Kelimeler arşivi içinde; başında "ilk" olan, toplam 96 adet kelime bulunmaktadır. ilk ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ilk ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ilk olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
İLKELMEMELİLER, İLKELLEŞTİRMEK
İLKELLEŞTİRME, İLKÖRNEKÇİLİK, İLKELEŞTİRMEK
İLKÇEYREKLİK, İLKELEŞTİRME
İLKELLEŞMEK, İLKÖRNEKLER
İLKELLEŞME, İLKÖĞRENİM, İLKÖĞRETİM, İLKİNDİOTU, İLKELCİLİK, İLKELCİLER, İLKELEŞMEK, İLKİPLEMEK
İLKELEŞME, İLKECİLİK, İLKİNDOTU, İLKDÖRDÜN, İLKKURŞUN, İLKGÜZLÜK
İLKİNMEK, İLKELLİK, İLKİLMEK, İLKGÜNEŞ, İLKHOROZ, İLKİNDİN, İLKİÇÇİK, İLKİDÜNÜ, İLKELLER, İLKÖRNEK, İLKİTMEK, İLKÇIKTI, İLKÇEKEN, İLKÜDÜNÜ, İLKBAHAR, İLKÜNSAL
İLKESEL, İLKİMEK, İLKMENT, İLKNOVA, İLKİNDİ, İLKOKUL, İLKİNTİ, İLKİREK, İLKİNTÜ, İLKİLİK, İLKADAM, İLKADIM, İLKÜVEZ, İLKÜNDÜ, İLKÜDÜN, İLKUTLU, İLKUTAY, İLKEHAN, İLKELCE, İLKELCİ, İLKIŞIK, İLKİDİN
İLKŞEN, İLKSOY, İLKTEN, İLKYAZ, İLKSEV, İLKSEN, İLKSEL, İLKNUR, İLKSAV, İLKMEN, İLKMEK, İLKKIŞ, İLKİVA, İLKBAL, İLKCAN, İLKGÜZ, İLKGÜL, İLKNAZ, İLKÇAĞ, İLKECİ
İLKER, İLKAH, İLKAN, İLKAY, İLKÜN, İLKUT, İLKEL, İLKİM, İLKİN, İLKİP, İLKİT, İLKİZ
İLKE, İLKİ
İLK
İLK
Zaman, sıra, yer ve önem bakımından ötekilerden önce gelen, son karşıtı. Herhangi bir şeyin en önde olanı, önce geleni. Birinci olarak, en başta.
İLKÖĞRETİM
Birkaç öğretim basamağından oluşan örgün eğitim sisteminin temel bilgi ve becerileri kazandıran sekiz yıllık ilk basamağı, ilköğrenim, zorunlu öğrenim.
İLKELMEMELİLER
(Prototheria), Bazı sınıflandırmalara göre memeliler (Mammalia) sınıfının bir alt-sınıfı. Tek delikliler (Monotremata) takımı ile soyu tükenmiş olan bazı ilkel yapılı memelileri içine alır.
İLKELEŞTİRME
İlkeleştirmek işi.
İLKELLEŞTİRMEK
İlkel duruma getirmek.
İLKÖĞRENİM
İlköğretim.
İLKELLEŞTİRME
İlkelleştirmek işi veya durumu.
İLKELCİLER
(Resim, Heykel) Avrupa sanatının çağımıza değin geçirdiği gelişmelerden habersiz görünen, ilkel ulusların sağlam, saf, kaba, yalın biçimli sanatını benimseyip bu anlamda çalışan sanatçılar.
İLKELCİLİK
Avrupa sanatının çağımıza kadar geçirdiği gelişmelerden habersiz görünen, ilkel ulusların sağlam, kaba, saf, yalın biçimli sanatını benimseyen görüş, primitivizm. İlkellik özlemini ileri süren düşünce akımlarının genel adı, primitivizm. 1911'de Fransa'da gelecekçiliğe (fütürizm) tepki olarak doğan ve ilkel sanata öykünen yazın çığırı.
İLKELLEŞMEK
İlkel bir durum almak. İlkel bir duruma gelmek.
İLKÖRNEKLER
Ruhbilimci Jung'a göre ortak bilinçaltını oluşturan, atalardan kalma tasarımlar.
İLKİNDİOTU
İkindi vakti.
İLKELLEŞME
İlkelleşmek işi.
İLKELEŞTİRMEK
İlke durumuna getirmek.
İLKÇEYREKLİK
Bir dizi ya da dağılımda gözlemlerin ilk dörtte birinin altında kaldığı birinci çeyreklik değer. bk. sonçeyreklik.
İLKÖRNEKÇİLİK
İlk dinin, ilkadamın temel ilkesi uyarınca yaratmış olduğu ilkörneklerden oluştuğunu savunanların görüşü, bk. ilkadam, temel düşünce, ilkörnek. karşılığı doğalcılık, büyücülük.
Bu bölümde tanımı içerisinde İLK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAŞTA
İlk olarak. Özellikle.
BALAYI
Evlilik hayatının ilk ayı veya ilk günleri.
BAŞYAZI
Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı, başmakale.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
ATATÜRKÇÜLÜK
Atatürk'ün düşünce ve uygulamalarından kaynaklanan, Türk Devleti'nin bağımsızlık ve bütünlüğünü, millî egemenliğini, kişi özgürlüğünü, çağdaş olmayı amaçlayan, akla, bilime ve gerçeğe dayanan, evrensel ağırlıklı, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler bütünü, Kemalistlik, Kemalizm. Bu ilkeye bağlılık.
ANTİKİTE
Eskilik. İlk Çağ.
ALACA
Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala. Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben. Keklik, bıldırcın vb. kuşları avlamak için kullanılan iki renkli bez. Ağaçta ilk olgunlaşan meyve. İki ya da daha çok renkli. Çorum iline bağlı ilçelerden biri.
AVANTAJ
Üstünlük. Kazanım. Yarar. Teniste eşitliğin bozulması için alınan ilk puan.
AKROSTİŞ
Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okunduğunda ortaya bir söz çıkacak bir biçimde düzenlenmiş manzume, muvaşşah, tevşih.
BAŞLANGIÇ
Bir iş, bir dönem, bir hayat vb.nin ilk bölümü. Ön söz, giriş, mukaddime.
ARALIK
Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.
BAHAR
İlkbahar. Bu mevsimde ağaçlarda açan çiçekler ve yapraklar. Baharat. Gençlik dönemi.
BAŞÖĞRETMEN
İlkokullarda yönetimden sorumlu olan öğretmen, müdür, başmuallim.
AYAKSIZLAR
Omurgalı hayvanlarda amfibyumlar sınıfının en ilkel yapılı türlerini içine alan bir takım.
ANTİK
İlk Çağdaki uygarlıklarla, özellikle eski Yunan ve Roma uygarlıkları ile ilgili olan, antika.
ALIŞTIRMA
Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.
AKTARMA
Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AŞILAMA
Aşılamak işi, telkih. Yeni aşılanmış ağaç. Aşılanmış (ağaç). Bu yolla elde edilmiş. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katma. Bitkilerin aşı yoluyla üretilmesi, ilkah.
ANTLAŞMA
İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu, ahit, muahede, ahitleşme, pakt. Bu durumu belirten belge.