Kelimeler arşivinde; içinde "akse" olan, toplam 48 tane kelime bulunuyor. İçerisinde akse bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu akse ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında akse olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
AKSETTİREBİLMEK
AKSETTİREBİLME
AKSELEROMETRE, AKSESUARCILIK, AKSETTİRİLMEK
PROAKSELERİN, AKSELEROGRAF, MAKSEMPINARI, AKSELERASYON, AKSETTİRİLİŞ, AKSETTİRİLME, AKSEDEBİLMEK
TOPRAKSEVEN, AKSELERATÖR, AKSESUVARCI, AKSEDEBİLME, HAKSEVERLİK, AKSETTİRMEK, BÜYÜKAKSEKİ
AKSETTİRME, AKSETTİRİŞ, AKSESUARCI, AKSELERANS, AKSESORYUS
AKSELERİN, AKSEPTANS, AKSELENDİ
AKSEPTÖR, SAKSEMİT, AKSESUAR, AKSETMEK, HAKSEVER, AKSEDERE
AKSEDİŞ, AKSEDİR, AKSEVİL, AKSEVEN, AKSETME, AKSENİK
AKSETA, AKSESO, AKSERİ, AKSEKİ
AKSEN, AKSEL, AKSES, AKSER
AKSE
AKSE
Hastalık nöbeti, kriz.
AKSELERASYON
Hızlanma, yükselme.
PROAKSELERİN
Faktör V. Kan pıhtısının oluşumu sırasında protrombinin aktivasyonuna iştirak eden yardımcı bir protein. Faktör V.
AKSETTİREBİLME
Aksettirebilmek işi.
AKSETTİRİLME
Aksettirilmek işi.
MAKSEMPINARI
Bursa şehri, Çalı bucağına bağlı bir bölge.
AKSELEROMETRE
İvmeölçer.
AKSELEROGRAF
İvmeyazar.
AKSESUARCILIK
Aksesuarcının yaptığı iş. Aksesuarcı olma durumu.
AKSETTİRİLİŞ
Aksettirilme işi.
AKSEDEBİLMEK
Aksetme imkânı veya olanağı bulunmak.
AKSETTİREBİLMEK
Aksettirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
AKSELERATÖR
Herhangi bir organın çalışmasını veya kimyasal bir olayın hızını artıran ilaç veya madde.
TOPRAKSEVEN
Van kenti, Çaldıran belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
AKSETTİRİLMEK
Aksetmesi sağlanmak.
AKSESUVARCI
Aksesuvarı, yani sahne takımlarını hazırlayan görevli kişi (bk. Sahne Donat'ması).
Bu bölümde tanımı içerisinde AKSE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
İVMEYAZAR
Bir hareketin ivmesini çizerek belirleyen araç, akselerograf.
AKSETTİRME
Aksettirmek işi.
HAKSEVERLİK
Haksever olma durumu, hakperestlik.
AKSELERİN
Kan pıhtısı oluşumu sırasında protrombinin trombine dönüşümünde görev yapan bir yardımcı protein olan proakselerinin aktif durumu.
YANSITMAK
Işık, ses, görüntü vb.ni geri göndermek, yansımasını sağlamak, aksettirmek. İletmek, duyurmak, aktarmak. Aktarmak, göstermek, aksettirmek.
HAKPERESTLİK
Hakseverlik.
KRİZ
Bir organda birdenbire ortaya çıkan fizyolojik bozukluk, akse. Bir kimsenin yaşamında görülen ruhsal bunalım. Çöküntü. Bir ülkede veya ülkeler arasında, toplumun veya bir kuruluşun yaşamında görülen güç dönem, bunalım, buhran. Bir şeyin çok kıt bulunması durumu. Bir şeye duyulan ani ve aşırı istek.
VURMAK
Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Olumsuz yönde etkilemek. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Takmak, koymak, bağlamak. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. İçki içmek. Olduğundan başka biçimde görünmek. Kadeh tokuşturmak. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. Silahla yaralamak, öldürmek. Etkisi bir yere kadar uzanmak. Hızla çarpmak. Çıkmak. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Hızla değmek, çarpmak. Uygulamak, basmak, koymak. Manevi olarak yaralamak. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Desteklemek, dayamak. Dokunmak, hasta etmek. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Sürmek. Duyulmak, hissedilmek. Tavla oyununda pulu kırmak. Amaçladığı şeye rast getirmek. Çarpma işlemini yapmak. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. Bağlama, ilişkilendirmek.
AKSESUARCI
Aksesuar satan kimse. Aksesuar kullanmasını seven kimse. Aksesuarı hazırlayan kimse.
DEKOR
Tiyatro, sinema ve televizyonda sahneye konulan eserin yazıldığı yerin ve geçtiği çağın özelliklerini belirleyen perde, aksesuar vb. ögelerin bütünü. Görünüş, manzara. Bir yere süsleme amacıyla verilen düzen.
AKSETME
Aksetmek işi.
HAKPEREST
Haksever.
AKSEDİŞ
Aksetme işi.
İVMEÖLÇER
Bir hareketin ivme niceliğini belirten, taşıtın hızlanmasından doğan sarsıntıları, titreşimleri gösteren araç, akselerometre.
YANKILANMAK
Ses vermek, ses çıkarmak, yankı durumunda geri dönmek, aksetmek.
KRAVAT
Bir ucu ince, diğer ucu daha geniş, gömlek yakasının altından geçirilerek önde üçgen biçiminde bağlanan, özel kumaştan yapılmış olan giysi aksesuarı, boyun bağı.
AKSEDEBİLME
Aksedebilmek işi.
BİLEKLİK
Oyunlarda bileğin incinmesini önlemek için bileğe takılan meşin sargı. Aksesuar amacıyla bileğe takılan ince zincir.
YANSIMAK
Işık dalgaları yansıtıcı bir yüzeye çarparak yön değiştirmek, aksetmek. Anlaşılmak, belli olmak. Ulaşmak, duyulmak, yayılmak, aksetmek. Yer almak.
KABUL
Bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olma. Akseptans. Konukları veya işi olanları yanına, katına alma. Bir öneriyi uygun bulma, onaylama. Bir yere alınma. Sunulan bir şeyi, armağanı alma.