Kelimeler arşivi içinde; başında "eke" olan, toplam 39 adet kelime bulunmaktadır. eke ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu eke ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde eke olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
EKECİKGÖDELER, EKECİKYENİKÖY
EKEBİLMEK, EKELEŞMEK, EKECİKTOL, EKELENMEK
EKEBİLME, EKELEMEK
EKEŞMEK, EKERCEK, EKENDEN, EKEŞMİŞ, EKEMSİZ, EKELMEK, EKETOHA, EKEBÜKE, EKETOKA, EKETAKA
EKELGE, EKECEK, EKEMEK, EKEMEN, EKEMİŞ, EKECİK, EKEBİR, EKENEK, EKENEL, EKENER, EKEVÜL, EKEREK, EKERGE, EKEŞİK
EKE
Büyük, yetişkin, yaşlı, kart. Yaşı küçük olduğu hâlde sözleri ve davranışları büyükmüş gibi olan çocuk.
EKENDEN
Erkenden.
EKELENMEK
Bilgiçlik taslamak. Kibirlenmek, gururlanmak. Aksilenmek. Yaşlanmak: Bizim at ekelendi, tepmeden ne anlar. Tam olgunlaşmak (insan için).
EKECİKGÖDELER
Aksaray ili, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
EKERCEK
Yün eğirmeye yarayan araç, kirmen.
EKEBİLMEK
Ekme imkânı veya olasılığı bulunmak.
EKELEMEK
Birini baştan savmak. Aldatmak. Tane ya da toz halindeki bir şeyi serpmek. Yemeğe tuz, biber ve benzerleri şeyleri ekmek. Tarlayı ikinci kez sürmek. Tohumları tarlaya gelişigüzel dik-mek. Tohum ekmeden önce tarlayı ekime hazırlamak için sürmek. Tohumu seyrek olarak saçmak. Hafifletmek, değiştirmek. Bildiği bir şeyi söylememek. Saçmak, seyrek olarak ekmek (tohum için). Başından savmak.
EKEMSİZ
Fazla etkisi olmayan güneş ışığı.
EKEBİLME
Ekebilmek işi.
EKELEŞMEK
Vücutça kuvvetlenmek, olgunlaşmak. Tecrübe, görgü sahibi olmak. Bir işte usta olmak, pişkinleşmek. Av hayvanı avcıya yanaşmamak.
EKETOHA
Yaşı küçük olduğu halde sözleri ve işleri büyük olan (çocuk).
EKECİKTOL
Aksaray ili, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
EKEŞMEK
Tecrübe, görgü sahibi olmak. Birinin yaptığı işi aynen yapmak, rakip çıkmak. Erkekleşmek, kartlaşmak, ihtiyarlamak, yavruluktan çıkarak anaç hale gelmek (kanatlı hayvanlar için).
EKEŞMİŞ
Kurnaz, açıkgöz (insan).
EKELMEK
Tecrübe, görgü sahibi olmak. Büyümek, yetişmek, çocukluk çağını geçirmek.
EKECİKYENİKÖY
Aksaray kenti, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
Bu bölümde tanımı içerisinde EKE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞIRŞAK
Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça. Teker biçiminde yassı nesne, kurs (I).
ACUR
Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, irice bir meyve (Cucumis flexuosus).
AĞIRCANLILIK
Hareketlerin yavaş olması, tembelce davranış biçimi.
AĞIL
Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.
AFT
Ağız mukozasında görülen ufak, kirli sarı lekeler.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
AFYONKEŞ
Keyif için afyon yutan veya çeken, afyon tiryakisi olan kimse.
AHLAMAK
İç çekmek, ah etmek, ah çeker gibi ses çıkarmak.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AÇACAK
Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.
AĞDA
Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AERODİNAMİK
Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkiyi inceleyen bilim. Gazların hareketini inceleyen bilim dalı. Bu bilim alanlarıyla ilgili olan.
ADRENALİN
Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı.
ACİL
Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel.
AK
Kar, süt vb.nin rengi, beyaz, kara ve siyah karşıtı. Bu renkte olan. Sıkıntısız, rahat. Dürüst. Beyaz leke. Temiz.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
AĞDACI
Şeker, tatlı ve helva yapımında ağda hazırlayan işçi. Ağda ile vücuttaki fazla tüyleri veya kılları temizlemeyi meslek edinmiş kimse.