Kelimeler arşivi içinde; sonunda "fil" olan, toplam 80 adet kelime bulunmaktadır. Sonu fil ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında fil olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde fil olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BAKTERİYOKLOROFİL
PSÖDOEOZİNOFİL
MİKROSPOROFİL, MAKROSPOROFİL
MİKROAEROFİL, MEGASPOROFİL
EKSTREMOFİL
ELEKTROFİL, GERMANOFİL, MÜTEKEFFİL, KROMATOFİL, BİBLİYOFİL
PSAMMOFİL, ENTOMOFİL, EOZİNOFİL, ARGİROFİL, PSİKROFİL, OZMİYOFİL, PELAGOFİL, SKLEROFİL, NÜKLEOFİL, KSANTOFİL
GALENFİL, OTOMOFİL, HİPSOFİL, NÖTROFİL, NEKROFİL, LAKTOFİL, MİKROFİL, AZUROFİL, ASİDOFİL, ANGLOFİL, ZENCEFİL, SERSEFİL, SKOTOFİL, ÇETREFİL, ZERZEFİL, KLOROFİL, TERMOFİL, KARANFİL, TROFOFİL, HİGROFİL, HİDROFİL
BAZOFİL, PEDOFİL, TOMOFİL, TOMAFİL, TAMAFİL, OKSİFİL, OZMOFİL, POLİFİL, MEZOFİL, KATAFİL, HALOFİL, GARAFİL, FOTOFİL, HEMOFİL, İSRAFİL, AMFOFİL
TIRFİL, MAHFİL, PROFİL, TİLFİL, TİRFİL, DİLFİL, DİRFİL, DORFİL, FİLFİL
GAFİL, TİFİL, ZEFİL, MAFİL, KEFİL, TAFİL, SEFİL, SİFİL, GEFİL, KAFİL
EFİL
FİL
FİL
Filgillerin hortumlular takımından, Afrika ve Asya'nın sıcak bölgelerinde yaşayan, çok iri, kalın derili hayvan (Elephas). Satrançta çapraz hareket ettirilen taş.
ENTOMOFİL
Böceklerle tozlaşan. Entomogam.
MÜTEKEFFİL
sağlayan (bk. tekeffül).
MAKROSPOROFİL
Makrosporangiyumları taşıyan yapı, megasporofil.
GERMANOFİL
Almansever.
EOZİNOFİL
Asidofil. Eozinofil lökosit. Eozin seven; eozin denen asit bir boya ile kolayca boyanabilen.
BAKTERİYOKLOROFİL
Bazı bakterilerde bulunan ve ışığı absorblayan pigment. Pembe veya yeşil fotosentetik bakterilerde başlıca ışık tutucu olarak görev yapan bir çeşit klorofil.
MİKROAEROFİL
Normal atmosferik oksijen varlığında (% 21) gelişemeyen ancak, gelişmesi için az miktarda (% 5 kadar) oksijene gerek duyan mikroorganizmalar, mikroaerobik.
ELEKTROFİL
Bir atom veya iyondan elektron alabilen, onunla elektron paylaşabilen madde.
PSÖDOEOZİNOFİL
Tavşan, kobay, kaz, ördek, beç tavuğu, hindi, güvercin, tavuk gibi kanatlı hayvanlarda nötrofil olarak kabul edilen hücreler. Gerçek eozinofillerle aynı karakterde olmaları ve benzer boyalarla boyanmaları nedeniyle psödoeozinofil denmiştir.
MİKROSPOROFİL
Üzerinde mikrosporangiyumun geliştiği küçük yaprak ya da yaprak şeklindeki yapı. Tohumsuz bitkilerde bir tek damarlı doku şeridi içeren küçük bir yaprak.
MEGASPOROFİL
Makrosporangiyumları taşıyan yapı. Makrosporofil. Makrosporofil.
EKSTREMOFİL
Termofil bakteriler gibi ekstrem çevre şartlarında büyüyen bir bakteri.
PSAMMOFİL
Kum seven.
BİBLİYOFİL
Kitapsever.
KROMATOFİL
Bitkiye benzer flagellâtlarda renk maddesi. Kromofil madde.
Bu bölümde tanımı içerisinde FİL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARA
İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. İç. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.
AHLAKÇI
Ahlak konularını inceleyen filozof veya bu konularla uğraşan kimse. Her şeyi ahlak açısından değerlendiren, törelci, aktöreci, moralist.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
BAHARAT
Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanılan tarçın, karanfil, zencefil, karabiber vb. maddeler, bahar (II).
BAHARATLI
İçinde karabiber, karanfil, tarçın vb. maddeler bulunan, baharlı.
ARSENİK
Atom numarası 33, atom ağırlığı 74,91, yoğunluğu 5,7 olan, atmosfer basıncı altında 450 °C'de süblimleşen, maden filizlerinde çok yaygın bulunan, metal görünümünde basit element, sıçanotu, zırnık (simgesi As).
AYRIM
Ayırma işi, tefrik. Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, fark. Bir veya daha çok sahne içinde geliştirilip olayın tamamlanmış bir parçasını veren film bölüğü. Cinsleri ve türleri birbirinden ayıran ana karakter, fark. Alt bölüm. Ayrılma noktası.
ARİSTOTELESÇİLİK
Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi, gezimcilik, Aristoculuk, peripatetizm. Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.
BAKIMLIK
Filmin kartpostal büyüklüğünde cam bir perde üzerinde görünmesini sağlayan cihaz.
ATOM
Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık. Yaprakları üst üste sarılı topak marul. Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri.
AYMAZ
Çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan, sezmeyen (kimse), gözü bağlı, gafil, bilgisiz.
AĞAÇLAŞMA
Ağaçlaşmak durumu. Bitki şekilleri gösteren ve akiklerde olduğu gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan doğal desen.
BAĞLAYICI
Bağlama niteliği olan. Kuruduğu zaman yüzeyde film oluşturan, pigment ve dolgu maddelerini bir arada tutan, boyanın uçucu olmayan bölümü. Bağlamaya ve birleştirmeye yarayan: "Ve" bağlayıcı bir edattır. Uyulması zorunlu.
ALABORA
Geminin yan yatması. Bir serenin yatay durumdan düşey duruma getirilmesi. Selamlamak için filika küreklerinin yukarıya kaldırılması. Balığı toplamak için dalyan ağının yukarıya alınması.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
AYMAZLIK
Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gafillik, gaflet, dalgı.
ALMANSEVER
Alman yanlısı, Alman dostu, Germanofil.
ANİME
Japon çizgi romanı mangaların televizyon, sinema vb. için filmleştirilmiş biçimi.