Kelimeler arşivinde; içinde "ekti" olan, toplam 93 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ekti bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ekti ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ekti olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KOLEKTİFLEŞTİRMEK
KOLEKTİFLEŞTİRME
KOLEKTİFLEŞMEK
KÖSTEBEKTİLER, SPEKTİNOMİSİN, SEKTİREBİLMEK, AVERMEKTİNLER, KOLEKTİFLEŞME
GEREKTİĞİNDE, KONDRONEKTİN, SUBJEKTİFLİK, SUBJEKTİVİTE, SUBJEKTİVİZM, TELEOBJEKTİF, PERİREKTİTİS, ANTİENFEKTİF, RETROSPEKTİF, DİYALEKTİKÇİ, SEKTİREBİLME, İNSEKTİVÖRÖZ, SUBJEKTİVİST
AMİLOPEKTİN, FİBRONEKTİN, OBJEKTİVİTE, OBJEKTİVİZM, OBJEKTİVİST, GEREKTİRMEK, DEDEKTİFLİK, OBJEKTİFLİK, ÖTEKTİKÜSTÜ, ÖTEKTİKALTI, KOLEKTİVİST, KOLEKTİVİZM, SELEKTİNLER, MOKSİDEKTİN, VİTRONEKTİN
İNSEKTİFÜJ, İNSEKTİSİT, PERİTEKTİK, İNSEKTİVOR, GEREKTİRME, EKTİLEŞMEK, EKTİLENMEK, EKTİLEMNEK, DORAMEKTİN, DİYALEKTİK, APOPLEKTİK, PEKTİNATUS, GEREKTİRİM, PERSPEKTİF
PROTEKTİF, OTODEKTİK, KONNEKTİN, LEKTİRMEÇ, YEKTİRMEK, ABAMEKTİN, ÇEKTİRMEK, ELEKTİRİK, EKLEKTİZM, SEKTİRMEK, SUBJEKTİF, ALEKTİRİN, EKTİOĞLAK, ÇEKTİRİCİ
REKTİTİS, OBJEKTİF, SELEKTİF, DEDEKTİF, EKLEKTİK, SELEKTİN, PEKTİNAZ, DİREKTİF, EKTİRMEK, ÇEKTİRME, KOLEKTİF, ÇEKTİRİŞ, TEKTİRME, SEKTİRME, KAŞEKTİN, KAŞEKTİK, DEFEKTİF
EKTİLİK, ÇEKTİRİ, EFEKTİF, EKTİRME, ÖTEKTİK, EKTİRLİ, EKTİYAR
PEKTİN, LEKTİN
SEKTİ, YEKTİ
EKTİ
EKTİ
Her yiyeceği canı çeken. Anası ve babası olmayan veya atılmış, bırakılmış çocuk. Anası ölüp başka bir koyuna alıştırılan veya elle beslenen (kuzu). Arsız, yüzsüz, görgüsüz. Cimri. Asalak.
SEKTİREBİLMEK
Sektirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
KONDRONEKTİN
Kıkırdak matriksinde bulunan ve kondrositlerin kollagenle bağlanmasını sağlayan bir glikoprotein.
SUBJEKTİVİZM
Öznelcilik.
SUBJEKTİVİTE
Öznellik.
TELEOBJEKTİF
Uzaktaki cisimlerin çok yakın görüntülerinin elde edilmesini sağlayan, çok uzun odaklı mercek türü.
KOLEKTİFLEŞTİRMEK
Ortaklaştırmak.
SPEKTİNOMİSİN
Streptococcus spectabilis kültürlerinden elde edilen, aminosiklitol türevi ve Salmonella, koliform grubu, Mycoplasma gallisepticum, Pasteuralla multocida gibi bakterilerin oluşturduğu hastalıkların tedavisinde bakterilerin üreme ve gelişmelerini önleyerek etki oluşturan bir antibiyotik.
SUBJEKTİFLİK
Subjektif olma durumu.
AVERMEKTİNLER
Streptococus avermitilis kültürlerinden elde edilen makrosiklik lakton yapılı, parazitlere karşı kullanılan bir grup bileşiğin genel adı.
KÖSTEBEKTİLER
Memeliler (Mammalia) sınıfının, böcekçiller (Insectivora) takımından, gözleri çok küçük ve bir deri ile örtülü, kulakları tüyler arasında gizli, ön ayakları kazmaya elverişli türleri olan bir familya.
GEREKTİĞİNDE
Ödek üzerinde bulunan ve gerektiği zaman kimin tarafından ödeme yapılacağını ya da borçlanımı bildiren deyim.
KOLEKTİFLEŞME
Kolektifleştirmek işi.
PERİREKTİTİS
Periproktitis.
KOLEKTİFLEŞTİRME
Ortaklaştırma.
KOLEKTİFLEŞMEK
Kolektif duruma gelmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde EKTİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
BELAGAT
İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği. Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı, retorik. Bir şeyde gizli olan derin anlam. Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı.
ÇARPIK
Düzgünlüğünü yitirerek eğrilmiş, doğru karşıtı. Gerektiği gibi olmayan, düzgün olmayan. Aksi, ters, huysuz bir biçimde. Kötü.
BELİRLENİM
Belirli duruma gelme işi. Bir kavramın anlamının, içeriğinin, yapısının veya sınırlarının tam olarak belirlenmesi işi, gerektirim, determinasyon.
ASALAK
Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlı, parazit. Başkalarının sırtından geçinen (kimse), abacı, ekti, otlakçı, parazit, tufeyli.
ÇEKİNCE
Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek çekinmeyi gerektiren sebep veya durum, rezerv, ihtiraz.
AZAP
Büyük sıkıntı, eziyet, ezinç. Yeniçeriler zamanında gerektikçe sancaklardaki gençlerden toplanıp ordu ve donanmaya katılan asker. İslam inanışına göre dünyada günah işlemiş olanlara ahirette verilecek ceza. Anadolu'nun birçok bölgesinde çiftlik uşağı.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AKTARMALI
Aktarma gerektiren. Aktarma yaparak.
ARTİSTİK
Güzel sanatların gerektirdiği niteliğe uygun.
AKTARMASIZ
Aktarma gerektirmeyen. Aktarma yapmayarak.
BAYRAK
Bir milletin, belli bir topluluğun veya bir kuruluşun simgesi olarak kullanılan, renk ve biçimle özelleştirilmiş, genellikle dikdörtgen biçiminde kumaş, sancak. Atletizmdeki bayrak yarışında dört sporcunun elden ele geçirdiği kısa, yuvarlak sopa. Simge, sembol. Öncü. Baklagilllerde diğerlerinden daha üstte bulunan, daha büyük olan ve çoğunlukla başka bir renkte ve yuvarlakça olan taç yaprağı. Gerektiğinde indirilip kaldırılan, açılıp kapatılan kol.
CİMRİ
Elindeki parayı harcamaya kıyamayan, bitli, eli sıkı, ekti, hasis, kısmık, kibritçi, mıhsıçtı, nekes, pinti, sıkı, varyemez.
BANYO
Yapılarda, içinde yıkanılan bölüm. Vücudun bir bölümünü veya bütününü, fiziksel veya kimyasal bir etki altında bir süre bulundurma işlemi. Tedavi amacı ile hazırlanan ilaçlı su. Film ve fotoğraf kâğıdını bu sıvıya batırma. Fotoğrafçılıkta ve filmcilikte duyarlı yüzeylerin işlenmesinde belirli bir işlemin gerektirdiği maddeyi erimiş olarak içinde bulunduran sıvı. Banyo küvetinde yıkanma işi.
BAĞLI
Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.
CERRAHLIK
Cerrah olma durumu. Cerrahın mesleği. Cerrahı ilgilendiren, cerrah gerektiren.
CERRAHİ
Cerrahlıkla ilgili. Ameliyatı gerektiren hastalıklarla ilgilenen hekimlik kolu, hariciye.
AVUKAT
Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
ALMAŞ
İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması, keşikleme, münavebe. Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem.