Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ele" olan, toplam 174 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ele ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ele olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ele olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BİLMUKABELE
KERTENKELE, DESTANGELE, KESDENKELE, KESTENKELE, KOŞMARKELE, TETEMEÇELE
ALELACELE, DÜVENSELE, HOPANSELE, KAPANSELE, KÖRGEMELE, MESÇİÇELE, YEŞİLÇELE
MUKABELE, MUKAVELE, MÜBADELE, MÜCADELE, RASTGELE, VARAGELE, EĞİNBELE, EZENTELE, GELEGELE, KARAVELE, MÖGEVELE, MÜGEBELE, MÜJADELE
BESMELE, GAMSELE, HERGELE, KURDELE, MEZBELE, MUADELE, MUAMELE, VELVELE, ZELZELE, ALABELE, ÇENDELE, DENDELE, DİZGELE, DÖMBELE, DÖNBELE, DÖNGELE, DÜŞGELE, ELELELE, ESEVELE, FELFELE, FERMELE, FİSKELE, FİŞGELE, GEJGELE, GERCELE, GERDELE, GERGELE, GEVRELE, GEZGELE, GİRDELE, Devamını Oku »»
ÇETELE, GÖRELE, İSKELE, KÖSELE, MESELE, AKYELE, ALVELE, ARZELE, BEZELE, CEBELE, CÖDELE, CÜDELE, CÜMELE, ÇİYELE, DEVELE, ELVELE, ENDELE, ENKELE, ERSELE, FEMELE, GACELE, GAPELE, GECELE, GEDELE, GEVELE, GÖBELE, GÖDELE, GÖMELE, GUMELE, GURELE, Devamını Oku »»
ACELE, AMELE, ANELE, ALELE, ECELE, EDELE, EKELE, ELELE, EMELE, EYELE, ÖZELE, ÜKELE
GELE, HELE, KELE, SELE, YELE, BELE, CELE, DELE, FELE, LELE, MELE, PELE, ŞELE, TELE, UELE, VELE, ZELE
ELE
ELE
Şaşma bildirir ünlem. Böyle mi, doğru mu ?. Şaşma bildirir ünlem: Ele ne bu?. Öyle. Öyle, bk. öle. Öyle, bk. eyle, öle, ôyle.
KESDENKELE
Kertenkele.
KERTENKELE
Kertenkelelerden, uzun vücutlu, sivri kuyruklu, çevik, böcekçil, küçük sürüngen hayvan (Lacertus).
TETEMEÇELE
Bolu şehrinde, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
DESTANGELE
Tabakhanelerde ıslak derilerin asıldığı ağaç.
KAPANSELE
Ağaçtan yapılmış büyük yemek dolabı. Büyük kulplu ya da kulpsuz sepet, sele.
DÜVENSELE
Döveni boyunduruğa bağlayan araç, döven oku.
BİLMUKABELE
Karşılık olarak. Birinin söylediği söze karşılık söylenen "ben de, size de, sizlere de" anlamında kullanılan bir söz.
KÖRGEMELE
Köstebek.
MUKABELE
Karşılık verme, karşılama, karşılık. Karşılaştırma, karşılıklı yapılmış olan okuma. Karşı gelme, başkaldırma. Toplu yerlerde yüksek sesle hatim okunurken Kur'an okumasını bilenlerin gözleriyle Kur'an'ı takip etmesi, bilmeyenlerin dinlemesi.
MESÇİÇELE
Bolu ili, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
KESTENKELE
Kertenkele.
KOŞMARKELE
Siyah kertenkele.
ALELACELE
Çabucak.
HOPANSELE
Yemek dolabı.
YEŞİLÇELE
Bolu kenti, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ELE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
AÇACAK
Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.
ACELECİLİK
Aceleci olma durumu, ivecenlik.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
ACIGÖL
Nevşehir iline bağlı ilçelerden biri.
ABORDA
Bir deniz teknesinin başka bir tekneye, bir iskeleye veya bir rıhtıma yanını vererek yanaşması.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ACYOCU
Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.
ABANOZGİLLER
İki çeneklilerden, sıcak ülkelerde yetişen bir bitki familyası.
AÇIMLAMAK
Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek.
AÇINSAMAK
Bir yerin özelliklerini ortaya çıkarmak için araştırma ve inceleme yapmak, istikşaf etmek.
ACIPAYAM
Denizli iline bağlı ilçelerden biri.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
ABANA
Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri.
ABANOZLAŞMAK
Ağaç gibi maddeler suda uzun süre kalarak kararmak. Güneşte uzun süre kalarak kararmak, matlaşmak, sertleşmek.
ACUL
Aceleci. Hızlı, çabuk.