Kelimeler arşivi içinde; sonunda "hal" olan, toplam 60 adet kelime bulunmaktadır. Sonu hal ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında hal olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde hal olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
TERCÜMEİHAL
FARZIMUHAL
DEREMAHAL, BEHEMEHAL, LİSANIHAL
HASBİHAL, SANASHAL, GÜLNİHAL, NEVNİHAL, MÜZMAHAL, KÖRPAHAL, EBİCAHAL, KARDIHAL, HÜSNÜHAL
İRTİHAL, EYNİHAL, AKTAHAL, İLMİHAL, MACAHAL, ARZUHAL, İNTİHAL
DERHAL, HAYHAL, SIYHAL, HELHAL, HEMHAL, HERHAL, SEYHAL, MÖNHAL, SAYHAL, ÇİÇHAL, HALHAL, METHAL, MÜNHAL, TURHAL, BARHAL
NAHAL, ZUHAL, TAHAL, DAHAL, İSHAL, İTHAL, SAHAL, ÖZHAL, NİHAL, MAHAL, NEHAL, CEHAL, MUHAL, EŞHAL, PAHAL, ÇAHAL, ZÜHAL, AYHAL, BAHAL, CİHAL, CAHAL
EHAL, AHAL
HAL
HAL
Çözme, çözülme. Sebze, meyve, bakliyat vb.nin satıldığı yer. Karışık bir sorunun içinden çıkma, sonuca varma. Çözüm. Eritme. Tahttan indirme.
LİSANIHAL
Hâl diliyle, davranışla düşünce ve istenileni anlatma.
KÖRPAHAL
Herhangi bir işi aksatan, geciktiren.
KARDIHAL
Mısır darısı.
İRTİHAL
Ölüm.
FARZIMUHAL
Olmayacak, gerçekleşmeyecek bir şeyi olacakmış, gerçekleşecekmiş gibi düşünerek, sayarak. Tutalım ki, sayalım ki, varsayalım ki.
NEVNİHAL
Ağacın taze sürgünü, yeni, körpe fidan.
GÜLNİHAL
Gül fidanı.
MÜZMAHAL
İşe yaramaz duruma gelmiş. Yitme, yok olma.
SANASHAL
Gübrelerin biriktirildiği ark.
TERCÜMEİHAL
Öz geçmiş.
BEHEMEHAL
Her hâlde, ne olursa olsun, ne yapıp yapıp, mutlaka.
HÜSNÜHAL
İyi hâl. Davranış güzelliği.
HASBİHAL
Hasbihâl. Söyleşi, sohbet.
EBİCAHAL
Küçük kavun ve karpuz.
DEREMAHAL
Yozgat şehrinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
Bu bölümde tanımı içerisinde HAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AHALİ
Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk, halk. Bir yerde toplanan kalabalık.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.
ACAR
Atılgan. Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. Yeni. Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan bir halk, Acara.
ABAŞO
Gemiyi baştan veya kıçtan halatla karaya bağlama. Altta, aşağıda bulunan, alttaki.
ACEMLEŞMEK
Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AĞILLANMAK
Toplanıp bir arada durmak. Çevresinde ağıl denen hale oluşmak, halelenmek.
AKARLAR
Gövdeleri halkasız, başları göğüsle birleşik, ağız yapıları ısırıcı, sokucu veya emici örümceğimsiler takımı.
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AĞIL
Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.
ADALI
Ada halkından olan (kimse).
AB
Su. Avrupa Birliği'nin kısaltılmış hali.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AGANTA
Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.
ALA
Karışık renkli, çok renkli, alaca. Alabalık. Kekliğin boynundaki siyah halka. Açık kestane renginde olan, ela (göz).
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.
AFGAN
Afganistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.