Sonu EMAN ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "eman" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. Sonu eman ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında eman olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde eman olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

YELNEMAN, ÇEŞTEMAN, DEŞTEMAN, GEHREMAN, KIRÇEMAN

7 harfli kelimeler

ÜSTEMAN, SÜLEMAN, AGREMAN, SULEMAN

6 harfli kelimeler

ELEMAN

5 harfli kelimeler

HEMAN, ZEMAN, TEMAN, NEMAN, LEMAN, DEMAN, SEMAN, KEMAN, CEMAN

4 harfli kelimeler

EMAN

Bazı kelimelerin anlamları

EMAN

Radyoaktif cisimlerde ölçü birimi.

KIRÇEMAN

Kırçıl.

SULEMAN

Süleyman.

ZEMAN

çağ.

SÜLEMAN

Süleyman.

DEŞTEMAN

Bağ korucusu, kır bekçisi, köy bekçisi.

GEHREMAN

Kahraman.

TEMAN

Ot, sebze ve benzerleri şeylerin yığını.

ÜSTEMAN

Üsteğmen.

LEMAN

Parlama, parıldama.

HEMAN

Hemen, bk. hama, hemman.

AGREMAN

Uygunluk.

NEMAN

Nasıl. Ne çok. Güzel: Hasan neman olmuş.

ÇEŞTEMAN

Köy bekçisi.

YELNEMAN

Halk dilinde Kısrak memesinin sütle dolması.

ELEMAN

Öge. Bir toplulukta çalışan insanların her biri. Kümeye ait varlıklardan her biri.

  -   -   -  

Anlamında EMAN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EMAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKASMA

Düğün çiçeğigillerden, beyaz çiçek veren, bahçelerde süs çiçeği olarak yetiştirilen, sarmaşık özelliği gösteren bir bitki, yaban asması, orman sarmaşığı, meryemana asması (Clematis vitalba).

BİRİM

Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.

BAŞKEMANCILIK

Başkemancı olma durumu. Başkemancının yaptığı iş.

GÖKKUŞAĞI

Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gökyüzünde oluşan yedi renkli, kemer biçimindeki görüntü, alkım, ebekuşağı, ebemkuşağı, eleğimsağma, hacılarkuşağı, meryemanakuşağı, alaimisema.

AKEMİ

İki elemanlı mermer yapıştırıcısı.

AKADEMİSYEN

Öğretim elemanı.

EMANETÇİLİK

Emanetçinin yaptığı iş.

ANLAMSAL

Anlamla ilgili, semantik.

BELEDİYE

İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.

ISMARLAMAK

Bir şeyin yapılmasını veya getirilmesini, bu işlerle uğraşan birine söylemek, sipariş etmek. Bir işin yapılmasını, bırakılmasını veya o işten vazgeçilmesini söylemek. Bir şeyin, bir kimsenin bakılmasını, korunmasını birine veya birinin gözetilmesine bırakmak, emanet etmek. Parasını kendi ödeyerek başkaları için yiyecek veya içecek getirilmesini söylemek. Kendi için bir şey alınmasını başkasına söylemek.

İNAM

Emanet, vedia.

GIYGIYCI

Kemancı. Beceriksiz.

ARŞE

Tren, troleybüs, tramvay vb. elektrikle işleyen taşıtlarda telden elektrik akımı almaya yarayan, yukarıya doğru uzanmış demir yay. Keman yayı.

DENYO

Dengesiz, deli bozuk. Emanet, rehin, tutu. Sersem, budala.

ELVEDA

Bir daha kavuşulmayacağı düşünülen bir şeyden ayrılırken kullanılan bir söz. Bir daha karşılaşılmayacak biçimde ayrılırken "Allah'a ısmarladık, Allah'a emanet olun" anlamlarında kullanılan bir söz.

FİŞE

Bazı mobilya kilitlerinin içinde bulunan, birbirinin benzeri fakat farklı ölçüdeki uçları yaylı kilit elemanı.

EMANETEN

Emanet olarak.

GRUP

Küme. Çeşitli sınıf veya birliklere bağlı elemanların, belirli bir taktik görevi gerçekleştirmek üzere, tek komutanın emri altında birleştirilmesinden oluşan kıta topluluğu. Görüşleri, çıkarları bir olan kimseler bütünü, ekip. Ortak özellikleri olan varlıklar, nesneler bütünü.

ÇALIŞMA

Çalışmak işi, emek, say. Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün. Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi. Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması.

ARGÜMAN

Kanıt. Tez, iddia, sav. Bir çıkış kümesinin değişkeni. Bir denklem, bir eşitsizlik veya bir gök cisminin hareketine ait herhangi bir elemanın bağlı bulunduğu belli bir değer. Bir cetvelde diğer bir sayıyı bulmak için yararlanılan sayı.