DOKU ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "doku" olan, toplam 79 adet kelime bulunmaktadır. doku ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu doku ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde doku olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

DOKUZALTMIŞBEŞLİK

13 harfli kelimeler

DOKUZDEĞİRMEN, DOKUNULMAZLIK

12 harfli kelimeler

DOKUZUNCULUK, DOKUYABİLMEK, DOKUNUVERMEK, DOKUNAKLILIK

11 harfli kelimeler

DOKUZÇELTİK, DOKUYABİLME, DOKUYUCULUK, DOKUNUVERME, DOKUZLATMAK, DOKUNMABANA, DOKUZARLAMA, DOKUMACILIK, DOKUNDURMAK

10 harfli kelimeler

DOKUZTEKNE, DOKUMAHANE, DOKUZDANLU, DOKUZÇAVUŞ, DOKUZGÖBEK, DOKURCUNLU, DOKUZHÜYÜK, DOKUZKONAK, DOKUNULMAZ, DOKUNULMAK, DOKUZPINAR, DOKUNCASIZ, DOKUNDURMA

9 harfli kelimeler

DOKUZARLI, DOKUNAKLI, DOKUZAĞAÇ, DOKUNCALI, DOKUZTEPE, DOKUNULMA, DOKUZOĞUL, DOKUZELMA, DOKUZUNCU

8 harfli kelimeler

DOKUZLAR, DOKUZÇAM, DOKUZDAL, DOKUZDAM, DOKUZGEN, DOKUZKAT, DOKUZKÖY, DOKUTMAK, DOKUZTAŞ, DOKUZTAY, DOKUZYOL, DOKUMACI, DOKURCUK, DOKURCUM, DOKURCUN, DOKURMAK, DOKUNSAL, DOKUNMAK, DOKUŞMAK, DOKUYUCU, DOKUMALI

7 harfli kelimeler

DOKUNMA, DOKUNCA, DOKUZLU, DOKUNUM, DOKUNAÇ, DOKUMAK, DOKUZAR, DOKUNUŞ, DOKUSAN, DOKUSUZ, DOKUTMA, DOKUYUŞ, DOKUZAN

6 harfli kelimeler

DOKUZA, DOKUMA

5 harfli kelimeler

DOKUR, DOKUS, DOKUŞ, DOKUZ

4 harfli kelimeler

DOKU

Bazı kelimelerin anlamları

DOKU

Bir vücudun veya bir organın yapı ögelerinden birini oluşturan hücreler bütünü, nesiç. Bir bütünün yapısı ve özelliği.

DOKUZALTMIŞBEŞLİK

Namlusu 9,65 milimetre çapında olan bir tabanca türü.

DOKUZARLAMA

Dokuz demetten yapılan ekin yığını.

DOKUYABİLME

Dokuyabilmek işi.

DOKUMACILIK

Dokumacının yaptığı iş, dokuyuculuk, tekstil.

DOKUNUVERMEK

Çabucak dokunmak.

DOKUNMABANA

Kanser.

DOKUZLATMAK

Döverek cezalandırmak.

DOKUZÇELTİK

Diyarbakır şehri, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

DOKUNULMAZLIK

Dokunulmaz, ilişilmez, karışılmaz olma durumu, masuniyet. Anayasa veya uluslararası gelenekler gereğince, kişilere tanınan ilişilmez olma durumu.

DOKUNAKLILIK

Dokunaklı olma durumu.

DOKUYUCULUK

Dokumacılık.

DOKUZUNCULUK

Dokuzuncu olma durumu.

DOKUYABİLMEK

Dokuma imkânı veya olasılığı bulunmak.

DOKUNUVERME

Dokunuvermek işi.

DOKUZDEĞİRMEN

Düzce şehri, Cumayeri ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Erzurum kenti, Oltu ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

  -   -   -  

Anlamında DOKU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DOKU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

ALPAKA

Çift parmaklılar takımının devegiller sınıfından, Güney Amerika'da yaşayan, uzun tüylü, memeli bir hayvan (Lama glama pacos). Bu yünden dokunan kumaş. Alman gümüşü. Bu hayvanın yumuşak, hafif, dayanıklı ve parlak olan yünü.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

ASİMİLASYON

Özümleme. Benzeşme. Farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları, bunların kültür birikimlerini, kimliklerini baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

ALACA

Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala. Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben. Keklik, bıldırcın vb. kuşları avlamak için kullanılan iki renkli bez. Ağaçta ilk olgunlaşan meyve. İki ya da daha çok renkli. Çorum iline bağlı ilçelerden biri.

ALTMIŞINCI

Altmış sıfatının sıra bildiren biçimi, sırada elli dokuzuncudan sonra gelen.

ALBÜMİN

Bitkilerin, hayvanların doku ve sıvılarında bulunan, birleşimi karbon, oksijen, azot, hidrojen ve kükürt olan, suda eriyen, beyaza yakın renkte, yapışkan özellikte bir protein.

APRE

Kumaş ya da derinin cilalanması, perdahlanması. Dokumacılıkta, boyacılıkta cila olarak kullanılan madde.

ACILIK

Acı olma durumu. Dokunaklılık, kederlilik, yaslılık.

ACIMSI

Acıyı andıran, acıya benzeyen, acı gibi, acımtırak. Dokunaklı.

ANESTEZİ

Canlı vücudunun tümünde veya bir bölgesinde ağrı, ısı, ışık ve dokunma gibi tüm duyuların ortadan kaldırılması, duyu yitimi. Belirli bir sinirin hasarına bağlı olarak vücutta ilgili bölgede ortaya çıkan duyu olmaması.

ALTMIŞ

Elli dokuzdan sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 60 ve LX rakamlarının adı. Altı kere on, elli dokuzdan bir artık.

ANGORA

Ankara keçisinin kılından veya tavşanının tüyünden elde edilen iplikle dokunan (giysi).

AMFİZEM

Doku ve organlarda sıra dışı hava toplanması.

ATKI

Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.

ACIKLI

Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.

AHTAPOT

Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus). Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip.

AFET

Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.

ACILAŞMAK

Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.