EĞRE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "eğre" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. eğre ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu eğre ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde eğre olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

EĞRETİLEMEK

10 harfli kelimeler

EĞREKLEMEK, EĞRETİLEME

9 harfli kelimeler

EĞREKDERE, EĞRETİLUK, EĞRETİLİK

7 harfli kelimeler

EĞREĞAÇ, EĞRETLİ, EĞRELTİ, EĞREMEK

6 harfli kelimeler

EĞRETİ

5 harfli kelimeler

EĞREN, EĞREZ, EĞRET, EĞREK, EĞREÇ

4 harfli kelimeler

EĞRE

Bazı kelimelerin anlamları

EĞRE

Kağnı arabalarında okun mazıdan çıkarılması için takılan eğri çivi. Toprak damlı evlerin saçağı. Kağnı tekerinin dönmesini kolaylaştıran araç. (Alcılı Delice Ankara). Toprak dam çıkıntısı. (Yalvaç Isparta). Sokak kapısının üzerindeki örtü. (Yukarıtırtar Yalvaç Isparta).

EĞRELTİ

Eğrelti otu.

EĞREĞAÇ

Tek hayvanla çekilen arabalarda iki ucu oklara geçirilen eğri ağaç kısım.

EĞRETLİ

Yıkılmak üzere olan.

EĞREKDERE

Iğdır şehri, Tuzluca belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

EĞRETİLEMEK

Ödünç almak. Eğreti olarak yapmak.

EĞRETİLİK

Eğreti olma durumu.

EĞRET

Belirli bir zaman için başkasından alınan, ödünç eşya. Belirli süre için birinden ödünç alınan nesne.

EĞRETİ

Belirli bir süre sonra kaldırılacak olan, geçici, muvakkat. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış bir biçimde. Belli belirsiz. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış olan. Uyumsuz, yakışmamış. Üstünkörü, ciddiye almadan. Takma.

EĞREK

Dinlenme yeri. Hayvanların toplandığı yer. Hayvanların toplu olarak durdukları su başı. Küçük baş hayvanların gece yattıkları yer, ağıl. Köyün ya da mahallenin meydanlığı. Eğlence yeri. Misafir odası. Akar suların yataklarını meydana getiren girintili çıkıntılı topraklar. Hayvanların yazın öğle sıcağında toplanıp dinlendikleri yer. Sıcak havada hayvanların otlakta serinledikleri, dinlendikleri yer. Otlak, gezinti alanı. Su toplanan yer. Avlağı, sürü hayvanlarının istirahat ettiği yer. Dede Korkut'ta Serek'in kardeşi. Aydın ilinde, İncirliova ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

EĞREMEK

Sıcak aylarda hayvanları gölgelik yerde toplamak.

EĞRETİLUK

Eğrelti otlarının bol olduğu alan.

EĞREZ

Eğirdir Gölü'nde yaşayan bir balık.

EĞRETİLEME

Eğretilemek işi. İstiare.

EĞREN

Su çevirisi, döneğen. Irmak kenarlarında kum, çakıl, mil gibi birikintilerden oluşan topraklar. Yağmur suları birikmiş olan çukur. Toplanma yeri. Kızılcık. Kızılcık denilen meyva.

EĞREKLEMEK

Kuşluktan sonra koyunları ağıla getirip yatırmak.

  -   -   -  

Anlamında EĞRE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EĞRE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ARİYETEN

Eğreti olarak, ödünç olarak.

İLİŞTİRMEK

İlişmesini sağlamak. Bağlamak, tutturmak, eğreti takmak, hafifçe tutturmak.

İARE

Eğreti, ödünç. Eğreti verme, ödünç verme.

BARAKA

Tahta, çinko vb. hafif şeylerden yapılmış, temelsiz, eğreti yapı.

GEYİKDİLİ

Eğrelti otugillerden, Kuzey ve Batı Anadolu'nun kıyı kesimlerinde yetişen, yaprakları uzunca dil biçiminde çok yıllık otsu bir bitki (Scolopendrium officinale).

İSKELE

Deniz taşıtlarının yanaştığı, çoğu tahta ve betondan yapılmış, denize doğru uzanan yer. Kıyıya yanaşan deniz aracına doğru uzatılan eğreti küçük köprü veya gemiye çıkmayı sağlayan merdiven. Vapur uğrağı olan şehir veya kasaba. İçerilerde bulunan bir yerin kendine en yakın olan deniz taşıtı uğrağı veya demir yolu durağı. Işıkların yerleştirilmesi, ışıkçıların dolaşabilmesi için stüdyolarda tavana yakın yerde duvarı çepeçevre saran çıkıntı. Geminin sol yanı. Yapıların dışında sıvama, boyama veya onarım için keresteden kat kat kurulan, çalışma sırasında üstüne çıkılan çatkı.

FUJER

Eğrelti otu.

KÜMÜLTÜ

Kırlarda, ormanlarda eğreti olarak yapılmış bekçi veya avcı kulübesi.

KOLÇAK

Yalnız başparmağı ayrı, diğer dört parmağı bir örülmüş yün eldiven. Kola geçirilen işaretli bağ, pazubent. Kadınların dirseklerine kadar taktıkları basmadan yapılmış olan süs eşyası. Koltuk veya iskemlenin kol konacak parçası. Ceket veya gömlek kollarının kirlenmesine engel olmak için bilekten dirseğe kadar geçirilen eğreti kolluk. Zırhın kola geçirilen parçası.

ATKUYRUĞUGİLLER

Eğrelti otugillerden, örneği atkuyruğu olan bir bitki familyası.

KAMP

Çadır, baraka vb. eğreti araçlardan oluşturulan konak yeri. Belli bir düşünce çevresinde birleşen topluluk. Tutsakların veya siyasal sürgünlerin toplanıldığı yer. Kurum ve kuruluşlarda çalışanların dinlenmek, eğlenmek için gittikleri konaklama yeri. Bu yerde konaklama.

ARKEGON

Eğrelti otlarında, bütün kara yosunlarında, bazı su yosunlarında ve açık tohumlularda görülen dişilik organı.

KISKAÇ

Bir şeyi tutup sıkıştırmaya yarayan kerpeten, pense vb. araç. Demircilerin kızgın demiri tuttukları maşa vb. araç. Açılıp kapanan eğreti merdiven. Böceklerde besin maddelerini parçalamaya ve kendilerini savunmaya yarayan organ.

MUFLON

Pardösülerin içine iliklenerek veya fermuarla geçirilen bir tür çok kalın, eğreti astar. Yaban koyunu. İçinde keçe bulunan çok kalın, yumuşak, parlak tüylü kumaş.

KASINTI

Giyeceği daraltmak veya kısaltmak için yapılmış olan eğreti dikiş. Büyüklenme, kurum, gurur. Büyüklenen, gururlanan ve bunu davranışlarıyla belli eden (kimse).

ARIZİ

Sonradan olan, dıştan gelen. Geçici, eğreti.

İSTİARE

Ödünç, borç veya eğreti alma, ödünçleme. Bir şeyi anlatmak için ona benzetilen başka bir şeyin adını eğreti olarak kullanma, eğretileme.

İLİŞTİRİLMEK

İliştirme işi yapılmak, eğreti takılmak, hafifçe tutturulmak.

İLMEK

Çözülmesi kolay düğüm, eğreti düğüm, ilmik. Değmek, dokunmak. Halı dokurken düğümleri bağlamak. Hafif bir düğüm yaparak bağlamak.

BALDIRIKARA

Nemli yerlerde yetişen birçok eğrelti otu türünün ortak adı, karabaldır.