Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ene" olan, toplam 259 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ene ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ene olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ene olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ABASSÖĞODENE, TEPELEMECENE
ŞÖYLEMECENE
SİTTİNSENE, KENTİŞKENE, KERTİŞGENE, KERTİŞKENE, KİSKİSNENE, ÖYLEMECENE, SİDDİNSENE
BÖYLECENE, HAYDİSENE, ALACATENE, BOYLECENE, CEGİSDENE, CÜVEKNENE, DAMASKENE, DEMİRÇENE, DEPRİMENE, ENGİŞDENE, ERKENDENE, GÖZELCENE, GURİNTENE, GÜCÜKDENE, GÜCÜKTENE, GÜRPÜDENE, HAYVADENE, KANCAÇENE, MELPOMENE, MERCİMENE, MERÇEMENE, ÖNMENGENE, PARASKENE
HADİSENE, MUVAZENE, AMASKENE, AYRİCENE, AYVADENE, CİCİNENE, ÇELEPENE, ÇEREPENE, ÇERİPENE, ÇİREPENE, EDİRNENE, EĞŞİMENE, ENEKMENE, ENGEMENE, ENNEMENE, ENNİMENE, EREZDENE, EŞŞEMENE, EYLECENE, EZERTENE, GELEKENE, GELİSENE, GIRTTENE, İNDİCENE, KARADENE, KEÇEMENE, KENEKENE, ÖKÇEÇENE, PROSKENE, SEREPENE, Devamını Oku »»
ÇALÇENE, ÇİNGENE, FERMENE, İYİCENE, MENGENE, MUAYENE, SÜRMENE, TENTENE, AĞANENE, ALATENE, ALTÇENE, BALNENE, BEĞŞENE, BİNTENE, BÖTDENE, CEZVENE, ÇATÇENE, ÇELPENE, ÇENÇENE, ÇERKENE, ÇİRÇENE, ÇİRMENE, DENDENE, DEZGENE, DİNGENE, DİNKENE, EBENENE, ELECENE, EMEDENE, EREZENE, Devamını Oku »»
BEÇENE, ÇEDENE, ERGENE, GÖZENE, KESENE, REZENE, SEKENE, TEZENE, AKDENE, BECENE, BEDENE, BEZENE, BİDENE, BİLENE, BÖDENE, BÖLENE, CEDENE, ÇEKENE, ÇETENE, ÇİZENE, ÇÖKENE, ÇÜZENE, DERENE, EFSENE, ELFENE, ENGENE, ERBENE, ERÇENE, ERFENE, ERTENE, Devamını Oku »»
ETENE, ACENE, AŞENE, ECENE, EÇENE, ENENE, EPENE, ERENE, İCENE, ÖRENE, ÖSENE, ÖZENE, SKENE
ÇENE, GENE, KENE, NENE, SENE, DENE, FENE, MENE, PENE, ŞENE, TENE, YENE
ENE
ENE
Şaşma bildirir ünlem. Beygir, katır, eşek gibi hayvanların damağında, ön dişlerinin arkasında meydana gelen şişkinlik. Evet, öyle. Cumartesi. Resim.
KERTİŞGENE
Salyangoz.
KİSKİSNENE
Öterek baharın geldiğini muştulayan, bülbül büyüklüğünde, boz renkli bir kuş ; Bugün kiskisnene gördüm.
BÖYLECENE
Böylece.
BOYLECENE
Böylece.
ABASSÖĞODENE
Korku, kuşku, coşku bildiren ünlem.
CEGİSDENE
Yüksük.
ALACATENE
Mercimek yemeği.
KENTİŞKENE
Boz kertenkele.
KERTİŞKENE
Kertenkele.
HAYDİSENE
Haydi sözünün buyurma, dilek bildiren pekiştirmeli biçimi, hadisene.
ÖYLEMECENE
O biçimde, öyle.
SİDDİNSENE
Arapça kökenli sittin-sene: sittinsene.
TEPELEMECENE
Tepe biçimi oluşturacak denli dolu.
SİTTİNSENE
Çok uzun zaman.
ŞÖYLEMECENE
Şu biçimde.
Bu bölümde tanımı içerisinde ENE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
AÇAN
Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.
ACAR
Atılgan. Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. Yeni. Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan bir halk, Acara.
AÇIKLANAN
Açıklamalar sonunda ortaya çıkması beklenen kavram, açıklayan.
AÇACAK
Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.
ADAMSIZ
Adam olmadan. Güvenecek kimsesi olmayan, dayanağı bulunmayan, arkasız. Erkeksiz, kocasız.
ADAMCIK
Kendisine acınılan kimse. Yerilen, küçümsenen kimse.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
AFERİN
Övme, takdir, beğenme vb. duyguları belirtmek için söylenen söz, bravo. Öğrencilere verilen beğenme ve takdir kâğıdı.
ABANOZGİLLER
İki çeneklilerden, sıcak ülkelerde yetişen bir bitki familyası.
AÇIKÇA
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
ACAYİP
Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı. Şaşma anlatan bir söz.
AGUCUK
Süt çocuğunu sevmek için söylenen bir söz.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.