DOĞA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "doğa" olan, toplam 105 adet kelime bulunmaktadır. doğa ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu doğa ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde doğa olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

DOĞANLIKARAHASAN

15 harfli kelimeler

DOĞANBEYPAYAMLI

14 harfli kelimeler

DOĞALLAŞTIRMAK

13 harfli kelimeler

DOĞALLAŞTIRMA, DOĞAÜSTÜCÜLÜK

12 harfli kelimeler

DOĞASEVERLİK

11 harfli kelimeler

DOĞALLAŞMAK, DOĞANCIBAŞI

10 harfli kelimeler

DOĞABİLMEK, DOĞAÇLAMAK, DOĞAKAZIĞI, DOĞALCILIK, DOĞALLAŞMA, DOĞALLIKLA, DOĞANALANI, DOĞANBEYLİ, DOĞANCILAR, DOĞANCILIK, DOĞANÇAYIR, DOĞANEVLER, DOĞANHİSAR, DOĞANKAVAK, DOĞANKONAK, DOĞANPAZAR, DOĞANPINAR, DOĞANSARAY, DOĞANŞEHİR, DOĞANTARLA, DOĞANTİMUR, DOĞANYAYLA, DOĞANYURDU, DOĞARASLAN, DOĞAÜSTÜCÜ, DOĞAYAZMAK

9 harfli kelimeler

DOĞABİLİM, DOĞABİLME, DOĞACILIK, DOĞAÇLAMA, DOĞANALAN, DOĞANBABA, DOĞANBAĞI, DOĞANBİKE, DOĞANCALI, DOĞANCASI, DOĞANCILI, DOĞANÇALI, DOĞANDERE, DOĞANKAYA, DOĞANKENT, DOĞANOĞLU, DOĞANOLUK, DOĞANÖREN, DOĞANTEPE, DOĞANYAZI, DOĞANYURT, DOĞANYUVA, DOĞAÖTESİ, DOĞASEVER, DOĞAYAZMA

8 harfli kelimeler

DOĞAÇTAN, DOĞALLIK, DOĞANALP, DOĞANBAŞ, DOĞANBEY, DOĞANCIK, DOĞANCIL, DOĞANÇAL, DOĞANÇAM, DOĞANÇAY, DOĞANGİR, DOĞANGÜN, DOĞANHAN, DOĞANKAŞ, DOĞANKÖY, DOĞANKUŞ, DOĞANLAR, DOĞANNUR, DOĞANÖZÜ, DOĞANŞAH, DOĞANŞAR, DOĞANTAN, DOĞANTAŞ, DOĞANYOL, DOĞAÜSTÜ

7 harfli kelimeler

DOĞALAR, DOĞALCI, DOĞANAĞ, DOĞANAH, DOĞANAK, DOĞANAY, DOĞANCA, DOĞANCI, DOĞANER, DOĞANLI, DOĞANSU

6 harfli kelimeler

DOĞACA, DOĞACI, DOĞAŞI

5 harfli kelimeler

DOĞAÇ, DOĞAH, DOĞAL, DOĞAN, DOĞAR, DOĞAY

4 harfli kelimeler

DOĞA

Bazı kelimelerin anlamları

DOĞA

Kendi kuralları çerçevesinde sürekli gelişen, değişen canlı ve cansız varlıkların hepsi, tabiat, natür. İnsan eliyle büyük değişikliğe uğramamış, doğal yapısını koruyan çevre, tabiat. Bir kimsenin eğilimlerinin, içgüdülerinin hepsi, huy.

DOĞAÜSTÜCÜLÜK

Doğa yasalarıyla açıklanamayan olayların ve gerçeklerin varlığına inanmak gerektiğini ileri süren öğreti, tabiatüstücülük, sürnatüralizm. Doğa yasalarıyle açıklanamayan olayların ve gerçeklerin varlığına inanmak gerektiğini ileri süren öğreti. Özdekçi ve doğacı düşünürlere göre, önemsiz ya da bilimsel yöntemlerle ilişkisi olmayan herhangi bir tutum.

DOĞALLIKLA

Doğal olarak, tabii.

DOĞALLAŞMAK

Doğal duruma gelmek, tabiileşmek.

DOĞANLIKARAHASAN

Kahramanmaraş ili, Narlı nahiyesine bağlı bir bölge.

DOĞAKAZIĞI

Kağnı okunu dingile bağlayan demir kazık. (Çarıksaray, Aşağıdinek Şarkikaraağaç Isparta).

DOĞANBEYPAYAMLI

İzmir kenti, Seferihisar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

DOĞANCIBAŞI

Osmanlı sarayında saray içindeki av işlerini düzenleyen doğancıların başı.

DOĞALCILIK

Gerçeğin doğaya uygun biçimde yansıtılmasını amaçlayan sanat akımı, natüralizm. Gerçeğin yalnız doğa ile açıklanması, natüralizm. Doğa dışında hiç bir şeyin ve gücün var olmadığına inanan, her gerçeğin doğadan çıktığını ileri süren felsefe öğretisi. Rousseau'dan başlayarak John Dewey'e kadar birtakım filozof ve düşünürlerin geliştirdiği ve çocuğun doğal gelişmesi, kendi kendini yönetmesi, duyularına seslenilmesi, kişisel yaşantılar kazanması gibi ilkelere önem veren bir eğitim felsefesi. Ahlakı, içgüdülerin zorladığı kural ve yasalarla açıklayan öğreti ve çığır. İlkel adamın, kişileştirdiği ya da Tanrılaştırdığı kimi doğa öğeleriyle doğa olaylarının çevresinde yarattığı dinsel düzen. bk. din. karşılığı dirimsellik, yıldızcılık. Gerçekçiliğin içine bilime dayanan bazı felsefe ve ahlak öğretileri karıştıktan sonra onun aldığı ad (DOĞALCI, Naturaliste). Doğa: Tabiat. Toplumun gelişimini doğa etkenleri (iklim koşulları,coğrafya çevresi, halklar arasındaki dirimbilimsel ve ırksal ayrımlar) ile açıklamak isteyen öğreti. Fransa'da, XIX. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan, deneye önem vererek doğayı ve gerçeği olduğu gibi anlatmayı sanatın ana görevi sayan yazın çığırı.

DOĞANALANI

Adana ili, Tepecikören nahiyesine bağlı bir yer.

DOĞABİLMEK

Doğma imkânı veya olasılığı bulunmak.

DOĞALLAŞTIRMA

Doğallaştırmak işi.

DOĞALLAŞTIRMAK

Doğal duruma getirmek, tabiileştirmek.

DOĞALLAŞMA

Doğallaşmak işi.

DOĞAÇLAMAK

Birdenbire ve içine doğduğu gibi söylemek, irticalen dile getirmek. Bir metne dayanmadan içe doğduğu gibi konuşmak ve oynamak, tuluat yapmak. O anda şiir söylemek, irticalen şiir söylemek.

DOĞASEVERLİK

Doğasever olma durumu.

  -   -   -  

Anlamında DOĞA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DOĞA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ARACI

Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.

ALACAKLANDIRMAK

Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını alacaklandırıcı adı verilen finansal kuruluşlara devretmek.

AĞAÇLAŞMA

Ağaçlaşmak durumu. Bitki şekilleri gösteren ve akiklerde olduğu gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan doğal desen.

BAĞAN

Düşük. Ölü doğan kuzunun derisi.

BAĞIŞIK

Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğün dışında kalan, muaf. Bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla direnç kazanmış olan.

ANHİDRİT

Genellikle kaya tuzu ve alçı taşıyla birlikte bulunan doğal, susuz kalsiyum sülfat.

ALACAKLANDIRICI

Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını devralan finansal kuruluş.

AKDOĞAN

Kartalgillerden bir tür doğan, aksungur.

BALABAN

İri, büyük. Atmaca, doğan vb. yırtıcı bir kuş. Nazik. Şişman, gürbüz (kimse, çocuk).

ALTIZ

Altısı bir arada doğan (çocuk).

BAĞIŞIKLIK

Bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla kazanılmış direnç durumu.

AFET

Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

AKSUNGUR

Akdoğan.

APATİT

Doğada bulunan, içinde flor veya klor olan doğal kalsiyum fosfat.

AKIŞ

Akma işi. Belirlenen biçimde, kurallarına ve doğasına uygun olarak gerçekleşme. Akın. Geçip gitme, sürüp gitme.

BAKIR

Atom numarası 29, yoğunluğu 8,95 olan, 1084 °C'ye doğru eriyen, doğada serbest veya birleşik olarak bulunan, ısı ve elektriği iyi ileten, kolay dövülür ve işlenir olduğundan eski çağlardan beri türlü işlerde kullanılan, kızıl renkli element (simgesi Cu). Bu elementten yapılmış.

BARINMAK

Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak. Bir yerde yatarak geceyi geçirmek. Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak. Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak. Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak.

ASFALTİT

Petrolün ayrışması ile oluşan ve çoklukta tortul kayaçların gözeneklerinde bulunan doğal bitüm.

BAKI

Özellikle dağlık yörelerde bir yamacın güneş ışınlarına, güneye veya kuzeye karşı konumunu belirleyen, bunun sonucu olarak da doğal şartlarını tespit eden durumu. Denetleme. Fal.