İBA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "iba" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. iba ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu iba ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde iba olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

İBADETHANE, İBABATHANE

9 harfli kelimeler

İBADULLAH, İBADETGAH

8 harfli kelimeler

İBATULUM

7 harfli kelimeler

İBANMAH

6 harfli kelimeler

İBADAT, İBADET, İBABET, İBABAT, İBABAP, İBARET

5 harfli kelimeler

İBADE, İBALI, İBARE, İBATE

4 harfli kelimeler

İBAN, İBAR, İBAT

3 harfli kelimeler

İBA

Bazı kelimelerin anlamları

İBA

Çiğ, nem. Çiy, nem. İncelik, nezaket.

İBADE

Üç etek denilen giysi. Pamuklu kumaştan yapılan, kolsuz, uzun hırka.

İBADAT

İbadet.

İBADULLAH

Tanrı'nın kulları. Bol.

İBABAT

Arapça kökenli ibâdet: Allahın buyruklarını yerine getirme.

İBABATHANE

Arapça kökenli ibâdet + Far. hâne: İbâdet edilen yer.

İBANMAH

Oyalanmak.

İBALI

Çiğ, nem.

İBARET

Oluşan, meydana gelen.

İBADETHANE

Tapınak.

İBARE

Bir düşünceyi anlatan bir veya birkaç cümlelik söz.

İBABET

İbadet.

İBADET

Bir dinin buyruklarını yerine getirme.

İBATULUM

Ne iyi.

İBADETGAH

Tapınak.

İBABAP

Çavuşkuşu.

  -   -   -  

Anlamında İBA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde İBA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BAHTSIZ

Bahtı kötü olan, mutsuz, talihsiz, kadersiz, kötü talihli, bibaht.

BAŞLIK

Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş. Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım. Bir sütunun, bir direğin tepeliği. Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet. Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça. Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha. Başlık parası. Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon. Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü.

ALIŞMAK

Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek. Sürekli ister olmak, bağımlılık kazanmak. Uyar duruma gelmek, intibak etmek. Evcilleşmek, ehlîleşmek. Yadırgamaz duruma gelmek. Tutuşmak, yanmaya başlamak. Bağlanmak, ısınmak.

CAMİ

Müslümanların ibadet etmek için toplandıkları yer. Toplayan, bir araya getiren, bir arada bulunduran.

DİNGİNCİLİK

Tam bir gönül rahatlığı, tutkusuzluk içinde bütün arzulardan sıyrılmış olarak direnç göstermeden kendini Tanrı ibadetine vermeyi ve tanrısal ruh dinginliği kazanmayı amaçlayan dünya görüşü, sekincilik.

ÇERİBAŞILIK

Çeribaşı olma durumu.

ANDIRIŞMA

Andırışmak işi. İltibas. Ortak yönleri bulunan iki şey arasındaki benzeşme, analoji.

ÇİĞNEMEK

Ağza alınan bir şeyi dişler arasında ezmek, öğütmek. Egemenliği altına almak, hükmetmek. Sayılması gereken bir şeyi saymamak, itibar etmemek, ayaklar altına almak. Ayağı veya tekerleği altına alarak ezmek.

EFENDİ

Günümüzde bey unvanından farklı olarak özel adlardan sonra kullanılan ikinci derecede bir unvan. Koca. Eğitim görmüş kişiler için özel adlardan sonra kullanılan unvan. (efe'ndi) Erkekler için kullanılan bir seslenme sözü. (efe'ndi) Hizmetlilere seslenilirken kullanılan bir söz. Buyruğu yürüyen, sözü geçen kimse. Görgülü, nazik, kibar.

AMİYANE

Kibarca olmayan, bayağı. Sıradan.

BAĞLANTISIZ

Aralarında bağlantı bulunmayan, irtibatsız, rabıtasız, angajmansız. Askerî, siyasi yönden hiçbir bloka bağlı olmayan (ülke), bloksuz.

DARVİNCİLİK

Darvin tarafından geliştirilen, canlı türlerinin doğal ayıklanma sonucu, evrim yoluyla basit organizmalardan türediğini -ileri süren- görüş. Gerçek bilim otoriteleri tarafından itibar edilmeyen görüş.

CENTİLMEN

İyi arkadaşlık eden, saygılı, görgülü, kibar (erkek).

CEBELİ

Osmanlı Devleti'nde, savaş sırasında tımar, zeamet sahiplerinin dirlikleri oranına göre yanlarında götürmekle yükümlü bulundukları atlı asker. Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti.

ANLAŞILAN

Anlaşıldığına göre, galiba, muhtemelen.

BAĞLANTI

İki veya daha çok şeyin birbiriyle bağlı bulunması, ilişki, irtibat, bağlanak. İki şey arasında ilişki sağlayan bağ. Yapılacak işle ilgili sözlü veya yazılı anlaşma, angajman.

BAĞLANTISIZLIK

Bağlantısız olma durumu, irtibatsızlık, angajmansızlık.

ABDEST

Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.

ALINTI

Bir yazıya başka bir yazarın yazısından alınmış parça, aktarma, iktibas. Başka bir dilden alınmış kelime.

ALINTILAMAK

Bir yazıya başka bir yazarın yazısından cümle veya cümleler almak, alıntı yapmak, aktarmak, iktibas etmek.