Kelimeler arşivi içinde; başında "ela" olan, toplam 43 adet kelime bulunmaktadır. ela ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ela ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ela olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ELAOFORİYAZİS
ELASTOFİBROM
ELAZIĞLILIK, ELASTİKİYET, ELAOFOROZİS
ELAEOPHORA, ELASTİKLİK
ELARABASI, ELAMENCİK, ELASTOZİS, ELASTOMER, ELASTİNAZ, ELASTİKUS
ELALİBEY, ELASTİKİ, ELAĞIZDA, ELAVAYCI, ELAZIĞLI
ELAĞACI, ELASTİN, ELAÇMAZ, ELAŞSIZ, ELASTİK, ELASTAZ, ELAĞUNA
ELANUR, ELAGÖZ, ELAMET, ELAMAN, ELAMAK, ELALDI, ELALAN, ELAZIĞ, ELAĞIZ, ELAVAY
ELA
Gözde sarıya çalan kestane rengi. Bu renkte olan.
ELASTİKLİK
Bir etki sonucu şekli bozulan cismin, etki ortadan kalktığında tekrar ilk şekline dönebilmesi.
ELASTOFİBROM
Elastin ve fibroz bağ doku elemanlarını içeren bir tümör.
ELAOFORİYAZİS
Elaoforozis.
ELASTOZİS
Elastik dokunun dejenerasyonu. Dermal bağ dokuda elastotik materyalin artışıyla kendini gösteren dejeneratif değişimler. Dermal bağ dolunun herhangi bir bozukluğu.
ELASTİKİ
Esnek.
ELALİBEY
Sivas kenti, Kavak bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
ELAMENCİK
İspinoz kuşu.
ELASTİKUS
Elastik, esnek.
ELASTOMER
Çekilince uzayan, çekme mukavemeti yüksek, çabucak eski boyutuna dönebilen, kauçuk benzeri polimer maddelerin genel adı. ("Elastik polimer" teriminin kısaltılmış şekli).
ELAEOPHORA
Onchocercidae ailesinde bulunan filarya cinsi. Bu cinste bulunan türler yabani geyiklerde ve koyunlarda beyinde iskemik nekrozlara, körlüğe ve yüzde dermatozise neden olur.
ELARABASI
Bisiklet.
ELASTİNAZ
Elastin proteinini hidroliz eden enzim.
ELAOFOROZİS
Tabanus ve Hybomitra türü at sinekleriyle taşınan, Elaeophora schneideri adlı nematod türünün mikrofilerlerinin geyik ve koyunların yüz ve göz atardamarlarında oluşturduğu, tromboz, deri, burun, ağız ve konjunktiva yangısıyla belirgin enfeksiyonu, elaoforiyazis, filaryal dermatitisi.
ELASTİKİYET
Esneklik.
ELAZIĞLILIK
Elâzığlı olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde ELA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAĞINTI
Bir nesneyi başka bir nesne ile uyarlı kılan bağ. İki veya daha fazla değişken arasındaki bağıntı. Görelik. İki ayrı veri grubu arasında bulunan ilişki derecesinin ölçümü, deneştirme, korelasyon. İki veya daha çok nitelik arasında matematik işlemleri yardımı ile kurulan bağlılık veya eşitlik. Organizmanın değişik yapı, özellik ve olaylarında görülen karşılıklı ilgi, bağlılık, korelasyon.
ANLAYIŞ
Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.
ALABORA
Geminin yan yatması. Bir serenin yatay durumdan düşey duruma getirilmesi. Selamlamak için filika küreklerinin yukarıya kaldırılması. Balığı toplamak için dalyan ağının yukarıya alınması.
AKI
Herhangi bir kuvvet alanında, belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri, seyelan.
AKICILIK
Akıcı olma durumu. Söz, yazı ve anlatımın akıcı olma özelliği, selaset.
ACELECİ
Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul.
ALIKLIK
Alık olma durumu, belahet.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
BAĞIMLI
Başka bir şeyin istemine, gücüne veya yardımına bağlı olan, özgürlüğü, özerkliği olmayan, tabi. Bir kimseye veya şeye maddi veya manevi yönden aşırı bağlı olan. Sigara, uyuşturucu madde vb. kötü alışkanlıklara aşırı derecede düşkün, müptela.
ALELADELİK
Alelade olma durumu. Bayağılık.
AMA
Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz.
AVARIZ
Kazalar, belalar. Engebe. Osmanlılarda önceleri yalnız olağanüstü durumlarda, sonraları ise sürekli olarak halktan toplanan vergi.
AYAKTA
Ayağa kalkmış durumda. Telaşlı, heyecanlı bir biçimde.
ATROPİN
Güzelavrat otundan çıkarılıp hekimlikte kullanılan zehirli bir madde.
ALA
Karışık renkli, çok renkli, alaca. Alabalık. Kekliğin boynundaki siyah halka. Açık kestane renginde olan, ela (göz).
BAYAĞILIK
Bayağı olma durumu, sıradanlık, aleladelik.
BELAGATLİ
Belagati olan.
BAYAĞI
Aşağılık, pespaye. Gerçekten. Herhangi bir özelliği olmayan, sıradan, alelade. (ba'yağı) Hemen hemen, âdeta. Basit, adi, amiyane, banal. Oldukça, epey.
AGARAGAR
Deniz yosunlarından çıkarılan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanılan bir jelatin türü, jeloz.
ATEŞ
Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Tutuşmuş olan cisim. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma. Öfke, hırs, hınç. Tehlike, felaket. Coşkunluk. Büyük üzüntü, acı. Patlayıcı silahların atılması.