geçirmek, derdest etmek. Birdenbire etkisi altına almak. Tutturmak. Söz, bakış veya işareti fark etmek. Bir kimsenin gitmesini engellemek, durdurmak.
MESAJ
Bir devlet büyüğünün, bir sorumlunun belirli bir olay veya durum dolayısıyla ilgililere gönderdiği bildiri. Yazı veya sözle anlatılması amaçlanan duygu, düşünce. İleti.
AMİR
Bir işte emir verme yetkisi bulunan kimse, mir. Buyuran, buyurucu. Satıcı veya ihracatçının gönderdiği malların bedelini almak üzere gerekli belgeleri göstererek bankaya başvuran kimse.
DERTSİZ
Derdi olmayan.
TASASIZ
Tasası, derdi olmayan, kaygısız. Hiçbir şeyi kendine dert edinmeden. Hiçbir şeyi kendine dert edinmeyen.
BOŞALMA
Boşalmak işi. Elektrik yükünün başka bir iletkene geçişi veya sıfıra düşmesi, deşarj. Derdini birine açarak ferahlama, rahatlama, deşarj.
SÜRRE
Osmanlı padişahlarının her yıl Mekke ve Medine'ye gönderdikleri para ve armağanlar.
ÇIRPMAK
Halı, kilim vb. şeyleri hızla ve kesik kesik silkelemek. Bir şeyin ucundan bir parça kesmek. Sulu yiyecekleri hızla ve sürekli olarak çatal, kaşık vb. ile karıştırmak. Güreşte rakibinin kollarını beli hizasında sımsıkı kavrayarak minderde kendi üzerinden sağa ve sola sırtüstü savurmak. İki şeyi birbirine çarpmak. Çalmak, hırsızlık etmek.
SİPARİŞ
Bir şeyin yapılmasını, gönderilmesini, getirilmesini isteme, ısmarlama. Yapılması ısmarlanan şey. Birinin kendi maaşından kesilerek başkasına gönderdiği, ödediği aylık para.
ENNE
Babanın kız kardeşi, hala. Kız tarafının gönderdiği çehiz. Kütahya ili, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
PAKETLEMEK
Bir veya birkaç şeyi kâğıda sararak, kutuya koyarak bağlamak. Birini baştan savmak, atlatmak. Yakalamak, ele geçirmek, derdest etmek.
DERTLİ
Derdi olan.
BOYDAN
Göçmen kadınların kışın giydikleri uzun etekli giysi. (Yeniköy, İnönü Eskişehir). Yalnız kolları takma olan giysi. (Yalvaç Isparta). Oğlan evinin geline gönderdiği giysi. (Afşar Gelendost Isparta).
BUYRUMCU
Davet eden, karşılayan: Gapıya iki tane buyrumcu ister. Möhtü 'müftü' efendiye buyrumcu gitti mi?. Çağırıcı: Buyurumcu gönderdik.
BOHÇALIK
Kız evinin, oğlan ve akrabalarına gönderdiği çamaşır takımı.
DÖNDERME
İnce söğüt dalından örülen, kulpsuz, ağzı geniş, yemeklerin üstüne örtülen bir çeşit sepet. Mayasız hamurdan yapılan ve yağda kızartılan pide. Kuru yufkadan yapılmış börek. Birinin gönderdiğine ısmarladığına karşılık gönderme: Bu ne kahvesi ? Siz ona kahve ısmarladınızsa o da dönderme yaptı. Bar denilen halay oyununda oyunculardan ilk üç kişinin söylediği türküyü biraz sonra başka üç kişinin tekrarlaması. Doğu Anadolu saz ozanları arasında kullanılan dörtlük sonlarındaki kavuştak.
BİLEŞTİRİCİ
Ses bileştirme işini yöneten kimse. Düzlükteki çeşitli sestoplarların ve öbür ses kaynaklarının gönderdiği sesleri bileştiren, sesin düzey ve niteliğini denetleyen kimse; ses yönetim odasındaki ses yönetim masasında çalışır.
GEREMET
Yoksulluktan meydana gelen dert, sıkıntı: Sanki o işin derdini geremetini o çeyhmiş.
BOŞALMAK
Boş duruma gelmek, içinde bir şey kalmamak, inhilal etmek. Doyuma ulaşmak. Derdini, sıkıntısını birine anlatarak ferahlamak, deşarj olmak. Gevşemek, açılmak. Hayvan, bağından kurtulmak. Dışarıya akmak, dökülmek.
KATKI
Bir işin yapılmasına, gerçekleşmesine emek, bilgi, para vb. ile katılma, yardım. Düğün günü davetlilerin öğleye kadar gönderdikleri armağan. Bir şeye katılan başka bir madde. Metal ve alaşımların hazırlanması sırasında içlerine katılan değişik nitelikteki maddeler.