Sonu EKTE ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ekte" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ekte ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ekte olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ekte olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

UFAKÖLÇEKTE

10 harfli kelimeler

DEZENFEKTE, İRİÖLÇEKTE, JAAGSİEKTE

8 harfli kelimeler

GERÇEKTE, FİRZEKTE

7 harfli kelimeler

ENJEKTE

5 harfli kelimeler

SEKTE, YEKTE

4 harfli kelimeler

EKTE

Bazı kelimelerin anlamları

EKTE

İstenmediği halde arkasına takılıp gelen, gölge gibi dolaşan. Anası ölüp de başka bir koyuna alıştırılan ya da elde beslenen kuzu.

GERÇEKTE

Aslında, tam anlamıyla, hakikatte.

YEKTE

Eteklik. Ferace. Yenen, üstün. Seçilmeye değer. Akıllı. Eteklik. (Karacaören Kütahya).

UFAKÖLÇEKTE

Çok küçük boyutlarda, özdeciksel çaptaki olaylara ilişkin.

JAAGSİEKTE

Koyunların akciğer adenomatozisi. Atlarda Crotalaria cinsi bitkilerin tüketiminden kaynaklanan solunum sistemi belirtileriyle seyreden pirolizidin alkaloit zehirlenmesi.

SEKTE

Olmakta olan bir şeyin birdenbire durarak kesilmesi, durgu. İnme, felç. Bozukluk.

DEZENFEKTE

Mikroplardan temizlenmiş.

FİRZEKTE

Ahırın altında tezek atmağa yarayan delik.

İRİÖLÇEKTE

Özdeciksel çapta değil, göze görünür çapta olan.

ENJEKTE

İç itilmiş.

  -   -   -  

Anlamında EKTE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EKTE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALEVLENME

Alevlenmek işi. Sessizce sürmekte olan bir hastalığın belirtilerinin artması, eksaserbasyon.

ASETON

Birçok organik maddeyi eritmekte kullanılan uçucu, kolayca alev alır, eter kokusunda bir sıvı.

ARİYA

Sancağı, yelkeni veya sereni direkten aşağı alma.

AGANTA

Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.

ANKA

Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuş, Simurg, Zümrüdüanka.

ALÇALMAK

Alçak duruma gelmek, yüksekten aşağı doğru inmek. İnsanın değeri azalmak.

ANAOKULU

Öğrenim çağına henüz gelmemiş 2-6 yaş arasındaki çocukları okul düzenine hazırlayan eğitim kuruluşu, ana mektebi.

AMBAR

Genellikle tahıl saklanan yer. Kum, çakıl vb. yapı malzemesini ölçmekte kullanılan ve her yanı çoğunlukla 75 santimetre olan küp ölçek. Genellikle tahılın çok üretildiği yer, bölge. Geminin yük koymaya ayrılmış yeri. Yiyecek ve bazı eşyanın saklandığı yer. Eşya taşıma işleri yapan kurum veya ortaklık.

AKSAKAL

Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.

ASIL

Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.

ALIN

Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü. Bir ocakta her türlü ayak, galeri, baca, kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. Karşı. Bazı şeylerin önü, ön yüzü.

ADAY

Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.

ALAYLI

Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.

ABADİ

Açık saman renginde, ipekten yapılan, yarı mat, kalınca bir yazı kâğıdı türü.

AKBABA

Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.

ATEŞLEYİCİ

Ateşleme niteliği olan (şey). Patlayıcı maddeleri ateşlemekte kullanılan cihaz.

ARPALAMA

Atların ayaklarında görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalık. Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalığı.

ARIŞ

Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü. Çözgü.

ARTIKLAMAK

Yemekte artık bırakmak.

AÇKI

Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.