Kelimeler arşivi içinde; başında "edi" olan, toplam 88 adet kelime bulunmaktadır. edi ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu edi ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde edi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
EDİLGENLEŞTİRTMEK
EDİLGENLEŞTİRTME, EDİLGENLEŞTİRMEK
EDİLGENLEŞTİRME
EDİNİLEBİLMEK, EDİLGENLEŞMEK
EDİNİLEBİLME, EDİLGENLEŞME, EDİMSELCİLİK
EDİRNELİLİK, EDİLEBİLMEK, EDİNMECİLİK, EDİNEBİLMEK, EDİNİVERMEK
EDİKTİRMEK, EDİLGİNLİK, EDİLGENLİK, EDİNEBİLME, EDİTTİRMEK, EDİNDİRMEK, EDİNİVERME, EDİRNEKARİ, EDİLEBİLME, EDİPYATIYA
EDİNDİRME, EDİRGUDUR, EDİMSELCİ, EDİNİLMEK, EDİLDÜDÜL, EDİŞETMEK, EDİVERMEK, EDİKLEMEK, EDİTLEMEK, EDİTÖRLÜK
EDİRNELİ, EDİRTMEK, EDİRNENE, EDİNİLME, EDİYAMAN, EDİVİRAN, EDİVERME
EDİBANE, EDİTMEK, EDİŞMEK, EDİŞKEN, EDİNMEK, EDİNSEL, EDİSYON, EDİRKÖY, EDİNCİK, EDİMSİZ, EDİMSEL, EDİKSİZ, EDİLCEV, EDİLGEN, EDİLGİN, EDİLMEK
EDİKCİ, EDİKÇİ, EDİKLİ, EDİTÖR, EDİLGİ, EDİLLİ, EDİLME, EDİRNE, EDİRLİ, EDİRİS, EDİGEY, EDİREK, EDİRAF, EDİBEN, EDİMCİ, EDİNTİ, EDİMLİ, EDİNME, EDİNİM
EDİBE, EDİĞE, EDİZE, EDİNÇ
EDİL, EDİK, EDİŞ, EDİM, EDİR, EDİP, EDİZ
EDİ
EDİ
İş yapma. Yapılan iş. Birbiriyle iyi anlaşan iki yaşlının baş başa kalışını anlatan Edi ile Büdü, Şakire Dudu deyiminde geçen bir söz.
EDİRNELİLİK
Edirneli olma durumu.
EDİNİLEBİLMEK
Edinilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
EDİLEBİLMEK
Edilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
EDİLGENLEŞTİRME
Edilgenleştirmek işi.
EDİLGENLEŞTİRTMEK
Edilgenleştirme işini yaptırmak.
EDİNİVERMEK
Çabucak veya kısa sürede edinmek.
EDİLGENLEŞME
Edilgenleşmek durumu.
EDİLGENLEŞMEK
Edilgen duruma gelmek.
EDİNMECİLİK
Kimi canlıların, besinleri ya da başka türlü nesneleri edinmek ve bunların istifçiliğini yapmak için gösterdikleri davranışlar.
EDİLGENLEŞTİRTME
Edilgenleştirtmek işi.
EDİNEBİLMEK
Edinme imkânı veya olasılığı bulunmak.
EDİLGENLEŞTİRMEK
Edilgen duruma getirmek.
EDİKTİRMEK
İnek sağılacağı zaman ya da biraz sağıldıktan sonra yavrularına emzirilmek.
EDİMSELCİLİK
Geçmiş jeolojik olayların bugünkülere bakarak açıklanabileceğini ileri süren öğreti, aktüalizm.
EDİNİLEBİLME
Edinilebilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde EDİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACELE
Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi. Tez davranma gerekliliği. Vakit geçirmeden, tez olarak.
ACİL
Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel.
AFOROZLU
Aforoz edilmiş, kovulmuş, uzaklaştırılmış.
AKREDİTİF
Güven yazısı. Kredi mektubu.
AGANTA
Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.
AKORTÇU
Piyano, org vb. müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse.
ABARTICI
Abartıyı huy edinen (kimse), abartmacı, mübalağacı.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
AKSİYON
Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.
AİDAT
Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
AKORTLU
Akordu olan, akort edilmiş.
AÇIKLANMAK
Açıklama işi yapılmak, izah edilmek, ifşa edilmek.
AKDEDİLME
Akdedilmek durumu.
AĞLATI
Trajedi.
AKAMBER
Özellikle amber balığının bağırsaklarından çıkarılan, kül renginde, yapışkan, bükülgen ve misk gibi kokusu olan bir taş. Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan elde edilen katı, güzel kokulu reçine.
AKORTSUZ
Akordu olmayan, akort edilmemiş, akordu bozuk. Birbirini tutmayan, uyumsuz.
AĞDACI
Şeker, tatlı ve helva yapımında ağda hazırlayan işçi. Ağda ile vücuttaki fazla tüyleri veya kılları temizlemeyi meslek edinmiş kimse.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).