Kelimeler arşivi içinde; başında "hase" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. hase ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu hase ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde hase olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
HASEKİKÜPESİ
HASETLENMEK
HASETLENME, HASETÇİLİK
HASEBİYLE
HASETLİK
HASENAT, HASETÇİ, HASETLİ
HASENE, HASEKİ, HASEFE
HASEN, HASEP, HASES, HASET, HASEK
HASE
HASE
Patiska.
HASEKİKÜPESİ
Düğün çiçeğigillerden bir süs bitkisi (Aquilegia).
HASEP
Kişisel özellik, nitelik.
HASEFE
Seçkin kabadayı.
HASENAT
Yararlı, iyi, güzel işler.
HASENE
Osmanlı altın paralarından birinin adı. Güzel, iyi. İyi, hayırlı iş, iyilik.
HASETLİ
Kıskanç.
HASETLİK
Kıskançlık.
HASETLENMEK
Kıskanmak.
HASEN
Balkabağının yenilmeyen çekirdekli kısmı. Kıvamı bozulup pelteleşen şey.
HASEBİYLE
Nedeniyle.
HASETLENME
Kıskanma.
HASETÇİLİK
Kıskançlık.
HASEKİ
Osmanlı Devleti'nde bir görevde eskimiş olanlara verilen unvan. Osmanlı sarayında karavaşlar arasından seçilen padişah gözdesi. Bostancı ocağının küçük dereceli subayları.
HASES
Esas. Kıskanç.
HASETÇİ
Kıskanç.
Bu bölümde tanımı içerisinde HASE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
NEDENİYLE
-den ötürü, -den dolayı, dolayısıyla, sebebiyle, hasebiyle, haysiyetiyle.
KISKANÇ
Kıskanma huyunda olan (kimse), günücü, haset, hasetçi, hasetli, hasut.
GÜNÜ
Haset. Zamanından önce doğan yavru.
BAŞMAKLIK
Camide ayakkabı konulan yer. Padişahın anne, kız kardeş, kız ve hasekilerine bağlanan ödenek, has.
ZÜLFARİS
Baklagillerden, bir süs bitkisi ve bunun güzel kokulu, mor, beyaz renkli, saç lülesi görünüşünde olan kıvrıntılı çiçeği (Phaseolus caracalla).
FASULYE
Fasulyegillerden, barbunya, çalı, ayşekadın, horoz vb. türleri bulunan bitki (Phaseolus vulgaris). Bu bitkinin sebze olarak yararlanılan yeşil ürünü ve kuru tohumları.
DUŞUNMAK
Akıl etmek. Muhasebe etmek. Tefekkür etmek.
FOSİL
Geçmiş yer bilimi zamanlarına ilişkin hayvanların ve bitkilerin, yer kabuğu kayaçları içindeki kalıntıları veya izleri, müstehase, taşıl. Düşünce, yaşayış biçimi vb. bakımlardan çağın gerisinde kalmış kimse.
BAŞMUHASEBECİ
Başmuhasebe dairesinin başkanı.
KISKANMA
Kıskanmak işi, hasetlenme.
GÜNÜLEMEK
Kıskanmak, çekememek, haset etmek.
BAŞHASEKİ
Bostancı hasekileri ağasının sanı. Yeniçeri ocağındaki dört hünkâr hasekisinin en eskisi.
KISKANÇLIK
Bir kimse bir üstünlük gösterdiğinde veya sevilen birisinin, başkası ile ilgilendiği kanısına varıldığında takınılan olumsuz tutum, günücülük, hasetçilik, hasetlik, hasutluk.
GÜNÜCÜK
Kıskançlık, haset.
ÇUHADAR
Osmanlı Devleti'nde padişahın hizmetinde bulunan sarayın büyük memurlarından her biri. Sarayın haseki odasındaki en yüksek dört ağadan, başlıca görevleri törenlerde atla padişahın ardından giderek yağmurluğunu taşımak, halka para dağıtmak; padişahın kaftan ve börklerine bakmak, bulunmadığı zaman silahtara vekillik etmek olan üçüncüsünün sanı. Vezir ve öteki büyük orun sahiplerinin konak dışı işlerini yapan görevliler. Resmi dairelerde ayak hizmeti gören çuha giysili kimseler.
KISKANMAK
Sevgide veya kendisiyle ilişkili şeylerde bir başkasının ortaklığına, üstün durumda görünmesine dayanamamak. Bir şeye, en küçük saygısızlık gösterilmesine bile dayanamamak. Esirgemek, çok görmek. Herhangi bir bakımdan kendinden üstün gördüğü birinin bu üstünlüğünden acı duymak, günülemek, hasetlenmek, haset etmek. Yerinde olmayı istemek, imrenmek.
SAYMAN
Bir kurum, kuruluş vb.nin hesap işleriyle uğraşan kimse, muhasebeci, muhasip.
GÜNÜLENMEK
Günüleme işi yapılmak. Haset olunmak.
KUŞÇU
Süs kuşları yetiştirip satan kimse. Saraylarda şahin, doğan vb. avcı kuşların bakımıyla görevli kimse. Suç işleyen saray hasekilerini cezalandırmak ve yola getirmekle görevli haseki subayı.
DİLLEMEK
Kilitlemek. Aleyhte bulunmak, kötülemek. Bir şeyi diline dolayıp yaymak. Bir kimsenin zenginliği, malı ve kendisi hakkında hasetle konuşmak: Görmemiş insanların yanında malımız dillendiğinden her şeyimizi kaybettik. Azarlamak, darılmak. Bir şeyi çok istemek: Kız için dilledi dilledi elinde ne varsa hepsini yedi. Bir kimse hakkında dedikodu yapmak, bir kimseyi çekiştirmek, zemmetmek.