Kelimeler arşivi içinde; başında "akse" olan, toplam 41 adet kelime bulunmaktadır. akse ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu akse ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde akse olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
AKSETTİREBİLMEK
AKSETTİREBİLME
AKSESUARCILIK, AKSETTİRİLMEK, AKSELEROMETRE
AKSEDEBİLMEK, AKSETTİRİLİŞ, AKSETTİRİLME, AKSELERASYON, AKSELEROGRAF
AKSEDEBİLME, AKSESUVARCI, AKSELERATÖR, AKSETTİRMEK
AKSELERANS, AKSETTİRİŞ, AKSETTİRME, AKSESORYUS, AKSESUARCI
AKSELENDİ, AKSEPTANS, AKSELERİN
AKSEPTÖR, AKSETMEK, AKSESUAR, AKSEDERE
AKSEVEN, AKSEVİL, AKSETME, AKSENİK, AKSEDİŞ, AKSEDİR
AKSETA, AKSESO, AKSERİ, AKSEKİ
AKSES, AKSER, AKSEN, AKSEL
AKSE
AKSE
Hastalık nöbeti, kriz.
AKSELERATÖR
Herhangi bir organın çalışmasını veya kimyasal bir olayın hızını artıran ilaç veya madde.
AKSELEROMETRE
İvmeölçer.
AKSELEROGRAF
İvmeyazar.
AKSETTİRİLME
Aksettirilmek işi.
AKSEDEBİLMEK
Aksetme imkânı veya olanağı bulunmak.
AKSETTİRİLMEK
Aksetmesi sağlanmak.
AKSETTİREBİLMEK
Aksettirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
AKSEDEBİLME
Aksedebilmek işi.
AKSETTİRMEK
Sesi yankılamak. Işığı yansıtmak. Haberi, durumu ulaştırmak, yaymak, duyurmak.
AKSETTİREBİLME
Aksettirebilmek işi.
AKSESUVARCI
Aksesuvarı, yani sahne takımlarını hazırlayan görevli kişi (bk. Sahne Donat'ması).
AKSELERANS
Hızlandıran, uyaran.
AKSETTİRİLİŞ
Aksettirilme işi.
AKSELERASYON
Hızlanma, yükselme.
AKSESUARCILIK
Aksesuarcının yaptığı iş. Aksesuarcı olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde AKSE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HAKPEREST
Haksever.
DEKOR
Tiyatro, sinema ve televizyonda sahneye konulan eserin yazıldığı yerin ve geçtiği çağın özelliklerini belirleyen perde, aksesuar vb. ögelerin bütünü. Görünüş, manzara. Bir yere süsleme amacıyla verilen düzen.
KRAVAT
Bir ucu ince, diğer ucu daha geniş, gömlek yakasının altından geçirilerek önde üçgen biçiminde bağlanan, özel kumaştan yapılmış olan giysi aksesuarı, boyun bağı.
BİLEKLİK
Oyunlarda bileğin incinmesini önlemek için bileğe takılan meşin sargı. Aksesuar amacıyla bileğe takılan ince zincir.
KABUL
Bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olma. Akseptans. Konukları veya işi olanları yanına, katına alma. Bir öneriyi uygun bulma, onaylama. Bir yere alınma. Sunulan bir şeyi, armağanı alma.
KRİZ
Bir organda birdenbire ortaya çıkan fizyolojik bozukluk, akse. Bir kimsenin yaşamında görülen ruhsal bunalım. Çöküntü. Bir ülkede veya ülkeler arasında, toplumun veya bir kuruluşun yaşamında görülen güç dönem, bunalım, buhran. Bir şeyin çok kıt bulunması durumu. Bir şeye duyulan ani ve aşırı istek.
AKSETME
Aksetmek işi.
AKSETTİRİŞ
Aksettirme işi.
HAKSEVERLİK
Haksever olma durumu, hakperestlik.
YANSITMAK
Işık, ses, görüntü vb.ni geri göndermek, yansımasını sağlamak, aksettirmek. İletmek, duyurmak, aktarmak. Aktarmak, göstermek, aksettirmek.
VURMAK
Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Olumsuz yönde etkilemek. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Takmak, koymak, bağlamak. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. İçki içmek. Olduğundan başka biçimde görünmek. Kadeh tokuşturmak. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. Silahla yaralamak, öldürmek. Etkisi bir yere kadar uzanmak. Hızla çarpmak. Çıkmak. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Hızla değmek, çarpmak. Uygulamak, basmak, koymak. Manevi olarak yaralamak. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Desteklemek, dayamak. Dokunmak, hasta etmek. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Sürmek. Duyulmak, hissedilmek. Tavla oyununda pulu kırmak. Amaçladığı şeye rast getirmek. Çarpma işlemini yapmak. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. Bağlama, ilişkilendirmek.
YANKILANMAK
Ses vermek, ses çıkarmak, yankı durumunda geri dönmek, aksetmek.
YANSIMAK
Işık dalgaları yansıtıcı bir yüzeye çarparak yön değiştirmek, aksetmek. Anlaşılmak, belli olmak. Ulaşmak, duyulmak, yayılmak, aksetmek. Yer almak.
AKSEDİŞ
Aksetme işi.
İVMEYAZAR
Bir hareketin ivmesini çizerek belirleyen araç, akselerograf.
AKSETTİRME
Aksettirmek işi.
AKSELERİN
Kan pıhtısı oluşumu sırasında protrombinin trombine dönüşümünde görev yapan bir yardımcı protein olan proakselerinin aktif durumu.
HAKPERESTLİK
Hakseverlik.
AKSESUARCI
Aksesuar satan kimse. Aksesuar kullanmasını seven kimse. Aksesuarı hazırlayan kimse.
İVMEÖLÇER
Bir hareketin ivme niceliğini belirten, taşıtın hızlanmasından doğan sarsıntıları, titreşimleri gösteren araç, akselerometre.