HASE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "hase" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. hase ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu hase ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde hase olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

HASEKİKÜPESİ

11 harfli kelimeler

HASETLENMEK

10 harfli kelimeler

HASETLENME, HASETÇİLİK

9 harfli kelimeler

HASEBİYLE

8 harfli kelimeler

HASETLİK

7 harfli kelimeler

HASENAT, HASETÇİ, HASETLİ

6 harfli kelimeler

HASENE, HASEKİ, HASEFE

5 harfli kelimeler

HASEN, HASEP, HASES, HASET, HASEK

4 harfli kelimeler

HASE

Bazı kelimelerin anlamları

HASE

Patiska.

HASETLENMEK

Kıskanmak.

HASETLİK

Kıskançlık.

HASETLİ

Kıskanç.

HASENAT

Yararlı, iyi, güzel işler.

HASEKİKÜPESİ

Düğün çiçeğigillerden bir süs bitkisi (Aquilegia).

HASETLENME

Kıskanma.

HASES

Esas. Kıskanç.

HASEBİYLE

Nedeniyle.

HASEKİ

Osmanlı Devleti'nde bir görevde eskimiş olanlara verilen unvan. Osmanlı sarayında karavaşlar arasından seçilen padişah gözdesi. Bostancı ocağının küçük dereceli subayları.

HASETÇİLİK

Kıskançlık.

HASEFE

Seçkin kabadayı.

HASETÇİ

Kıskanç.

HASEP

Kişisel özellik, nitelik.

HASEN

Balkabağının yenilmeyen çekirdekli kısmı. Kıvamı bozulup pelteleşen şey.

HASENE

Osmanlı altın paralarından birinin adı. Güzel, iyi. İyi, hayırlı iş, iyilik.

  -   -   -  

Anlamında HASE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde HASE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KUŞÇU

Süs kuşları yetiştirip satan kimse. Saraylarda şahin, doğan vb. avcı kuşların bakımıyla görevli kimse. Suç işleyen saray hasekilerini cezalandırmak ve yola getirmekle görevli haseki subayı.

GÜNÜ

Haset. Zamanından önce doğan yavru.

BAŞMAKLIK

Camide ayakkabı konulan yer. Padişahın anne, kız kardeş, kız ve hasekilerine bağlanan ödenek, has.

KISKANMA

Kıskanmak işi, hasetlenme.

BAŞHASEKİ

Bostancı hasekileri ağasının sanı. Yeniçeri ocağındaki dört hünkâr hasekisinin en eskisi.

KISKANÇLIK

Bir kimse bir üstünlük gösterdiğinde veya sevilen birisinin, başkası ile ilgilendiği kanısına varıldığında takınılan olumsuz tutum, günücülük, hasetçilik, hasetlik, hasutluk.

GÜNÜLENMEK

Günüleme işi yapılmak. Haset olunmak.

KISKANÇ

Kıskanma huyunda olan (kimse), günücü, haset, hasetçi, hasetli, hasut.

BAŞMUHASEBECİ

Başmuhasebe dairesinin başkanı.

FASULYE

Fasulyegillerden, barbunya, çalı, ayşekadın, horoz vb. türleri bulunan bitki (Phaseolus vulgaris). Bu bitkinin sebze olarak yararlanılan yeşil ürünü ve kuru tohumları.

KISKANMAK

Sevgide veya kendisiyle ilişkili şeylerde bir başkasının ortaklığına, üstün durumda görünmesine dayanamamak. Bir şeye, en küçük saygısızlık gösterilmesine bile dayanamamak. Esirgemek, çok görmek. Herhangi bir bakımdan kendinden üstün gördüğü birinin bu üstünlüğünden acı duymak, günülemek, hasetlenmek, haset etmek. Yerinde olmayı istemek, imrenmek.

NEDENİYLE

-den ötürü, -den dolayı, dolayısıyla, sebebiyle, hasebiyle, haysiyetiyle.

ÇUHADAR

Osmanlı Devleti'nde padişahın hizmetinde bulunan sarayın büyük memurlarından her biri. Sarayın haseki odasındaki en yüksek dört ağadan, başlıca görevleri törenlerde atla padişahın ardından giderek yağmurluğunu taşımak, halka para dağıtmak; padişahın kaftan ve börklerine bakmak, bulunmadığı zaman silahtara vekillik etmek olan üçüncüsünün sanı. Vezir ve öteki büyük orun sahiplerinin konak dışı işlerini yapan görevliler. Resmi dairelerde ayak hizmeti gören çuha giysili kimseler.

DİLLEMEK

Kilitlemek. Aleyhte bulunmak, kötülemek. Bir şeyi diline dolayıp yaymak. Bir kimsenin zenginliği, malı ve kendisi hakkında hasetle konuşmak: Görmemiş insanların yanında malımız dillendiğinden her şeyimizi kaybettik. Azarlamak, darılmak. Bir şeyi çok istemek: Kız için dilledi dilledi elinde ne varsa hepsini yedi. Bir kimse hakkında dedikodu yapmak, bir kimseyi çekiştirmek, zemmetmek.

DUŞUNMAK

Akıl etmek. Muhasebe etmek. Tefekkür etmek.

ZÜLFARİS

Baklagillerden, bir süs bitkisi ve bunun güzel kokulu, mor, beyaz renkli, saç lülesi görünüşünde olan kıvrıntılı çiçeği (Phaseolus caracalla).

FOSİL

Geçmiş yer bilimi zamanlarına ilişkin hayvanların ve bitkilerin, yer kabuğu kayaçları içindeki kalıntıları veya izleri, müstehase, taşıl. Düşünce, yaşayış biçimi vb. bakımlardan çağın gerisinde kalmış kimse.

GÜNÜLEMEK

Kıskanmak, çekememek, haset etmek.

GÜNÜCÜK

Kıskançlık, haset.

SAYMAN

Bir kurum, kuruluş vb.nin hesap işleriyle uğraşan kimse, muhasebeci, muhasip.