Kelimeler arşivi içinde; başında "ede" olan, toplam 49 adet kelime bulunmaktadır. ede ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ede ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ede olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
EDEBİYATSEVERLİK
EDEPSİZCESİNE, EDEPSİZLEŞMEK, EDEPLENDİRMEK, EDEBİYATSEVER, EDEBİYATÇILIK
EDEPLENDİRME, EDEPSİZLEŞME
EDEBİYATÇA, EDEBİYATÇI, EDEBİKELAM, EDEPSİZLİK, EDERLENMEK, EDEPLENMEK
EDEBİLMEK, EDELETTİH, EDEPSİZCE, EDEPLENİŞ, EDEHLEMEK, EDEPLENME
EDEBİYAT, EDEBİLME
EDEBSÜZ, EDEKLİK, EDEPSİZ, EDEŞMEK, EDEAGUS
EDEPLİ, EDEVAT, EDEMİK, EDELET, EDELER, EDEKÖY, EDEĞEN, EDEGÜL, EDEBÜK, EDEBEY
EDELE, EDETİ, EDEBİ, EDESE
EDED, EDET, EDEB, EDER, EDEP, EDEE, EDEK
EDE
EDE
Ağabey.
EDEBİYATÇILIK
Edebiyatçının yaptığı iş, yazıncılık.
EDEBİYATSEVER
Edebiyata tutkun.
EDEPLENDİRMEK
Edeplenme işini yaptırmak.
EDEPSİZLEŞMEK
Terbiyesizleşmek.
EDEBİYATSEVERLİK
Edebiyatsever olma durumu.
EDEPLENMEK
Uslanmak, ince ve terbiyeli olmak.
EDEPSİZLİK
Utanmazlık, sıkılmazlık, terbiyesizlik, şirretlik.
EDEBİYATÇI
Edebiyatla uğraşan kimse, yazıncı, yazın eri. Edebiyat dersi okutan öğretmen.
EDEPSİZCESİNE
Edepsizce.
EDEBİYATÇA
Edebiyata uygun, edebiyata benzer.
EDERLENMEK
Eder gibi, yapar gibi görünmek.
EDEBİKELAM
Örtmece.
EDEPSİZLEŞME
Edepsizleşmek işi.
EDEPLENDİRME
Edeplendirmek işi.
EDEBİLMEK
Etme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde EDE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKROMATİK
Beyaz ışığı çözümlemeden geçiren, renksemez. Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm).
ACILI
Acı katılmış olan. Acısı olan, kederli.
AĞIRŞAKLANMAK
Ergenlik döneminde çıbanda veya memede ağırşak biçiminde bir tümsek oluşmak.
ADCILIK
Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
AĞABABA
Dede, ata. Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). Sanı "ağa" olan babaya çocuğunun sesleniş sözü.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
AHLATIERBAA
İnsanın kişiliğini oluşturduğuna inanılan bedendeki balgam, kan, safra ve sevda ögeleri.
ACIKLI
Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.
AÇIKTAN
Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.
AKOMPANYATÖR
Bir parça çalındığı zaman ses veya bir aletle ona eşlik eden kimse.
AHLAT
Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.
ACILIK
Acı olma durumu. Dokunaklılık, kederlilik, yaslılık.
ACELE
Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi. Tez davranma gerekliliği. Vakit geçirmeden, tez olarak.
ADRES
Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.
AĞABEY
Büyük erkek kardeş, ağa, aka, ede, efe. Saygı ve sevgi göstermek üzere yaşça büyük olan erkeklere söylenen bir seslenme sözü.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ACISIZ
Tadı acı olmayan. Üzüntüsü, sıkıntısı olmayan, kedersiz. Ağrı, sızı duyulmayan.
ACEMLEŞMEK
Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.