Kelimeler arşivi içinde; başında "doğu" olan, toplam 83 adet kelime bulunmaktadır. doğu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu doğu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde doğu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DOĞURGANLAŞTIRMAK
DOĞURGANLAŞTIRMA
DOĞULULAŞTIRMAK
DOĞULULAŞTIRMA, DOĞURGANLAŞMAK
DOĞUKESMEKAYA, DOĞUBELENÖREN, DOĞURTABİLMEK, DOĞUŞTANCILIK, DOĞURGANLAŞMA
DOĞUÖRCÜNLER, DOĞURTABİLME, DOĞURTUCULUK, DOĞURUVERMEK, DOĞULULAŞMAK, DOĞURABİLMEK
DOĞULULAŞMA, DOĞURABİLME, DOĞUAYRANCI, DOĞURGANLIK, DOĞURUCULUK, DOĞURUVERME, DOĞUÇANAKÇI, DOĞUBİLİMCİ, DOĞUBEYAZIT
DOĞURANLAR, DOĞUSANDAL, DOĞUŞTANCI, DOĞUVERMEK
DOĞURTMAK, DOĞUVERME, DOĞUPINAR, DOĞUNÇTAN, DOĞUNÇLUK, DOĞUMHANE, DOĞUBİLİM, DOĞUCULUK, DOĞULULUK
DOĞUŞSUZ, DOĞURGEÇ, DOĞURMAK, DOĞURŞAK, DOĞUKENT, DOĞURUCU, DOĞUŞLAR, DOĞURTMA, DOĞUŞTAN, DOĞUTEPE, DOĞUYELİ, DOĞUZLUH, DOĞUZLUK, DOĞURGAN, DOĞUMSAL, DOĞUMEVİ, DOĞUNMAK, DOĞULUCA, DOĞULTAÇ
DOĞULUK, DOĞURGU, DOĞUZCU, DOĞURMA, DOĞUMAK, DOĞUCAK, DOĞUŞLU, DOĞUDAN, DOĞUKAN, DOĞUMLU, DOĞUHAN, DOĞURUM, DOĞUGAÇ, DOĞULUG, DOĞURUŞ
DOĞUER, DOĞUNÇ, DOĞUCA, DOĞUCU, DOĞULU
DOĞUM, DOĞUZ, DOĞUŞ, DOĞUL, DOĞUÇ
DOĞU
DOĞU
Güneşin doğduğu ana yön, gün doğusu, şark, maşrık, batı karşıtı. Bu yönde olan, Şarki. Avrupa'ya göre Asya ve Kuzeydoğu Afrika'nın bir bölümü. Güneşin 21 Mart'ta ve 23 Eylül'de doğduğu 0,90°'lik yön. Güneşin doğduğu yöndeki ülkeler bölgesi, Şark, Batı karşıtı. Bulunulan yere göre güneşin doğduğu yönde kalan bölge.
DOĞURTABİLME
Doğurtabilmek işi.
DOĞUKESMEKAYA
Şanlıurfa ili, Harran belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
DOĞUBELENÖREN
Bilecik kenti, Yenipazar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
DOĞUÖRCÜNLER
Kastamonu kenti, Devrekâni ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
DOĞULULAŞTIRMA
Doğululaştırmak işi.
DOĞULULAŞMAK
Doğu yaşayışını benimsemek.
DOĞULULAŞTIRMAK
Doğulu duruma getirmek.
DOĞURGANLAŞTIRMAK
Doğurgan duruma getirmek.
DOĞURTUCULUK
Sokrates'in, önceden düzenlenmiş birtakım sorularla, karşısındakinin zihninde saklı olan doğruları açığa çıkarma ve böylelikle ona gerçeği buldurma temeline dayanan öğretim yöntemine verilen ad.
DOĞURGANLAŞMAK
Doğurgan duruma gelmek.
DOĞURTABİLMEK
Doğurtma imkânı veya olasılığı bulunmak.
DOĞURGANLAŞMA
Doğurganlaşmak işi.
DOĞUŞTANCILIK
Herhangi bir canlı türünün yapısal ve görevsel gelişiminde yaşantı, öğrenme vb. edinilmiş faktörlere değil, kalıtımla ilgili olanlara ağırlık ve öncelik veren görüş, fıtriye, nativizm.
DOĞURUVERMEK
Ansızın doğurmak. Kolayca doğurmak.
DOĞURGANLAŞTIRMA
Doğurganlaştırmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde DOĞU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAHAİLİK
XIX. yüzyılda Babilik'ten doğup İran'dan başka Avrupa ve Amerika'da da yayılmış olan bir din.
BERİBERİ
Genellikle Afrika ve Uzak Doğu ülkelerinde B vitamini eksikliğinden ileri gelen bir hastalık.
ARAFAT
Hacıların Kurban Bayramı'nın arife günü toplandıkları Mekke'nin doğusundaki tepe.
BATMAN
7,692 kilogram olan ağırlık ölçü birimi. Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
ADIYAMAN
Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
AKŞIN
Doğuştan boya maddesi bulunmadığı için kıllarında ve gözlerinde, bazen de derisinde ak olan (hayvan veya insan), çapar, albinos.
ARAP
Fotoğrafın negatifi. Koyu esmer. Fellah. Orta Doğu ile Kuzey Afrika'nın büyük bir bölümünde yaşayan halk ve bu halkın soyundan olan kimse.
ALBASTI
Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden lohusanın tutulduğu ateşli hastalık, lohusa humması, albasma.
BATI
Güneşin battığı yöndeki ülkeler bölgesi, Garp, Doğu karşıtı. Yeryüzündeki başlıca dört yönden güneşin battığı yön, gün batısı, günindi, garp, mağrip, doğu karşıtı. Siyasal anlamda Avrupa ve Kuzey Amerika. Güneşin 22 Mart'ta ve 23 Eylül'de battığı nokta. Bulunulan yere göre güneşin battığı yönde olan bölge, garp.
AĞIRAYAK
Doğurması yakın (kadın).
BAR
Anadolu'nun doğu ve kuzey bölgesinde, en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuşularak oynanan, ağır ritimli bir halk oyunu. Halter sporunda ağırlığı oluşturan kiloları birbirine bağlayan metal çubuk. Danslı, içkili eğlence yeri. Ateşten, mide bozukluğundan, ağızda, dil ve dişlerde meydana gelen acılık, pas. Ayaküstü içki içilen eğlence yeri. Hava basıncı birimi. Amerikan bar.
ALATURKA
Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun, Doğuluca, alafranga karşıtı. Düzensiz, yöntemsiz. Alaturka saat. Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse).
BEN
Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke ya da kabartı. En çok üzümde görülen olgunlaşma belirtisi. Kişiyi öbür varlıklardan ayıran bilinç. Teklik birinci kişiyi gösteren söz. Olta veya tuzağa konulan yem. Saçta, sakalda beliren beyazlık. Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge, ego. Kuşun yavrusuna taşıdığı yem.
AKRABA
Kan bağıyla birbirine bağlı olan kimseler. Oluşma yönünden aynı kaynağa dayanan şeyler. Biri, diğerinin doğurduğu sonuç veya olgular.
ARDAHAN
Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
AVAR
Kuzeydoğu Kafkasya'da, Dağıstan Federe Cumhuriyeti'nde yaşayan bir halk. III-V. yüzyıllar arasında Moğolistan'da, VI-IX. yüzyıllar arasında Orta Avrupa'da yaşamış bir halk.
AKKARAMAN
Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.
AĞRI
Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı. Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.