Kelimeler arşivinde; içinde "emay" olan, toplam 14 tane kelime bulunuyor. İçerisinde emay bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu emay ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında emay olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
EĞERCEMAYANA
EMAYLAMAK, MÜTEMAYİL, MÜTEMAYİZ, EMAYELEME
EMAYLAMA
HEMAYAR, TEMAYÜL, TEMAYÜZ, EMAYELİ, ERDEMAY, HEMAYİL
EMAYE
EMAY
EMAY
Bazı maddeleri korumak, belirli bir parlaklık kazandırmak veya boyamak için kullanılan, saydam veya donuk cama benzeyen cila.
EMAYELEME
Emaye ile kaplama işlemi.
TEMAYÜZ
Başkalarına göre üstün duruma gelme, sivrilme, seçkinleşme.
TEMAYÜL
Bir tarafa eğilme, meyletme. Bir kimseye veya bir şeye ilgi duyma. Eğilim. Yönseme.
HEMAYİL
Arapça kökenli hamâil: pul gibi ince ince yapılmış üzerinde padişah tuğrası bulunan altın; muska.
HEMAYAR
Denk, eşit.
ERDEMAY
Erdemli güzel.
MÜTEMAYİL
İstekli görünen, eğilimi olan, meyilli.
EMAYELİ
Emayeleme işleminden geçmiş olan.
EMAYLAMAK
Emayla kaplamak.
EĞERCEMAYANA
Lohusa kadınlara, sancılarını dindirmek için, kaynatılıp suyuna şeker koyularak içirilen kokulu bir otun tohumu.
EMAYLAMA
Emaylamak işi.
EMAYE
Üzeri emayla kaplanmış olan. Fotoğrafçılıkta ışığa karşı hassas malzeme.
MÜTEMAYİZ
Kendini gösteren, sivrilen.
Bu bölümde tanımı içerisinde EMAY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
LAVABO
Üzerinde su muslukları bulunan, porselen, emaye, sac vb.nden yapılmış, el, yüz, bulaşık yıkamaya yarar, çukur yer veya eşya. Lokanta, gar vb. yerlerde bu düzenin bulunduğu yer. Tuvalet.
ÇEŞİTLEME
Çeşitlemek işi. Farklı olma durumu, farklılık. Belli bir temayı değişik armoni, melodi ve ritimle süsleyerek yeniden çalma, varyasyon.
KAYIKMAK
Öfkelenmek. Temayül göstermek, kaymak. İnhiraf etmek, sapmak, yüz çevirmek.
DÖLENMEK
Bir yere doğru yönelmek: Evine dölendi. Dolaşmak. Bir yere düzgün şekilde yerleşmek. Bozulmuş bir şey düzelmek, iyileşmek. Yatışmak, yolda rahat ve uslu durmaya alışmak. Bir hayvan sürüsü bir yere düzenli olarak dağılmak: Kuzular çayıra amma da dölendiler. Mutmain olmak, temayül göstermek, sükûnet bulmak, karar kılmak, huzura kavuşmak, ağır davranmak. Çoğalmak.
MEYİL
Eğiklik, eğim, akıntı. Eğilim, temayül. İlgi, gönül verme.
SİNEMATOGRAFİK
Sinemaya ilişkin, sinemayla ilgili.
EĞİLİM
Bir şeyi sevmeye, istemeye veya yapmaya içten yönelme, meyil, temayül. Para piyasalarında zamanla oluşan değişim, alım satım işlemleriyle ilgili iniş çıkış seyri. Belirli bir siyasi görüşe veya düşünceye yakın olma durumu, tandans.
YÖNSEME
Belli bir amaca veya sonuca yönelen, faaliyete dönüşmeyen etki gücü, temayül.
SEMAZENBAŞI
Mevlevilikte semayı yöneten dede.
SİNEMADIŞI
Sinema sanatının gereklerine, niteliklerine, özelliklerine aykırı düşen; sinemaya uymayan.
EĞSİNMEK
Temayül göstermek.
LEBLEKİ
Küçük toprak tabak. Küçük emaye tabak. Çinko ve bakır tabak. Cam tabak. Kenarlı, yüzlek tabak.
SİNEMASEVER
Sinemayı seven, sinema sanatı, kültürü ve çalışmalarıyla ilgilenen (kimse).
FİLMLİK
Sinemacılar, araştırıcılar, izleyiciler için önem taşıyan filmleri toplayan, sıralayan, sıralaklayan, koruyan; sinemayla ilgili oyunluk, ası, yayın, anılar, ve benzerleri çeşitli belgeleri saklayan; istenildiğinde bunları yararlanmaya sunan kuruluş. Televizyon yapım ya da yayın merkezlerinde bulunan buna benzer kurum.