Kelimeler arşivi içinde; başında "ele" olan, toplam 228 adet kelime bulunmaktadır. ele ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ele ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ele olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ELEKTRİKLENDİRMEK, ELEKTROEJAKÜLATÖR, ELEKTROMANYETİZMA, ELEKTRONEGATİFLİK, ELEKTROPOZİTİFLİK
ELEKTRİKLENDİRME, ELEKTROBİYOLOJİK, ELEKTROEPİLASYON, ELEKTROFOTOMETRE, ELEKTROMETALÜRJİ, ELEKTROMİYOGRAFİ, ELEKTRORADYOLOJİ, ELEŞTİRİLEBİLMEK
ELEKTRİFİKASYON, ELEKTROBİYOLOJİ, ELEKTROMANYETİK, ELEKTROMIKNATIS, ELEKTRONİKÇİLİK, ELEKTROPORASYON, ELEŞTİRİLEBİLME
ELEKTRİKLENMEK, ELEKTRİKSİZLİK, ELEKTRODİNAMİK, ELEKTRODİYALİZ, ELEKTROKAPLAMA, ELEKTROMEKANİK, ELEKTRONEGATİF, ELEKTROPOZİTİF, ELEKTROŞİRURJİ, ELEKTROTROPİZM, ELEŞTİRİMCİLİK, ELEŞTİRMECİLİK
ELEFANTİYAZİK, ELEFANTİYAZİS, ELEKTRİKÇİLİK, ELEKTRİKLEMEK, ELEKTRİKLENME, ELEKTRİKÖLÇER, ELEKTROANALİZ, ELEKTROSTATİK, ELEKTROTEKNİK, ELEŞTİRİCİLİK, ELEŞTİRMENLİK
ELEKTRİKLEME, ELEKTROFOREZ, ELEKTROGİTAR, ELEKTROKİMYA, ELEKTROKOTER, ELEKTROMETRE, ELEKTROMOBİL, ELEKTROMOTOR, ELEKTRONİKÇİ, ELEKTRONVOLT, ELEKTROOZMOZ, ELEKTROTAKSİ, ELEMDÜLİLLAH, ELEŞTİRELLİK, ELEŞTİRİLMEK
ELEFİRLEMEK, ELEĞİMSAĞMA, ELEKTRİKSİZ, ELEKTRİKUCU, ELEKTRONLAR, ELEKTROPLAK, ELEKTROSKOP, ELEMİTLEMEK, ELEŞTİRİLME, ELEŞTİRİMCİ, ELEŞTİRİSEL, ELEŞTİRMECİ, ELEŞTİRMELİ, ELETİVERMEK, ELEYEBİLMEK
ELEBAHINÇH, ELEBAŞILIK, ELEFANTİDE, ELEFANTOİD, ELEĞİMSEMA, ELEKTRİKÇİ, ELEKTRİKLİ, ELEKTROFİL, ELEKTROFON, ELEKTROJEN, ELEKTROLİT, ELEKTROLİZ, ELEKTRONİK, ELEKTROSAZ, ELEKTROSİT, ELEKTROŞOK, ELEMSİZLİK, ELEMZAHMAN, ELEŞTİRİCİ, ELEŞTİRMEK, ELEŞTİRMEN, ELEYEBİLME
ELECESİNE, ELEDDEVAM, ELEGTİRİK, ELEĞİDAĞI, ELEKÇİLİK, ELEKLEMEK, ELEKTİRİK, ELEMATMAK, ELEMEHERE, ELENTELEN, ELERLEMEK, ELESEFİYE, ELEŞTİREL, ELEŞTİRİM, ELEŞTİRME, ELETGASET, ELETGESET, ELETTİRİK, ELEVETSİZ, ELEZERLİK
ELEKÇALI, ELEKECİK, ELEKENTİ, ELEKGÖLÜ, ELEKKEÇİ, ELEKLEME, ELEKMEĞİ, ELEKTRİK, ELEKTRON, ELEKTROT, ELEKTRUM, ELELLEZİ, ELELUMUM, ELELUSUL, ELEMSAME, ELENLİĞE, ELEŞKİRT, ELEŞTİRİ, ELEVATÖR, ELEZİMEK
ELEBAŞI, ELECENE, ELEGÖRE, ELEĞORE, ELEHMEG, ELEİDİN, ELEKLİK, ELEKMEK, ELEKTRO, ELELELE, ELELEYH, ELEMENT, ELEMİTE, ELEMİYE, ELEMSİZ, ELENMEK, ELEOSİT, ELEPCEK, ELESERİ, ELEŞMEK, ELETMEK, ELEVAYI, ELEVCİK, ELEVÇİK, ELEYCEK, ELEYİSE, ELEYMAN
ELEBEK, ELECEK, ELECİK, ELECTR, ELEÇİK, ELEGCİ, ELEGET, ELEKÇİ, ELEKET, ELELEM, ELEMAN, ELEMBE, ELEMEK, ELEMEN, ELEMET, ELEMGE, ELEMİN, ELEMİT, ELEMLE, ELEMLİ, ELEMNE, ELEMÜK, ELEMÜT, ELEMYA, ELEMYE, ELENCE, ELENCİ, ELENEN, ELENGE, ELENİK, Devamını Oku »»
ELECE, ELEDO, ELEEE, ELEEY, ELEFE, ELEĞİ, ELEJİ, ELELE, ELEME, ELEMİ, ELESE, ELEVA
ELEÇ, ELEĞ, ELEH, ELEK, ELEL, ELEM, ELET, ELEY
ELE
ELE
Şaşma bildirir ünlem. Böyle mi, doğru mu ?. Şaşma bildirir ünlem: Ele ne bu?. Öyle. Öyle, bk. öle. Öyle, bk. eyle, öle, ôyle.
ELEKTRORADYOLOJİ
Hastalıkların tanı ve tedavi edilmesinde elektrik ışınlarının uygulanmasını öngören tıp dalı.
ELEKTROBİYOLOJİ
Canlılarda görülen elektrik olaylarını inceleyen bilim.
ELEŞTİRİLEBİLMEK
Eleştirilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ELEKTRİKLENDİRMEK
Bir yere elektrik sağlamak. Sinirli ve gergin bir duruma yol açmak.
ELEKTROBİYOLOJİK
Elektrobiyoloji ile ilgili.
ELEKTROEJAKÜLATÖR
Spermanın elektrik akımı kullanarak ejakülasyonunu sağlayan alet.
ELEKTROMİYOGRAFİ
Hareket hâlindeki bir adale tarafından meydana getirilen elektrik akımlarının yazılı olarak kaydedilmesi esasına dayanan tanı yöntemi.
ELEKTROMETALÜRJİ
Metalürji ürünlerinin elde edilmesinde ve arıtılmasında termik elektriğin ısı ve elektroliz özelliklerinin kullanılması. Elektrikle ısıtma olaylarından yararlanılarak yapılmış olan ve madenlere uygulanan termik işlemlerin hepsi.
ELEKTRİKLENDİRME
Elektriklendirmek işi.
ELEKTROPOZİTİFLİK
Bir elementin elektron verip katyon oluşturma eğilimi. Alkali ve toprak alkali metaller elektropozitiftir.
ELEKTRONEGATİFLİK
Elementlerin, katıldıkları kimyasal bağdaki elektronlara sahip olma eğilimlerinin bağıl ölçüsü. Genel olarak, periyodik sistemin sağ üst kısmında yer alan elementlerin elektronegatiflikleri yüksektir En elektronegatif element olan Florun elektronegatifliği itibari olarak 4,00 kabul edilmiş ve diğer elementlerin elektronegatiflikleri buna göre sıraya dizilmişlerdir.
ELEKTROMANYETİZMA
Elektriklenme ile mıknatıslanmanın karşılıklı olarak etkilenmelerinden ortaya çıkan olayların bütünü. Elektrik akımıyla mıknatıs elde etme.
ELEKTROFOTOMETRE
Kolorimetrik analizler için fotoelektrik bir sensörle donatılmış alet.
ELEKTROEPİLASYON
Tirişiazis, diştiazis ve ektopik silya gibi göz kapağında görülen fazla ve zararlı kirpiklerin kıl folükülleri içine girilip elektirik akımıyla yakılarak uzaklaştırılması.
ELEKTRİFİKASYON
Elektrik enerjisini endüstri, ulaşım ve gündelik hayata uygulama, elektriklendirme.
Bu bölümde tanımı içerisinde ELE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABORDA
Bir deniz teknesinin başka bir tekneye, bir iskeleye veya bir rıhtıma yanını vererek yanaşması.
ACUL
Aceleci. Hızlı, çabuk.
AÇINSAMAK
Bir yerin özelliklerini ortaya çıkarmak için araştırma ve inceleme yapmak, istikşaf etmek.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
ABANA
Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri.
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
AÇIMLAMAK
Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek.
ACELECİLİK
Aceleci olma durumu, ivecenlik.
ABANOZLAŞMAK
Ağaç gibi maddeler suda uzun süre kalarak kararmak. Güneşte uzun süre kalarak kararmak, matlaşmak, sertleşmek.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ACIGÖL
Nevşehir iline bağlı ilçelerden biri.
ABANOZGİLLER
İki çeneklilerden, sıcak ülkelerde yetişen bir bitki familyası.
AÇACAK
Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.
ACYOCU
Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.
ACIPAYAM
Denizli iline bağlı ilçelerden biri.