Kelimeler arşivi içinde; başında "hası" olan, toplam 35 adet kelime bulunmaktadır. hası ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu hası ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde hası olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
HASIRSAZLARI
HASIROTLARI, HASIRLANMAK, HASIRKOŞMAK, HASILLANMAK, HASILIKELAM
HASIRLANMA, HASIRCILIK, HASIRCILAR, HASIRLAMAK, HASILLAMAK, HASILLAMAH, HASILÇARUH, HASILÇARIK, HASIRAĞACI
HASIRALTI, HASIRAMAK, HASIRLAMA, HASILATLI
HASITLIH, HASIMLIK, HASILLIK
HASIRCI, HASIMCA, HASILLI, HASILAT, HASIRLI
HASILI, HASILA, HASITA, HASIDA
HASI
Hangisi?. Altı ayı geçmiş ve enenmiş keçi.
HASIRLANMAK
Hasırla döşenmek, üstü hasırla örtülmek.
HASILIKELAM
Kısacası.
HASIRLANMA
Hasırlanmak durumu.
HASIRCILIK
Hasırcının yaptığı iş.
HASILÇARUH
Özel olarak yapılan bir çeşit çarık.
HASIRAĞACI
Adana ili, Tuzla bucağına bağlı bir yer.
HASIRLAMAK
Hasırla döşemek, üstünü hasırla örtmek.
HASILÇARIK
Özel olarak yapılan bir çeşit çarık.
HASIRCILAR
Malatya ilinde, Battalgazi ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
HASILLAMAK
Arıtmak. Toprağı ekime hazırlamak. Ham deriyi yumuşatmak, işlemek. Hamuru kıvamında yoğurmak. Bir kimseyi iyice dövmek. Arapça kökenli hâsıl: Hamur veya çamuru yoğurarak yumuşatmak. Arapça kökenli âıl:Ham deriyi yumuşatmak, işlemek.
HASIRKOŞMAK
Hasır tezgâhını hazırlamak. (Yassıören Senirkent Isparta).
HASILLANMAK
Alışmak.
HASIRSAZLARI
Çok yıllık, tüysüz, toprak altı gövdeleri kalın ve sürünücü olan su ve bataklık bitkileri.
HASILLAMAH
Hamur yoğurmak. Bir kimseyi iyice dövmek.
HASIROTLARI
Genellikle toprak altı gövdeli, çok veya bir yıllık su üstü bitkileri.
Bu bölümde tanımı içerisinde HASI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HASIRLAMA
Hasırlamak işi.
HASIMLIK
Hasım olma durumu. Düşmanlık.
HUSUMET
Hasım olma durumu. Düşmanlık.
ÇÖREKLENMEK
Yılan halka durumunda kıvrılıp toplanmak. Bir yerde, orada yaşayanları rahatsız etme pahasına sürekli kalmak, yerleşmek. Çökmek, çömelmek. Rahat bir biçimde yayılıp oturmak. Bir duyguyu güçlü ve sürekli olarak duymak.
HASIRCI
Hasır ören veya satan kimse.
DÜŞMAN
Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı. Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar. Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse. Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları. Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse. Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.).
KAYIRMAK
Koruyarak başarısını sağlamak, elinden tutmak, himmet etmek. Birini, başkalarının veya işin zararı pahasına tutmak. Birine haksız yere kolaylıklar sağlamak, iltimas etmek.
DAMACANA
Su vb. sıvıları taşımaya yarayan, dar ağızlı, şişkin karınlı, genellikle hasır veya plastik sepet içinde korunan büyük şişe.
DÖVİZZEDE
Bankalara dövizle borçlanıp borcunu ödeyemeyerek edindiği malı yok pahasına elinden çıkarmak zorunda kalan kimse.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
KARLIK
Kar kuyusu. Dışı hasır örgüsüyle kaplı, içinde kar veya buz koymak için bölmesi bulunan, soğutucu olarak kullanılan büyük şişe.
ALAÇIK
Üzeri dal ve hasırla örtülmüş kulübe, çardak. Keçeden yapılmış olan çadır.
KAPANCA
Küçük kapan. Düzen, hile. Tütün fidelerini örtmek için kullanılan hasır veya ottan örtü.
HASIMCA
Hasım gibi davranarak.
HASIRLI
Hasırı olan, hasırla kaplanmış olan. Hasırla kaplanmış şişe.
HASIRALTI
"Bir işi isteyerek, bilerek ve haksız olarak yürütmemek, örtbas etmek" anlamındaki hasıraltı etmek deyiminde geçen bir söz.
DÖKÜNTÜ
Dökülmüş, saçılmış şeyler. Değersiz, bayağı, ayaktakımından olan kimse. Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı. Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk, kızarıklık vb. belirti. Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi. Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer. İşe yaramayan, değersiz, kötü, berbat. Bir topluluktan geri kalmış kimseler. Bozuntu.
DİYET
İslam hukukuna göre, öldürme ve yaralamalarda suçlunun ödemek zorunda olduğu para veya mal, kan pahası, kan parası, kefaret. Sağlığı korumak veya düzeltmek amacıyla uygulanan beslenme düzeni, perhiz, rejim.
ÇUHALI
Çuhası olan.
DÜŞMANLIK
Düşmanca duygu veya davranış, yağılık, hasımlık, adavet, muhasamat, husumet, antagonizm.