Kelimeler arşivi içinde; başında "ey" olan, toplam 308 adet kelime bulunmaktadır. ey ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ey ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ey olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
EYNEHANKUZVİRAN
EYKOSANOİTLER, EYLEMESEYDİNE
EYİLEŞTIRMEK, EYİLEŞTİRMEK, EYLEYEBİLMEK, EYLEYİGÖRMEK
EYETİKERİME, EYLEMSİZLİK, EYLENDİRMEK, EYLEYEBİLME, EYLÜKLENMEK
EYDİNİLMEK, EYERLENMEK, EYERLETMEK, EYLEKSİMEK, EYLEMCİLİK, EYLEMLİLİK, EYNEKARACA, EYRENDOĞUM, EYTİŞİMSEL, EYYAMCILIK
EYERALMAZ, EYERCİLİK, EYERLEMEK, EYERLENME, EYERLETME, EYEŞLENME, EYEVİRMEK, EYHLEŞMEK, EYİLATMEK, EYİLENMEK, EYİLEŞMEK, EYİLETMEK, EYİMSEMEK, EYİTLEMEK, EYRİDEMİR, EYRİKEPÇE, EYSİREMEK, EYSİSİRAN, EYSÜKETEK, EYTİLEMEK, EYTTİRMEK, EYYÜPNEBİ
EYAKKABİ, EYCEBABA, EYDEMİRİ, EYDİRMEK, EYDİŞMEK, EYERCİLİ, EYERLEME, EYERTMEK, EYGİTMEK, EYİCEMEN, EYİDEMÜR, EYİLECEN, EYİLEMEK, EYİRDEYH, EYİRTMEÇ, EYİYATLI, EYLANMAK, EYLATMAK, EYLECENE, EYLEMLİK, EYLEMSİZ, EYLENMEK, EYLESİNE, EYLEŞMEK, EYLETMEK, EYLEYİCİ, EYMENMEK, EYNEAĞZI, EYNEGAZİ, EYNENMEK, Devamını Oku »»
EYAKCAK, EYAKTAŞ, EYATLAK, EYBEKLİ, EYCAMİN, EYCELLİ, EYCEMEN, EYDEMİR, EYDİRME, EYELMİŞ, EYENMEK, EYERSİZ, EYEŞMEK, EYİCEME, EYİCENE, EYİGİNE, EYİKMEK, EYİLCEN, EYİNBAŞ, EYİNNİK, EYİRDEK, EYİRMEK, EYİSRAN, EYİŞMEK, EYİTMEK, EYİTMEN, EYİTTEN, EYLAMAK, EYLEMCİ, EYLEMEK, Devamını Oku »»
EYAHLİ, EYAKLI, EYALET, EYATLI, EYCANA, EYCEME, EYCENE, EYDİCİ, EYECEN, EYELCE, EYENGİ, EYERCE, EYERCİ, EYERLİ, EYEŞİK, EYİDEN, EYİLCE, EYİLIH, EYİLİK, EYİTİM, EYİTME, EYLECE, EYLEME, EYLERİ, EYLESE, EYLİYH, EYMECE, EYMELİ, EYMENÇ, EYNİYH, Devamını Oku »»
EYDİN, EYDÜK, EYEĞİ, EYEĞÜ, EYELE, EYENK, EYFEL, EYFEN, EYGEF, EYGİN, EYHTİ, EYİCE, EYİNK, EYİSİ, EYLAM, EYLAN, EYLEK, EYLEM, EYLEN, EYLİK, EYLİM, EYLOH, EYLUL, EYLÜK, EYLÜL, EYMEÇ, EYMEK, EYMEN, EYMİR, EYMÜR, Devamını Oku »»
EYAH, EYAK, EYAL, EYCA, EYCE, EYDE, EYDİ, EYEÇ, EYEF, EYEK, EYEM, EYEN, EYER, EYES, EYEŞ, EYET, EYEY, EYGÜ, EYHA, EYİB, EYİH, EYİM, EYİN, EYİP, EYİR, EYİS, EYİŞ, EYLA, EYLE, EYME, Devamını Oku »»
EYA, EYE, EYİ, EYN, EYO, EYÜ
EY
EY
Kendisine söz söylenilen kimse veya kimselerin dikkati çekilmek istendiğinde adın başına getirilen ve uzatılabilen bir seslenme sözü. Usanç anlatan bir seslenme sözü.
EYLEYEBİLMEK
Eyleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
EYDİNİLMEK
Denilmek, söylenmek. Sorulmak.
EYKOSANOİTLER
Arakidonik asit ve bundan türeyen prostaglandin, tromboksan, lökotrienler gibi maddelere verilen genel ad.
EYLEMESEYDİNE
Yapmasaydın, olmasaydı anlamına.
EYLEMSİZLİK
Eylemsiz olma durumu.
EYNEHANKUZVİRAN
Afyon ili, İhsaniye ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
EYLÜKLENMEK
Menfaat görmek, faydalanmak.
EYERLENMEK
Eyer vurulmak.
EYERLETMEK
Eyerleme işi yaptırılmak.
EYİLEŞTIRMEK
İyileştirmek.
EYETİKERİME
Arapça kökenli ayetikerime: ayet.
EYLENDİRMEK
Eğlendirmek.
EYLEYEBİLME
Eyleyebilmek işi.
EYLEYİGÖRMEK
Etmeğe bakmak, yapmağa çalışmak.
EYİLEŞTİRMEK
İyileştirmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde EY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
ABACI
Aba yapan ya da satan kimse. Asalak. Bedavacı. Abadan giyecek yapan veya satan kimse.
ABORDA
Bir deniz teknesinin başka bir tekneye, bir iskeleye veya bir rıhtıma yanını vererek yanaşması.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
ABARTI
Bir şeyi, bir olayı olduğundan büyük veya çok gösterme, mübalağa.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
ABRA
Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
ABAŞO
Gemiyi baştan veya kıçtan halatla karaya bağlama. Altta, aşağıda bulunan, alttaki.
ABULLABUT
Kaba saba ve anlayışsız (kimse). Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
ABBAS
"Yola çıkacak veya ölümü yaklaşan kimse" anlamlarındaki Abbas yolcu deyiminde geçen bir söz.
ABDESTLİK
Abdest alınacak yer. Abdest alınırken giyilen ve kolsuz hırkaya benzeyen bir giyecek türü.
ABARTMAK
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.
ABANDIRMAK
Bir kimsenin bir yere veya bir kimseye yaslanmasını sağlamak. Bir hayvanı yere çöktürmek.
ABAJURCU
Abajur yapan veya satan kimse.