Kelimeler arşivi içinde; başında "ih" olan, toplam 167 adet kelime bulunmaktadır. ih ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ih ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ih olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
İHTİYOFİTRİYOZİS, İHTİYOHEMOTOKSİN, İHTİYOSPORİDİYUM
İHTİYOFİTİRİYOZ, İHTİYOPTERGİYUM
İHTİYOPLANKTON
İHSANIHÜMAYUN, İHTİRASSIZLIK, İHTİSASLAŞMAK, İHTİYAÇSIZLIK, İHTİYARLATMAK, İHTİYATKARLIK, İHTİYATSIZLIK, İHTİYOLEPİDEN, İHTİYOTOKSİZM
İHRACATÇILIK, İHTİLALCİLİK, İHTİRASLILIK, İHTİSASLAŞMA, İHTİYAÇLILIK, İHTİYAÇSIZCA, İHTİYARLAMAK, İHTİYARLATMA, İHTİYARLAYIŞ, İHTİYARSIZCA, İHTİYATLILIK, İHTİYATSIZCA, İHTİYOLOJİST, İHTİYOMORFİK, İHTİYOTOKSİN, İHTİYOZORLAR
İHLASSIZLIK, İHMALKARLIK, İHTİRASLICA, İHTİYARLAMA, İHTİYATLICA, İHTİYOFAGUS, İHTİYOFAUNA, İHTİYOFONUS
İHBARCILIK, İHBARLAMAK, İHLASLILIK, İHLASSIZCA, İHMALCİLİK, İHNOTAKSON, İHTİRASSIZ, İHTİYAÇSIZ, İHTİYARCIK, İHTİYARLIK, İHTİYARSIZ, İHTİYATKAR, İHTİYATSIZ, İHTİYODONT, İHTİYOLOJİ, İHTİYOTOMİ
İHBARLAMA, İHBARNAME, İHKAKIHAK, İHLASLICA, İHNEZİMEK, İHRACATÇI, İHSANGAZİ, İHSANOĞLU, İHTARNAME, İHTİKARCI, İHTİLALCİ, İHTİMALLİ, İHTİRASLI, İHTİŞAMLI, İHTİYAÇLI, İHTİYARCA, İHTİYATEN, İHTİYATLI, İHTİYOLİT, İHTİYOMAS, İHTİYOSİT, İHTİYOZİS
İHBARİYE, İHİLEMEK, İHİNARAK, İHLASSIZ, İHMALKAR, İHRAKİYE, İHSANİYE, İHTIRMAK, İHTİMALİ, İHTİRMEK, İHTİYARİ, İHTİYATİ, İHTİYOİT
İHANMAK, İHATALI, İHBARCI, İHBARLI, İHİNAKA, İHİNEKA, İHLAMUR, İHLASLI, İHMALCİ, İHNANAZ, İHRACAT, İHRAÇÇI, İHSANLI, İHSİRAN, İHTİBAR, İHTİDİN, İHTİFAL, İHTİKAR, İHTİKAT, İHTİLAÇ, İHTİLAF, İHTİLAL, İHTİLAM, İHTİLAS, İHTİLAT, İHTİMAL, İHTİMAM, İHTİRAM, İHTİRAS, İHTİRAZ, Devamını Oku »»
İHANET, İHİCİK, İHTİDA, İHTİRA, İHTİVA, İHZARİ
İHALE, İHATA, İHBAL, İHBAR, İHDAR, İHDAS, İHİNA, İHİNE, İHLAL, İHLAM, İHLAS, İHLEZ, İHMAK, İHMAL, İHRAC, İHRAÇ, İHRAM, İHRAZ, İHSAN, İHSAS, İHTAL, İHTAR, İHTİN, İHVAN, İHZAR
İHAM, İHCİ, İHİN, İHTİ, İHYA
İHİ
İH
İH
İnleme sırasında çıkan ses.
İHTİYAÇSIZLIK
İhtiyaçsız olma durumu.
İHTİYARLATMAK
İhtiyarlamasına sebep olmak.
İHTİYOLEPİDEN
Çoğu kemikli balıkların pullarında bulunan iki albuminoit proteinden birisi.
İHTİYOSPORİDİYUM
Balıklarda iç enfeksiyonlara neden olan bir mantar cinsi, ihtiyofonus.
İHTİRASSIZLIK
İhtirassız olma durumu.
İHTİYOFİTİRİYOZ
Beyaz benek hastalığı.
İHTİYOTOKSİZM
Balık zehirlenmesi.
İHTİYATSIZLIK
İhtiyatsız olma durumu.
İHTİSASLAŞMAK
Herhangi bir konuda uzmanlaşmak.
İHTİYATKARLIK
İhtiyatlı olma durumu.
İHTİYOPLANKTON
Balık yumurta ve larvaları.
İHTİYOHEMOTOKSİN
Bazı balıkların kanında bulunan zehir.
İHTİYOFİTRİYOZİS
Beyaz leke hastalığı.
İHTİYOPTERGİYUM
Balıkların çift yüzgeçlerinin iskeletleri.
İHSANIHÜMAYUN
Padişah tarafından yeteneği veya başarısı dolayısıyla birine verilen görev, rütbe, ödül.
Bu bölümde tanımı içerisinde İH geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇIMLAMA
Açımlamak işi, teşrih, şerh.
ABRAKADABRA
Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz. Sihirbazların sıkça kullandığı büyü sözü.
ALMA
Almak işi, ahiz, derç, ittihaz, kabız. Bir iş adamının veya profesyonel sporcunun para karşılığı başka bir işe veya kulübe geçmesi, transfer.
AKBABA
Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.
AMERİKANİST
Amerikan tarihi ve kültürü ile uğraşan bilimci.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.
ALMAÇ
Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz, alıcı, reseptör.
ALTAYİSTİK
Altay grubuna giren Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Japon ve Korelilerin dil, edebiyat, kültür ve tarihleriyle uğraşan bilim dalı.
AKÜMÜLATÖR
Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depolayan, istenildiğinde bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz, akımtoplar, akü.
AKNE
Yağ bezlerinin deri üzerinde oluşturduğu iltihaplı sivilce.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
AÇIMLAMAK
Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek.
AMAÇLAMAK
Bir amaca ulaşmayı istemek, istihdaf etmek.
AKROSTİŞ
Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okunduğunda ortaya bir söz çıkacak bir biçimde düzenlenmiş manzume, muvaşşah, tevşih.
AJİTASYON
Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.
ALKOLÖLÇER
Sıvılardaki alkol oranını ölçmeye yarayan cihaz, alkolmetre. İçilen alkol miktarını ölçmeye yarayan araç, alkolmetre.
AMAÇLAMA
Amaçlamak işi, istihdaf.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
ALÇAKÇA
Oldukça alçak. (alça'kça) Alçak, aşağılık kimselere yaraşırcasına, sefihane.