Kelimeler arşivi içinde; başında "fil" olan, toplam 168 adet kelime bulunmaktadır. fil ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu fil ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde fil olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
FİLEBOVİRÜSLER, FİLİZLENDİRMEK
FİLİZLENDİRME, FİLMEGİDERLİK, FİLMLEŞTİRMEK, FİLOZOFLAŞMAK
FİLARİZLEMEK, FİLAROİDİDAE, FİLİZKURUTAN, FİLİZKÜFLÜCE, FİLLOERİTRİN, FİLMLEŞTİRME, FİLOVİRÜSLER, FİLOZOFLAŞMA
FİLARİOİDEA, FİLARİSİDAL, FİLARİZLEME, FİLÇİKLEMEK, FİLDİRDEMEK, FİLİKACILIK, FİLİZKÜFLER, FİLİZLENMEK, FİLOERİTRİN, FİLOGENETİK, FİLOVİRİDAE
FİLARİFORM, FİLARMONİK, FİLAROİDES, FİLARYOZİS, FİLATELİST, FİLİFORMİS, FİLİGRANLI, FİLİSTİNLİ, FİLİZKIRAN, FİLİZLEMEK, FİLİZLENME, FİLMEGİDER, FİLOBIÇAĞI, FİLOMETROZ, FİLOMORFOZ, FİLOPODYUM, FİLOZOFLUK, FİLTELEMEK, FİLTRASYON
FİLANTROP, FİLARİSİT, FİLARMONİ, FİLDİRFİŞ, FİLDİRMEK, FİLGİLLER, FİLHAKİKA, FİLİNTALI, FİLİPİNCE, FİLİPİNLİ, FİLİZLEME, FİLİZÖREN, FİLKULAĞI, FİLMBİLİM, FİLMCİLİK, FİLOGENEZ, FİLOKSERA, FİLOLOJİK, FİLONEMOZ, FİLOPLUME, FİLOPODYA, FİLOTAKSİ, FİLOTİLLA, FİLOZOFÇA, FİLOZOFİK, FİLTERİNG, FİLTRESİZ
FİLAKSİS, FİLAMENT, FİLANKES, FİLARSIZ, FİLARYAL, FİLATELİ, FİLBAHAR, FİLBAHRİ, FİLBAKAN, FİLDEKOZ, FİLDİRİK, FİLFİRİK, FİLİFORM, FİLİGRAN, FİLİKACI, FİLİSKİN, FİLİSTOP, FİLİZCİK, FİLLEMEK, FİLOGENİ, FİLOKLAT, FİLOLOJİ, FİLORCİN, FİLTRELİ, FİLYAKES
FİLAGOZ, FİLAMAN, FİLARİA, FİLARİZ, FİLARLI, FİLARYA, FİLBAĞI, FİLDİŞİ, FİLENCE, FİLETİK, FİLİBİT, FİLİNTA, FİLİTRE, FİLİZER, FİLİZLİ, FİLLEKE, FİLLİCE, FİLMLİK, FİLMSEL, FİLOFAJ, FİLOİDİ, FİLOLOG, FİLOZOF, FİLTRAT, FİLTRUM, FİLVAKİ
FİLARİ, FİLASE, FİLATO, FİLCAN, FİLÇİK, FİLEKE, FİLELİ, FİLENK, FİLETO, FİLFİL, FİLİKA, FİLİKE, FİLİKİ, FİLİYH, FİLİZE, FİLİZİ, FİLLİK, FİLMCİ, FİLTER, FİLTİH, FİLTRE, FİLYOS
FİLAL, FİLAN, FİLAR, FİLER, FİLET, FİLİÇ, FİLİK, FİLİM, FİLİT, FİLİZ, FİLKE, FİLKİ, FİLLE, FİLOZ, FİLSİ, FİLTE, FİLUM, FİLYE
FİLA, FİLE, FİLİ, FİLM, FİLO
FİL
FİL
Filgillerin hortumlular takımından, Afrika ve Asya'nın sıcak bölgelerinde yaşayan, çok iri, kalın derili hayvan (Elephas). Satrançta çapraz hareket ettirilen taş.
FİLOZOFLAŞMAK
Filozof özelliği kazanmak.
FİLMEGİDERLİK
Filmegider olma durumu.
FİLLOERİTRİN
Klorofil metabolizmasının safrayla atılan son ürünü. Fotodinamik etkisi nedeniyle fotosensitizasyona neden olur.
FİLARİZLEMEK
Keteni döverek tel durumuna getirmek.
FİLARİOİDEA
Nematoda sınıfında, Spirurina alt takımında bulunan, filariform vücut yapısına sahip ağızları papillalarla çevrili nematodların bir üst ailesi. Brugia, Dipetalonema, Loa, Mansonella, Onchocerca ve Wuchereria bu takım içerisinde bulunan ve insanlarda enfeksiyona neden olan önemli cinslerdir. Dirofilaria, Parafilaria, Setaria ve Stephanofilaria cinsleri ise evcil hayvanlarda enfeksiyonlara neden olmaktadır.
FİLMLEŞTİRMEK
Film durumuna getirmek.
FİLİZKURUTAN
Fındık filizlerinin öz bölgesinde gelişen ve konakçının kısa zamanda kurumasına yol açan sarı bacaklı tekeböceği.
FİLOVİRÜSLER
Marburg ve Ebola virüsleri gibi yapılarında negatif anlamlı ve tek iplikli RNA genomu bulunduran, şerit benzeri morfolojiye sahip virüslerin oluşturduğu virüs ailesi, Filoviridae.
FİLEBOVİRÜSLER
Bunyaviridae ailesinde bulunan bir virüs cinsi, Phlebovirus.
FİLOZOFLAŞMA
Filozoflaşmak durumu.
FİLİZLENDİRMEK
Filizlenme işini yaptırmak.
FİLMLEŞTİRME
Filmleştirmek işi.
FİLAROİDİDAE
Memelilerde solunum yolu enfeksiyonuna neden olan önemli nematod ailesi. Bu aile içerisinde bulunan Filaroides cinsi veteriner hekimlik açısından önem arz etmektedir.
FİLİZLENDİRME
Filizlendirmek işi.
FİLİZKÜFLÜCE
Filizküflerden ileri gelen ve vücudun hemen her bölgesinde görülebilen mantar hastalığı.
Bu bölümde tanımı içerisinde FİL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
BAKIMLIK
Filmin kartpostal büyüklüğünde cam bir perde üzerinde görünmesini sağlayan cihaz.
AHLAKÇI
Ahlak konularını inceleyen filozof veya bu konularla uğraşan kimse. Her şeyi ahlak açısından değerlendiren, törelci, aktöreci, moralist.
AYMAZLIK
Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gafillik, gaflet, dalgı.
ALMANSEVER
Alman yanlısı, Alman dostu, Germanofil.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
ALABORA
Geminin yan yatması. Bir serenin yatay durumdan düşey duruma getirilmesi. Selamlamak için filika küreklerinin yukarıya kaldırılması. Balığı toplamak için dalyan ağının yukarıya alınması.
AYMAZ
Çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan, sezmeyen (kimse), gözü bağlı, gafil, bilgisiz.
ANİME
Japon çizgi romanı mangaların televizyon, sinema vb. için filmleştirilmiş biçimi.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
AĞAÇLAŞMA
Ağaçlaşmak durumu. Bitki şekilleri gösteren ve akiklerde olduğu gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan doğal desen.
BAĞLAYICI
Bağlama niteliği olan. Kuruduğu zaman yüzeyde film oluşturan, pigment ve dolgu maddelerini bir arada tutan, boyanın uçucu olmayan bölümü. Bağlamaya ve birleştirmeye yarayan: "Ve" bağlayıcı bir edattır. Uyulması zorunlu.
BAHARAT
Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanılan tarçın, karanfil, zencefil, karabiber vb. maddeler, bahar (II).
ARSENİK
Atom numarası 33, atom ağırlığı 74,91, yoğunluğu 5,7 olan, atmosfer basıncı altında 450 °C'de süblimleşen, maden filizlerinde çok yaygın bulunan, metal görünümünde basit element, sıçanotu, zırnık (simgesi As).
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ATOM
Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık. Yaprakları üst üste sarılı topak marul. Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri.
AYRIM
Ayırma işi, tefrik. Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, fark. Bir veya daha çok sahne içinde geliştirilip olayın tamamlanmış bir parçasını veren film bölüğü. Cinsleri ve türleri birbirinden ayıran ana karakter, fark. Alt bölüm. Ayrılma noktası.
BAHARATLI
İçinde karabiber, karanfil, tarçın vb. maddeler bulunan, baharlı.
ARİSTOTELESÇİLİK
Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi, gezimcilik, Aristoculuk, peripatetizm. Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.
ARA
İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. İç. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.