Kelimeler arşivi içinde; sonunda "emay" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu emay ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında emay olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde emay olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
EMAY
Bazı maddeleri korumak, belirli bir parlaklık kazandırmak veya boyamak için kullanılan, saydam veya donuk cama benzeyen cila.
ERDEMAY
Erdemli güzel.
Bu bölümde tanımı içerisinde EMAY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
EMAYLAMAK
Emayla kaplamak.
EĞİLİM
Bir şeyi sevmeye, istemeye veya yapmaya içten yönelme, meyil, temayül. Para piyasalarında zamanla oluşan değişim, alım satım işlemleriyle ilgili iniş çıkış seyri. Belirli bir siyasi görüşe veya düşünceye yakın olma durumu, tandans.
EMAYLAMA
Emaylamak işi.
KAYIKMAK
Öfkelenmek. Temayül göstermek, kaymak. İnhiraf etmek, sapmak, yüz çevirmek.
SİNEMASEVER
Sinemayı seven, sinema sanatı, kültürü ve çalışmalarıyla ilgilenen (kimse).
SİNEMADIŞI
Sinema sanatının gereklerine, niteliklerine, özelliklerine aykırı düşen; sinemaya uymayan.
EMAYELİ
Emayeleme işleminden geçmiş olan.
LEBLEKİ
Küçük toprak tabak. Küçük emaye tabak. Çinko ve bakır tabak. Cam tabak. Kenarlı, yüzlek tabak.
YÖNSEME
Belli bir amaca veya sonuca yönelen, faaliyete dönüşmeyen etki gücü, temayül.
EMAYELEME
Emaye ile kaplama işlemi.
LAVABO
Üzerinde su muslukları bulunan, porselen, emaye, sac vb.nden yapılmış, el, yüz, bulaşık yıkamaya yarar, çukur yer veya eşya. Lokanta, gar vb. yerlerde bu düzenin bulunduğu yer. Tuvalet.
MEYİL
Eğiklik, eğim, akıntı. Eğilim, temayül. İlgi, gönül verme.
EĞSİNMEK
Temayül göstermek.
SİNEMATOGRAFİK
Sinemaya ilişkin, sinemayla ilgili.
DÖLENMEK
Bir yere doğru yönelmek: Evine dölendi. Dolaşmak. Bir yere düzgün şekilde yerleşmek. Bozulmuş bir şey düzelmek, iyileşmek. Yatışmak, yolda rahat ve uslu durmaya alışmak. Bir hayvan sürüsü bir yere düzenli olarak dağılmak: Kuzular çayıra amma da dölendiler. Mutmain olmak, temayül göstermek, sükûnet bulmak, karar kılmak, huzura kavuşmak, ağır davranmak. Çoğalmak.
SEMAZENBAŞI
Mevlevilikte semayı yöneten dede.
ÇEŞİTLEME
Çeşitlemek işi. Farklı olma durumu, farklılık. Belli bir temayı değişik armoni, melodi ve ritimle süsleyerek yeniden çalma, varyasyon.
EMAYE
Üzeri emayla kaplanmış olan. Fotoğrafçılıkta ışığa karşı hassas malzeme.
FİLMLİK
Sinemacılar, araştırıcılar, izleyiciler için önem taşıyan filmleri toplayan, sıralayan, sıralaklayan, koruyan; sinemayla ilgili oyunluk, ası, yayın, anılar, ve benzerleri çeşitli belgeleri saklayan; istenildiğinde bunları yararlanmaya sunan kuruluş. Televizyon yapım ya da yayın merkezlerinde bulunan buna benzer kurum.