Kelimeler arşivi içinde; sonunda "eğre" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. Sonu eğre ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında eğre olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde eğre olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
EĞRE
Kağnı arabalarında okun mazıdan çıkarılması için takılan eğri çivi. Toprak damlı evlerin saçağı. Kağnı tekerinin dönmesini kolaylaştıran araç. (Alcılı Delice Ankara). Toprak dam çıkıntısı. (Yalvaç Isparta). Sokak kapısının üzerindeki örtü. (Yukarıtırtar Yalvaç Isparta).
YEĞRE
Çekingen, soğuk yaradılışlı.
HEĞRE
Sincap.
DEĞRE
Civar, etraf, çevre.
BEĞRE
Hiç bir yer: Ben dediğini beğrede göremedim. Malatya ili, Doğanşehir belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde EĞRE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
İSTİARE
Ödünç, borç veya eğreti alma, ödünçleme. Bir şeyi anlatmak için ona benzetilen başka bir şeyin adını eğreti olarak kullanma, eğretileme.
KASINTI
Giyeceği daraltmak veya kısaltmak için yapılmış olan eğreti dikiş. Büyüklenme, kurum, gurur. Büyüklenen, gururlanan ve bunu davranışlarıyla belli eden (kimse).
FUJER
Eğrelti otu.
EĞRETİLİK
Eğreti olma durumu.
EĞRETİLEME
Eğretilemek işi. İstiare.
GEYİKDİLİ
Eğrelti otugillerden, Kuzey ve Batı Anadolu'nun kıyı kesimlerinde yetişen, yaprakları uzunca dil biçiminde çok yıllık otsu bir bitki (Scolopendrium officinale).
EĞRELTİ
Eğrelti otu.
ARIZİ
Sonradan olan, dıştan gelen. Geçici, eğreti.
İSKELE
Deniz taşıtlarının yanaştığı, çoğu tahta ve betondan yapılmış, denize doğru uzanan yer. Kıyıya yanaşan deniz aracına doğru uzatılan eğreti küçük köprü veya gemiye çıkmayı sağlayan merdiven. Vapur uğrağı olan şehir veya kasaba. İçerilerde bulunan bir yerin kendine en yakın olan deniz taşıtı uğrağı veya demir yolu durağı. Işıkların yerleştirilmesi, ışıkçıların dolaşabilmesi için stüdyolarda tavana yakın yerde duvarı çepeçevre saran çıkıntı. Geminin sol yanı. Yapıların dışında sıvama, boyama veya onarım için keresteden kat kat kurulan, çalışma sırasında üstüne çıkılan çatkı.
KISKAÇ
Bir şeyi tutup sıkıştırmaya yarayan kerpeten, pense vb. araç. Demircilerin kızgın demiri tuttukları maşa vb. araç. Açılıp kapanan eğreti merdiven. Böceklerde besin maddelerini parçalamaya ve kendilerini savunmaya yarayan organ.
İARE
Eğreti, ödünç. Eğreti verme, ödünç verme.
KAMP
Çadır, baraka vb. eğreti araçlardan oluşturulan konak yeri. Belli bir düşünce çevresinde birleşen topluluk. Tutsakların veya siyasal sürgünlerin toplanıldığı yer. Kurum ve kuruluşlarda çalışanların dinlenmek, eğlenmek için gittikleri konaklama yeri. Bu yerde konaklama.
ARKEGON
Eğrelti otlarında, bütün kara yosunlarında, bazı su yosunlarında ve açık tohumlularda görülen dişilik organı.
BALDIRIKARA
Nemli yerlerde yetişen birçok eğrelti otu türünün ortak adı, karabaldır.
BARAKA
Tahta, çinko vb. hafif şeylerden yapılmış, temelsiz, eğreti yapı.
İLİŞTİRMEK
İlişmesini sağlamak. Bağlamak, tutturmak, eğreti takmak, hafifçe tutturmak.
ARİYETEN
Eğreti olarak, ödünç olarak.
İLİŞTİRİLMEK
İliştirme işi yapılmak, eğreti takılmak, hafifçe tutturulmak.
ATKUYRUĞUGİLLER
Eğrelti otugillerden, örneği atkuyruğu olan bir bitki familyası.
İLMEK
Çözülmesi kolay düğüm, eğreti düğüm, ilmik. Değmek, dokunmak. Halı dokurken düğümleri bağlamak. Hafif bir düğüm yaparak bağlamak.