Sonu FİS ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "fis" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. Sonu fis ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında fis olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde fis olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

İZZETİNEFİS, KİFAFINEFİS, SPİROGRAFİS

10 harfli kelimeler

CEBRİNEFİS

8 harfli kelimeler

TÜRKOFİS

6 harfli kelimeler

FİSFİS

5 harfli kelimeler

NEFİS

4 harfli kelimeler

AFİS, OFİS

3 harfli kelimeler

FİS

Bazı kelimelerin anlamları

FİS

Gizli söz.

FİSFİS

Gizli söz. Küçük lamba, idare lambası. Çalıkuşu. Bir çeşit küçük kuş.

AFİS

Gümüş balığının küçüğü.

KİFAFINEFİS

Yaşamaya yetecek kadar olan rızık.

İZZETİNEFİS

Öz saygı. Kişinin kendine verdiği değer.

OFİS

İş yeri, daire, büro.

TÜRKOFİS

Yurt ürünlerinin dış sataklarda sürümünü kolaylaştırma, dış ülkelerin tecimsel durum ve tutumları üzerinde bilgi toplama, tecimsel sözleşmelerle benzeri bilimsel konulara eğilerek gereken işlemleri yapma amacıyla meydana getirilen ve bugün kaldırılmış bulunan örgüt.

CEBRİNEFİS

Nefis zorlaması.

SPİROGRAFİS

Kıllı ayaklılar (Chaetopoda) sınıfının çok kıllılar (Polychaeta) takımından 9-10 cm kadar uzunlukta, ağzının yanındaki dokunaçlı yapraklardan biri yay biçiminde kıvrılarak yukarı uzamış olan ve Akdeniz'de yaşayan türleri olan bir halkalı solucan cinsi. (Spirographis), Kıllı-ayaklılar (Chaetopoda) sınıfının çok-kıllılar (Polychaeta) takımından bir halkalıkurt cinsi. Uzunluğu 9-10 cm kadardır. Mukuslu, zar gibi olan ya da keratinli borular içinde yaşar. Ağzının yanındaki dokunaçlı yapraklardan biri yay biçiminde kıvrılarak yukarı uzamıştır. Akdenizde bulunur.

NEFİS

Öz varlık, kişilik. İnsanın yeme içme vb. gereksinimlerinin bütünü. Pek hoş, çok güzel.

  -   -   -  

Anlamında FİS bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde FİS geçen kelimeler listesi verilmiştir.

MADİK

Miskete fiske vurarak oynanan zıpzıp oyunu. Dolap, hile.

FİSTOLU

Üzerine fisto dikilmiş olan.

ÖZ

Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı. Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm. "Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz. Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde. Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan. İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı. Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde, ekstre. Dere, çay. Sulak, verimli yer. Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça. Kendi, zat.

KARMAŞIK

İçinde aynı cinsten birçok öge bulunan, birbirine az çok aykırı birçok şeyden oluşan, mudil. Anlaşılması güç olan (durum), sofistike. Çözeltide kendisini oluşturan parçalara iki yönlü olarak ayrışan (iyon veya birleşik), kompleks. Ögelerinin veya gerekli işlemlerin sayısının çokluğu, çeşitliliği yüzünden anlaşılması, yapılması güç olan, komplike. Üstün teknolojisi olan, sofistike.

FİSTANLIK

Fistan yapmaya elverişli.

SOFİSTİK

Sofistlere özgü. Safsatalı, yanıltmalı.

HAYAT

Canlı, sağ olma durumu. Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma. Yaşam. Avlu. Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi. Geçim şartlarının bütünü. Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa. Meslek. Sundurma. Hayat biçimi, içinde yaşanılan şartların bütünü, yaşantı. Balkon. Yazgı. Yaşamayı sağlayan şartların bütünü.

FİSKELEME

Fiskelemek işi.

YEDİRMEK

Yemesini sağlamak. Bir şeyi azar azar başka bir şeyin içine karıştırarak belli olmayacak duruma getirmek. Ağzına yiyecek vermek, beslemek, karnını doyurmak. Bir fazlalığı herhangi bir biçimde kullanmak. Nefis, namus, şan, kibir vb. kavramlarla kullanıldığında yakıştırmak, yaraştırmak. Bir kimseye rüşvet vermek.

ÇATLAK

Çatlamış olan. Yer altındaki taş kütlelerinin basınç ve gerilim dolayısıyla yer değiştirmeden çatlayıp yarılması, diyaklaz. Değişimin başlangıcı. Deli. Deri, mukoza, kemik veya herhangi bir organ üzerinde uzunluğuna olan açıklık, yarık, fissür. Ara, aralık. Herhangi bir yerde uzunluğuna olan açıklık.

FİSTANLI

Fistan giymiş.

NEFASET

Nefis olma durumu. Kıymetli olma durumu.

ONUR

İnsanın kendine karşı duyduğu saygı, şeref, öz saygı, haysiyet, izzetinefis. Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, şeref, itibar.

AKARCA

Küçük akarsu. Sürekli işleyen çıban, fistül. Kaplıca. Kemik veremi.

BİLGİCİ

Sofizmden yana olan (kimse, düşünce vb.), sofist.

YANILTICI

Yanıltma özelliği olan, sofistike.

YAPMACIK

İçten olmayan (tavır, davranış, duygu), yapma, yapay, sahte, suni, zahirî, sofistike.

FİSKELEMEK

Fiske vurmak. Hafifçe sitem etmek.

FİSTANSIZ

Fistan giymemiş.

SOFİSTLİK

Sofist olma durumu.