Kelimeler arşivi içinde; başında "defe" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. defe ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu defe ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde defe olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DEFERENTEKTOMİ, DEFEDİLEBİLMEK
DEFEDİLEBİLME, DEFERROKSAMİN
DEFERENTİTİS, DEFEDEBİLMEK, DEFEDİVERMEK
DEFEATLERCE, DEFEDİVERME, DEFEDEBİLME
DEFEDİLMEK, DEFEKASYON, DEFELENMEK
DEFEDİLME, DEFEDİLİŞ
DEFETMEK, DEFERENS, DEFENSİN, DEFEKTUS, DEFEKTİF
DEFEDİŞ, DEFETME
DEFELÜ, DEFEKT
DEFEM
DEFE
DEFE
Dokuma tezgâhlarında mekiği hareket ettiren, argaç atıldıktan sonra da bunu sıkıştıran tezgâhın ana kısımlarından biri: Defenin hiç düzeni yok, şuna bir baksana. Defa, kez, bk. dehfe. Dokuma tezgâhında ipleri sıkıştırmak için kullanılan araç. (Ankara). Çulhaların mekik attıktan sonra ipi sıkıştırmak için kullandıkları taraf. Dokumacılıkta tarak vurma.
DEFEDİLİŞ
Defedilme işi.
DEFERENTİTİS
Sperma kanalının yangısı.
DEFEDİLEBİLME
Defedilebilmek işi.
DEFEDİVERME
Defedivermek işi.
DEFEDEBİLME
Defedebilmek işi.
DEFERROKSAMİN
Streptococcus pilosus' dan demirli şelat hâlinde elde edilen, sonradan demiri uzaklaştırılarak demirle zehirlenmelerde demirin sindirim kanalında çöktürülmesi ve emiliminin engellenmesi amacıyla sistemik antidot olarak kullanılan madde.
DEFEATLERCE
Defalarca.
DEFEDİLEBİLMEK
Defedilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DEFEKASYON
Dışkılama.
DEFEDİLMEK
Kovulmak.
DEFERENTEKTOMİ
Sperma kanalının cerrahi işlemle çıkarılmasıyla yapılan kısırlaştırma.
DEFELENMEK
Bir şey aramak için gidip bulamamak, eli boş dönmek: Dün Mehmet'lere kadar boş yere defelendim.
DEFEDİLME
Defedilmek işi.
DEFEDİVERMEK
Çabucak defetmek.
DEFEDEBİLMEK
Defetme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde DEFE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BOMBALAMAK
Belli bir hedefe bomba atmak.
GERİLİM
Gerginlik, tansiyon. Konuşmada bir sesin ortaya çıkması için ses kirişlerinin gerginleşmesi. Bir iletkenin uçları arasındaki gizil güç farkı, potansiyel farkı, voltaj. Çeşitli yollara başvurularak filmde yaratılan sıkıntılı, gergin hava, tansiyon. İhtiyaçların karşılanamadığı veya bir hedefe yönelmiş davranışlar engellendiğinde ortaya çıkan coşkulu durum. İki ucundan ters yanlara çekilen bir telin her noktasında, o iki güce karşı koyan güç, tevettür.
HAYDALANMAK
Defedilmek, dehlenmek.
İSABET
Hedefe varma, hedefi vurma. Yanılmama. Öneri, düşünce veya söz yerinde olma. Güzel rastlantı. "Çok güzel, iyi oldu" anlamlarında kullanılan bir seslenme sözü. Piyango vb. şans oyunlarında, kazanma, çıkma, vurma.
TUTTURMAK
Tutmasını sağlamak. Takip etmek. Hedefe vardırmak, değdirmek, isabet ettirmek. Çivi, toplu iğne, çengelli iğne vb. ile iliştirmek, bağlamak. Aklına koyup direnmek, ısrar etmek. Bir işe başlayıp sürdürmek, bir şeyi yapmakta olmak.
DAĞILMA
Dağılmak işi. Bir hedefe aynı silahla atılan mermilerin, barut haklarının ve başka şartların değişmesi yüzünden ayrı ayrı noktalara vurması. Sınırlı bölgelere toplanmış birlik, gereç ve kuruluşların düşman saldırısına karşı daha iyi korunmalarını sağlamak amacıyla birbirlerinden uzaklaştırılmaları.
DEFETME
Defetmek işi.
POLİTİKA
Devletin etkinliklerini amaç, yöntem ve içerik olarak düzenleme ve gerçekleştirme esaslarının bütünü, siyaset, siyasa. Davranış biçimi, düşünce yapısı. Bir hedefe varmak için karşısındakilerin duygularını okşama, zayıf noktalarından veya aralarındaki uyuşmazlıklardan yararlanma vb. yollarla işini yürütme.
POLİTİK
Siyasal. Belli bi hedefe ulaşabilmek için uzlaşmayı, iyi geçinmeyi amaçlayan.
DÜZEN
Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Dolap, hile. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Alet edevat takımı.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
ISKALAMAK
Hedefe denk getirememek.
SAVMAK
İstenmeyen birini yanından uzaklaştırmak. İşleyip geçmek, etki etmek. Geçirmek. Sıkıcı bir durumu geçirmek, atlatmak, savuşturmak, defetmek. Vakti geçmek.
KOVMAK
Sert veya küçük düşürücü sözlerle gitmesini söylemek, savmak, defetmek. İşine son vermek, görevinden atmak, uzaklaştırmak. Bir yerden sürüp çıkarmak, kovalamak. Varlığına son vermek, ortadan kaldırmak. Gözetmek.
DOYGUNLUK
Doygun olma durumu, gönül tokluğu, istiğna, tatmin. Bir isteğin yerine gelmesi, bir şeyin elde edilmesi, varılmak istenen bir hedefe ulaşılmasından doğan duygu, tatmin.
BALİSTİK
Ateşli silahlarda barut gazının basıncı ile fırlayıp hedefe varıncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. Mermi çekirdeği üzerindeki fiziksel değişimleri inceleyerek merminin çıktığı silahın tanımlanmasını sağlayan işlem.
DEFLEMEK
Defetmek.
SERSERİ
Belli bir işi ve yeri olmayan, başıboş (kimse), hayta. Amaçsız. Tutarsız, beğenilmeyen davranışları olan (kimse). Belli bir hedefi olmayan, belli bir hedefe atılmamış olan, rastlantıyla gelen (kurşun, mayın vb.).
HAYDAMAK
Çifte koşulan hayvanı sürmek, dehlemek. Kovmak, defetmek.
SEDEFSİ
Sedefi andıran, sedefe benzeyen, sedef gibi, sedefimsi.