EKE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "eke" olan, toplam 39 adet kelime bulunmaktadır. eke ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu eke ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde eke olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

EKECİKGÖDELER, EKECİKYENİKÖY

9 harfli kelimeler

EKEBİLMEK, EKELEŞMEK, EKECİKTOL, EKELENMEK

8 harfli kelimeler

EKEBİLME, EKELEMEK

7 harfli kelimeler

EKEŞMEK, EKERCEK, EKENDEN, EKEŞMİŞ, EKEMSİZ, EKELMEK, EKETOHA, EKEBÜKE, EKETOKA, EKETAKA

6 harfli kelimeler

EKELGE, EKECEK, EKEMEK, EKEMEN, EKEMİŞ, EKECİK, EKEBİR, EKENEK, EKENEL, EKENER, EKEVÜL, EKEREK, EKERGE, EKEŞİK

5 harfli kelimeler

EKEZE, EKELE, EKECE, EKEBE

4 harfli kelimeler

EKEN, EKEK

3 harfli kelimeler

EKE

Bazı kelimelerin anlamları

EKE

Büyük, yetişkin, yaşlı, kart. Yaşı küçük olduğu hâlde sözleri ve davranışları büyükmüş gibi olan çocuk.

EKENDEN

Erkenden.

EKELENMEK

Bilgiçlik taslamak. Kibirlenmek, gururlanmak. Aksilenmek. Yaşlanmak: Bizim at ekelendi, tepmeden ne anlar. Tam olgunlaşmak (insan için).

EKECİKGÖDELER

Aksaray ili, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

EKERCEK

Yün eğirmeye yarayan araç, kirmen.

EKEBİLMEK

Ekme imkânı veya olasılığı bulunmak.

EKELEMEK

Birini baştan savmak. Aldatmak. Tane ya da toz halindeki bir şeyi serpmek. Yemeğe tuz, biber ve benzerleri şeyleri ekmek. Tarlayı ikinci kez sürmek. Tohumları tarlaya gelişigüzel dik-mek. Tohum ekmeden önce tarlayı ekime hazırlamak için sürmek. Tohumu seyrek olarak saçmak. Hafifletmek, değiştirmek. Bildiği bir şeyi söylememek. Saçmak, seyrek olarak ekmek (tohum için). Başından savmak.

EKEMSİZ

Fazla etkisi olmayan güneş ışığı.

EKEBİLME

Ekebilmek işi.

EKELEŞMEK

Vücutça kuvvetlenmek, olgunlaşmak. Tecrübe, görgü sahibi olmak. Bir işte usta olmak, pişkinleşmek. Av hayvanı avcıya yanaşmamak.

EKETOHA

Yaşı küçük olduğu halde sözleri ve işleri büyük olan (çocuk).

EKECİKTOL

Aksaray ili, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

EKEŞMEK

Tecrübe, görgü sahibi olmak. Birinin yaptığı işi aynen yapmak, rakip çıkmak. Erkekleşmek, kartlaşmak, ihtiyarlamak, yavruluktan çıkarak anaç hale gelmek (kanatlı hayvanlar için).

EKEŞMİŞ

Kurnaz, açıkgöz (insan).

EKELMEK

Tecrübe, görgü sahibi olmak. Büyümek, yetişmek, çocukluk çağını geçirmek.

EKECİKYENİKÖY

Aksaray kenti, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

  -   -   -  

Anlamında EKE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EKE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AĞIRŞAK

Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça. Teker biçiminde yassı nesne, kurs (I).

ACUR

Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, irice bir meyve (Cucumis flexuosus).

AĞIRCANLILIK

Hareketlerin yavaş olması, tembelce davranış biçimi.

AĞIL

Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.

AFT

Ağız mukozasında görülen ufak, kirli sarı lekeler.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

AÇMAZ

Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.

AFYONKEŞ

Keyif için afyon yutan veya çeken, afyon tiryakisi olan kimse.

AHLAMAK

İç çekmek, ah etmek, ah çeker gibi ses çıkarmak.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

AÇACAK

Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.

AĞDA

Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.

Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

AERODİNAMİK

Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkiyi inceleyen bilim. Gazların hareketini inceleyen bilim dalı. Bu bilim alanlarıyla ilgili olan.

ADRENALİN

Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı.

ACİL

Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel.

AK

Kar, süt vb.nin rengi, beyaz, kara ve siyah karşıtı. Bu renkte olan. Sıkıntısız, rahat. Dürüst. Beyaz leke. Temiz.

İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.

AĞDACI

Şeker, tatlı ve helva yapımında ağda hazırlayan işçi. Ağda ile vücuttaki fazla tüyleri veya kılları temizlemeyi meslek edinmiş kimse.